Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

ALEVİLERDEN ÖZÜR

Bu, biraz bekletilmiş, ama epey de gecikmiş bir yazıdır. Evet, Mayıs ayından beri bekliyoruz. 2001 yılı Mayıs ayından, hiç olmazsa bu tarihten beri; Sünniler'in, Aleviler den özür dilemesi için bekliyoruz. özellikle sık sık Alevi-Sünni Kardeşliğinden söz açan Sünni din adamlarının, onların sayıları hiç de az olmayan dinsel politikacılarının, hatta laiklik yazar çizer, konuşurlarının, konumlarına göre konuya el atmasını bekliyoruz. Olaylar, örnekler, Üstüste yığılıyor, hala tek bir ses bile çıkmadı, çıkmıyor.
Neden Mayıstan beri? Mayıs ayında, Dünya Katoliklerinin lideri Papa 2. Jean Paul, Atinaya geldi, Katoliklerin, Ortodokslara karşı işlediği suçlardan ötürü özür diledi. Basında okuduğumuza göre, Ortodokslar, Hristiyan aleminin 1054te Ortodoks ve Katolik kiliseleri olarak ayrılmasından Katolikleri sorumlu tutuyorlar ve Papanın özür dilemesini istiyorlardı. 15 Mayİs 2001 tarihli Cumhuriyette, değerli sinema yönetmeni ve kültür adamı Metin Erksan, konuyu özetlemiş ve tüm okurları için, bizimle ilgili bir yorum katmaksızın incelemişti. O sırada Türk basınını bu bakımdan yeterince izleyemedik, ama konu ile gereğince ilgilenilmediğini söylemenin hiç de yanlış olmayacağını düşünüyoruz.
Bizim açımızdan bu olay, herşeyden önce, çağımızı anlamamız ve ders almamız bakımından önem taşıyor. Evet, çağın koşulları bizi yüreklendirmektedir. Umulmadık iyi şeyleri ummamız gerektiğinin her gün pek çok örneklerini görüyoruz. ‚ağın koşulları bizden ve nasıl inanır ve düşünürsek, inanalım ve düşünelim; çok daha kapsamlı görüşlü, engin gönüllü ve kişilikli olmayı, ona göre davranmayı istiyor.
Çağ eski hesapların silinmesi, kapatılması çağıdır. Ama bu hesaplar, kapansın denmekle kapanmaz. Kardeş olunsun denmekle kardeş olunmaz. Reddi miras edilemeyen sorumluluklar vardır. O sorumlulukların varisleri, işte görüyoruz, bütün dünyada, mazlumlardan ya da mazlumların çocuklarından, varislerinden, özür diliyorlar.
Biz de hiç olmazsa bu çağda, bu örnekler karşısında; Sünnilerin, Alevilerden özür dilemesini istiyoruz! Bunun için Papanın, Katolikler adına Ortodokslardan özür dilemesi, bu özrün beklenmesi gerekmezdi. Hatta biliyoruz, lanetle anılan soyu içinde tek kalan ve hayırla anılan Hz. Ali'ye sövülmesi gibi nice kötülükleri elinden geldiğince ortadan kaldıran Emevi, evet Emevi halifesi, Ömer Bin AbdÜlaziz gibi özür dilemenin çok ötesine geçmiş olanlar da, hem de yüzyıllar öncesinden gelmişlerdir. Ama bunlar birer istisna olarak kalmıştır. İmparatorluklar, devletler değişmiş, ama Aleviye karşı Sünni zulmü süregelmiş ve en beklenmedik zamanlarda hortlamİş, hatta kimi yerde Sünniye bile zulmedecek biçim ve boyutlara ulaşabilmiştir.
Özür dilemek, bir olgunluk, kemal aşamasıdır. Özür dilemek, eğiticidir. Özür dileyen de kendisinden özür dilenen de birbirlerine ister istemez yaklaşırlar. Özür dileyen de, o özürü kabul eden de, yücelirler.
Söyledik; Sünnilerin Alevilerden özür dilemesi için, Papanın, Katolikler adına Ortodokslardan özür dilemesi gerekmezdi. Ancak, böyle güzel, yüce bir olay da, davranış da gerçekleşmiştir. Eğer biz de bu dÜnyada yaşıyorsak, hele birde Batılılaşmaktan, Eşitlikten, Kardeşlikten, Laiklikten, Demokrasiden, Hoşgörüden söz ediyor, Üstüne Üstlük bir de ABye girmek istiyorsak, hiç olmazsa kendimiz akıl edemediğimiz konularda onların, hatta başkalarının takdir edilecek davranışlarına bakmamız hiç de yanlış olmaz. Batının modasını, giyim kuşamını, türlü türlü davranışlarını hemen taklit ediyoruz da, iyi davranışlarından neden kendimize ders çıkarmayalım?..
Katoliklerin, Ortodokslardan özür dilemesi için çok neden olması gerektir. Bizim bildiğimiz, Haçlı seferlerinde İstanbul'u, o zamanki adıyla Bizans'ı da işgal etmişler, Patrikliğin bile buradan İznike kaçmasına, 60 yıl orada kalmasına neden olmuş, bu kentin birçok güzel eserini Avrupa'ya daha o zamandan kaçırmış, oradaki kimi yapılarında öğeler, süsler olarak kullanmışlardır ve bunlar bugün de Venedik'te, şurada burada görülebilmektedir.
Bunlar konumuz değil, Katoliklerin tarihe geçen, Ortodokslara reva gördükleri, kendi dindaşlıklarına sığmaz başka tutumları da var. Öteyandan, Ortodokslar, Katolik Ülkelerini işgal etmediği için andığımız türden bir durum da söz konusu olmayabilir. bunlar bizim için sadece, Papanın davranışını, olayı daha iyi anlamak bakımından önemli, ama söylediğimiz gibi, bize düşen bakımından çok da gerekli ya da zorunlu olmayan bazı örnekler. Bizim için önemli olan kendi tarihimizin olayları, Sünniler ile Aleviler arasında geçenler.
Batıyı iyi izlersek, özür dileme davranışının, Papa, Katolikler ve Ortodokslar arasındaki davranışla sınırlı kalmadığını görürüz. Örneğin yine bu yıl, bu kez de Eylül ayı başında, Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından, Güney Afrikanın Durban kentinde, Dünya Irkçılıkla Mücadele Konferansının 3.sü gerçekleştirildi. Bu konferansa Örgütün Genel Sekreteri Kofi Annanla birlikte, Yaser Arafat, Güney Afrika Devlet Başkanı, Fidel Kastro, Türkiye, ABD, İsrail ve yaklaşık 150 Ülkeden 6 bin dolayında kişi katıldı. Cumhuriyet gazetesinin 1, 4, 5, 7 ve 9 Eylül tarihli sayılarında bildirildiğine göre, köle ticareti, Avrupa Ülkelerinin Afrikadaki sömürgelerinden özür dilemesi, sonra da tazminat konuları, konferansta günlerce, geniş şekilde ele alındı. Sonuç bildirgesinde de, Kölelik ve köle ticaretinin insanlığa karşı işlenen bir suç olduğu belirtildi.
Yine Batıda, Almanyanin, Hitlerin yaptıklarından, Doğuda, Japonya'nın da 2. Dünya Savaşındaki kimi davranışlarından ötürü özür dilediğini, hatta tazminat gibi bazı yaptırımları kabul ettiğini görüyoruz.
Yeniden kendi konumuza döner ve ilkin uzak tarihimize bakarsak, Hz. Aliye, Ehlibeyte yapılanlar, hele başlı başına, hala acısı eksilmeyen koca Kerbela olayı, sonra Hallac-ı Mansura, Seyyit Nesimiye, Pir Sultan Abdala, Şeyh Bedreddine, bilinen bilinmeyen halktan insanlara yapılanlar, çok uzak olmayan geçmişte, Yeniçeriliğin kaldırılmasında ve bu olayın ardından Alevi-Bektaşiliğe, tüm Anadolu İslamlığı, Osmanlı tarihi boyunca köylerdeki Alevi halka yapılanlar, yakın geçmişte, Ortaca, Elbistan, Çorum, Maraş, Malatya, İstanbul Gazi Mahallesi, Ümraniye, hele hele Sivas Katilamı, vb. zulümleri saymakla bitmez.
21. yüzyıla girdiğimiz şu sırada düşünüyor ve diyoruz ki; insanlar birbirlerini bağışlamalıdırlar. Ama bu bağışlama, herkes için, durup dururken olmaz. Derin tarihsel acİlarİ, haksızlıkları yaşamış insanlara, hem de bu acılarda sizin inancınızda olanların sorumluluğu varsa, iletişimin bunca geliştiği, olayların bunca çok yönlü ve derinliğine değerlendirilebildiği çağımizda, hiçbir şey yapmaksızın, kısaca: özür bile dilemeksizin, Haydi, beni sev, kardeş değil miyiz, beni bağışla!.. diyemezsiniz.
Hristiyan aleminin bir mezhebinin en büyüğü olan Papanın, tüm o mezhep Üyeleri adına Ortodoksların önde gelen bir temsilcisinin ayağına giderek Mayısta yaptığı hareket ve söylediği sözler, dünyada bu yöndeki diğer gelişmeler, bizim için düşündürücü ve ibret verici olmamalı mıdır? Bundan hepimizin gereken dersleri çıkarmamız gerekmez mi?..
Burada, Papanın ve Katoliklerin konumunda olan; Sünniler ve onların temsilcisi durumunda olanlardır. Kaçış için; bizde halifelik yok ki, gibi kimi sözlerin söylenebileceğini sanmak bile istemiyoruz. Bu; ipe un sermenin dik alası olur. Niyetiniz var mİ, yok mu, sorun bu kadar basittir.
Biz bu özürün mutlaka dilenmesini istiyoruz. Bu istekte, toplumun hemen her konuda geri kaldığı gibi, geç kaldığımızı da düşünüyoruz. Bu özürün dilenmesinin Sünni Kardeşlerimize kazandıracağı çok şey vardır. Bu özür onları büyük manevi yüklerden kurtaracak, arındıracak, yüceltecektir. tarih önümüze, bizim için söylenmesi, tüm Alevilerce istenmesi ve Sünnilerce de gerçekleştirilmesi gereken bir görevi, açık ve seçik olarak koymuştur. Bu görevin yerine getirilmesinde daha gecikmek, bu konuda geri kalmışlıktan çıkmakta gecikmektir, diyor ve tüm ilgilileri bu göreve önemli çağırıyoruz.
SADIK GÖKSU

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git