Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

DOĞAN AVCIOĞLU

Türkiye’nin aydınlığında Türkiye’nin Düzeni (1968) adlı başyapıtıyla fırtına gibi esen Doğan Avcıoğlu’nu 4 Kasım 1983 günü sonsuzluğa uğurlamıştık. 31 Mart’ta Yabancı Parmağı (1969), Devrim Üzerine (1971), Milli Kurtuluş Tarihi: 1885’ten 1995’e (4 cilt, 1974), Devrim ve Demokrasi Üzerine (1980), 5 cildi yayımlanan ve tamamlanamayan Türklerin Tarihi (1978-1985) adlı “tarih” çalışmalarıyla dünümüzün aydınlatılmasına katkılar sunan Doğan Avcıoğlu’nun yapıtlarının önemi, yaşadığımız her geçen gün biraz daha ortaya çıkıyor.
Bilimin ışığında bir tarihçiliğin gerçekleştiricisi olan Avcıoğlu’nun geleceğe ilişkin söylediklerini de yaşam tarafından doğrulanması, eskimeyen bir bilge tarihçiyle buluşmuş olduğumuzu kanıtlıyor. Beyniyle ve yüreğiyle ülkemizin çağdaşlaşması yolunu aydınlatmaya çalışan Doğan Avcıoğlu’nun yol göstericiliği, dünü ve bugünü anlayarak yarına koşma çabasındaki aydınlıkçı insanlar için kaçırılmaması gereken bir şanstır diye düşünüyorum.
1926 Bursa doğumlu olan Doğan Avcıoğlu, Fransa’da sosyal bilimler ve ekonomi okuduktan sonra 1955’te Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE)’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlar. 1957’den itibaren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Araştırma Bürosunda Ortak Pazar, seçim sonuçları, konut sorunu, devlet personeli konularında incelemeler ve çalışmalar yapan Avcıoğlu, 1950’li yıllarda dönemin Akis ve Kim gibi etkin dergilerine ve Ulus gazetesinde yazılar yazar, bir süre Akis’i yönetir. 1961’de Kurucu Meclis’te Anayasa Komisyonu Üyesi olarak görev yapar ve dönemin en etkili dergisi olan Yön’ü çıkarmaya başlar (ilk sayı 20 Aralık).
Avcıoğlu’nun sahipliğini ve yazıişleri müdürlüğünü yaptığı Yön’ün kurucuları Avcıoğlu, Cemal Reşit Eyüboğlu ve Mümtaz Soysal’dır. Tirajı 30 binlere ulaşan Yön, 5 Haziran 1963’t esıkıyönetimce kapatılmış (77. sayı), 25 Haziran 1964’te yeniden yayına başlayarak 30 Haziran 1967’deki 222. sayısıyla birlikte yayınına “kurucularının kararıyla” son vermiştir. Yön’ün ilksayısındaki imzaya açılan çıkış bildirisi önce 164, sonra da 878 kişi tarafından imzalanmıştır. (İmzacıların listesi ve Yön hakkında geniş bilgiler Hikmet Özdemir’in “Kalkınmada Bir Strateji Arayışı: Yön Hareketi” (Bilgi Yayınevi, 1986) adlı çalışmasında yer almaktadır). Bu bildirinin amacı Türkiye’nin sorunlarını tartışmaya açmaktır ve 222 sayı boyunca Avcıoğlu, Şevket Süreyya Aydemir, Aziz Nesin, Fakir Baykurt, Niyazi Berkes, Atilla İlhan, Samim Kocagöz, Mehmed Kemal, İlhan Selçuk, İlhami Soysal, Mümtaz Soysal, Muammer Aksoy, Sadun Aren, Cahit Tanyol, Yaşar Kemal gibi onlarca yazar ve bilim insanınca bu amaç gerçekleştirilmeye çalışılır.
1962’de bilimsel açıdan Türk sosyalizmini incelemek ve yaymak amacıyla kurulan Sosyalist Kültür Derneği’nin de kurucularından olan Doğan Avcıoğlu, 1963-1965 arasında da Türk-İş Araştırma Merkezi’nde Müdürlük yapar.
1968 yılı Türkiye’nin Düzeni’nin çıktığı yıldır. Avcıoğlu, 1969 Yunus Nadi Armağanı’nı alan bu yapıtında, arayış içinde olan Türk soluna yeni açılımlar getirir. Osmanlı toplum düzenini tanımlayarak başladığı çalışmasına; “Bu düzene dokunulmaz, bu düzen atalarımızdan kalmıştır. Bu düzeni yıkmak, değiştirmek istemek, milletimizin değer hükümlerini, inançlarını, örf ve ananelerini ortadan kaldırmak demektir” diyenlere karşılık, bu düzenin “gerçekten milletimizin değer yargılarını, inançlarını ve geleneklerini yansıtan, atalarımızdan kalma ve korunmaya değer bir düzen midir?” sorusunun yanıtını ”bize unutturulmak için çaba harcanan tarihimize bırakarım” diyerek Malazgirt’le başlayan bir tarih gezisine çıkarak başlar.
Osmanlı devletinin bir nakliyeci tüccar memleketi olduğunu, “göçebe Türk” efsanesinin yanlış olduğunu, Osmanlı’nın merkezi bir devlet olduğunu söyleyerek ilk Batılılaşma çabalarına, Türkiye’nin idam fermanı olan 1838 Ticaret Sözleşmesi’ne gelir ve sözü Tanzimat’a, Türkiye’nin emperyalizmin boyunduruğuna girmesine getirir.
Emperyalizmin sömürgeleştirmesine karşı milliyetçi tepkileri, milliyetçilik bayrağını ordunun yükselttiğini, Jön Türkler’in çabalarını, Meşrutiyetleri aktardıktan sonra da Kurtuluş Savaşı’nı, Atatürk Devrimini, Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki atılımları ve “Tanzimat Batıcılığına dönüş ve devrimciliğin sonu” olarak belirlediği çok partili yaşamı anlatır. İşbirlikçi kapitalizm ve irticanın ülkemizi “1838 Ticaret Antlaşması”ndan “Ortak Pazar”a getirdiğini söyledikten sonra da emperyalizmden kurtulmanın ve kalkınmanın “düzen değişikliği” demek olduğunu belirler. “Komünist”, “Amerikan Tipi” ve “Milli Devrimci Kalkınma” yolu olarak üç kalkınma yolunun bulunduğunu söyleyen Avcıoğlu son bölümde kendi tezine gelir ve “Türkiye için milli devrimci kalkınma stratejisi”nin esaslarını yaşamın her alanındaki programıyla açıklar.
Yapıtının sonuç bölümünde ise ülkemizin çoktan kalkınmış ve çağdaş uygarlığın ön saflarında yer alabileceğini ama bu gelişmeyi emperyalizmin önlediğini, kapitalist kalkınma yolunun tıkandığını, kalkınmanın ilk koşulunun bağımsız ekonomi, bağımsız politika olduğunu söyleyen Avcıoğlu, Kurtuluş Savaşı’yla bu olanağı bir ölçüde elde ettiğimizi, ancak milli olması istenilen kapitalistlerin fabrika kurmak yerine Batı firmalarının komisyonculuğuna yöneldiklerini, politik bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla tamamlanamadığını ekler.
Tanzimat Batıcılığına dönülerek yabancı sermaye ve borçlanmalarla “Amerikan Tipi” bir kalkınmanın bir kez daha denendiğini, kapitalist sınıfı geliştirmek için iç ve dış kaynaklardan milyarların özel teşebbüse akıtıldığını, devletin yetiştirdiği elemanların özel teşebbüse kaydırıldığını, vurgun karlara göz yumulduğunu belirterek akıtılan bunca kaynağa karşın sanayileşmenin gerçekleştirilemediğini, kapitalist sınıfın yatırımcı olmadığını, lüks tüketimle geniş kitlelerin sefaletinin çatıştığını, toplumsal sorunların her geçen gün daha kötüye gittiğini vurgular.
Tarım ülkesi Türkiye’nin kendisini besleyemediğini, gecekonduların çığ gibi büyüdüğünü, borçların gittikçe ağırlaştğını, kapitalist sınıfın ağalar, beyler, şeyhler ve tefecilerle birlikte ağırlaşan sorunların çözümü için gereken reformlara karşı çıktığını, bu koalisyonun kalkınma, sosyal adalet, demokrasi ve bağımsızlık yollarını tıkadığını, bu ters ve yanlı gidişe dur demek gerektiğini söyleyen Avcıoğlu, bu durumda milliyetçi devrimcilerin bir kez daha ön planda oynamaya aday gözüktüklerini söyler.
Kemalist tezin, “Bağımsızlık içinde toplumsal devrimler yoluyla çağdaş uygarlığa ulaşmak” biçiminde özetlenebileceğini, tek çare olarak gördüğü “milli devrimci kalkınma yolunun, Kemalist tezin temele indirilmesi ve böylece Atatürk devrimlerinin devam ettirilmesinden başka bir şey” olmadığını söyleyen Avcıoğlu, bu yöntemle ülkemizin 15-20 yıl içinde kalkınmasının, tam bağımsızlığını sağlamasının ve çağdaş uygarlık düzeyindeki şerefli yerini almasının gerçekleşeceğini, bunun içinse gerçekten devrimci olmak gerektiğini ekliyor.
Avcıoğlu, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından hemen sonra söylediği “Devrimin kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki cereyanı boğmadıkça başlattığımız devrim bir an bile durmayacaktır” sözünün, her devrimcinin kulağına küpe olması gerektiğini söyleyerek çalışmasını yine Mustafa Kemal’in şu sözleriyle bitirir: “İdare-i maslahatçılar esaslı devrim yapamaz.”
Türkiye’nin Düzeni, geri kalmışlığımızın nedenlerini, kapitalist gelişmenin tarihini araştıran, nasıl kalkınırız ve neden kalkınamadık sorularının yanıtını ararken düzenin ne olduğunu ve nasıl değişeceğini, bağımsızlık ve çağdaş uygarlık ülküsünün ne olduğunu ve nasıl kazanılacağını anlatan, günümüzde de okunacak, öğrenilecek, dersler çıkarılacak bilgilerle dolu bir kitap olarak ülkemizi aydınlatmaya devam ediyor.
1968-69 arasında CHP Yüksek Danışma Kurulu üyesi olan Doğan Avcıoğlu, 1969’da 31 Martta Yabancı Parmağı’nı yayımlar ve aynı yılın Ekim ayında Türkiye’nin düzen değişikliği ve milli devrimiyle ilgili araştırmaların yer aldığı politik gerçeklerin kamuoyuna açıklanmasını amaçlayan haftalık Devrim gazetesini çıkarmaya başlar. (Devrim, 27 Mayıs 1971’e kadar 79 sayı yayımlanır)
1971’de Devrim Üzerine adlı çalışmasını yayımlar ve bu yapıtında, nasıl bir kalkınma modeli, nasıl bir planlama, nasıl bir dış ticaret düzeni, nasıl bir toprak devrimi, nasıl bir bankacılık düzeni, nasıl bir sanayileşme sorularının yanıtını arar, kısacası bir devrim stratejisi çıkarır ortaya. 12 Mart sonrasında 27 Nisan 1971’de Madanoğlu cuntasının elemanı olduğu suçlamasıyla tutuklanır. 1971-83 arasında aktif siyasetin dışındadır ve araştırmalar yapar.
1974’te 4 ciltlik Milli Kurtuluş Tarihi: 1885’ten 1995’e adlı çalışmasını yayımlar. Bu çalışmasında, “Türkiye’nin Milli Kurtuluş Tarihi acaba bir milli kurtulamayışın mı tarihidir?” Milli Kurtuluşçuluğun büyük lideri Atatürk, nehri ters akıtmayı mı denemiştir? sorularının yanıtlarını vermeye çalışır. Emperyalizm Karşısında Türk Aydınının Aymazlığı ve Tam bağımsızlık, Sovyet Devrimi Karşısında Türk Devrimi, Devrimin Yapısı ve Kurtuluştan Sonra Türkiye, Kurtuluş Devriminin Sınıf Yapısı, Devrim Savaşı başlıkları altında bağımsızlık ülküsü temelinde yine kalkınma ve devrim arayışını anlatır.
1980’de yayımladığı Devrim ve Demokrasi Üzerine adlı çalışması da aynı amaca yönelik çalışmasıdır.
Doğan Avcıoğlu, ilk cildini 1978’de sunduğu ve 8 cilt olarak planladığı Türklerin Tarihi’nin de ancak 5 cildini hazırlar ve 4 Kasım 1983’te ölür.
Yakın tarihimize tuttuğu ışıkla ve tarihten yararlanarak atılacak adımların belirlenmesi doğrultusunda ulusal bir devrim anlayışının mimarı olan Doğan Avcıoğlu’nun aydınlığımıza katkılarını öğrenmek ve ona teşekkür etmek boynumuzun borcudur.
Doğan Avcıoğlu aydınlığına saygıyla.
ÖNER YAĞCI