202 - 211 Sayfalar
BOZOK
BOZOK (YOZGAT)TA VERGİSİNİ
VERMEYEN ALEVİ TÜRKMENLER
YAZI: 5 Muharrem sene 993 (Ocak 1585), Padişah 3. Murat dönemi, Sadrâzam Özdemiroğlu Osman Paşa, İran’da Şâh 1. Tahmasb’tır. O yıl Vezir–i A’zam Özdemiroğlu Osman Paşa’nın İran’la savaşları ve Azerbaycan’ı alması.
KİMDEN: Padişah’tan
KİME: Bozok (Yozgat) Beyi’ne HÜKÜM
KONU: Şarkipare ilçesinde Conkar ALEVİ CEMAAT’ından bazı kişiler devlete ilişkin vergilerini vermediklerinden tutuklanıp hapse götürülürken onları kurtarmak için yapılan kavgada bazı kişiler yaralandığı, bu, görevlilere karşı gelenlerin haklarından gelinmesi isteği.
BELGENİNMEÂLİ
Sadrâzam hazretlerine virildi
Bozok (Yozgat) Beği’ne HÜKÜMKİ,
Hazine–iÂmiremin Rum cânibi Defterdârı Mustafa ile Müfettiş–i Emvâl olan kadı mektub gönderüb Havâs–ı Hümâyûnımdan (devlet hissesine ayrılan yerler) Şarkîpâre kazâsına tâbi’ CONKARALEVİCEMAATI’nın mirîye aid olan hukuk ve rüsûmları taleb olındıkda itaat itmeyüb külli fesâda müchaseret (fenalığa kalkışma) idüb ba’z–ı kişiler cem’ idüb serdarları olan Karan ve Kılınç veHüseyn’in kayd ü bendiyle (yakalanıp zincire vurma) göndermeğin niçün emr–i şerîf vârid olmağın mezkûr (adı geçen) karan ahz olınub (yakalama) cemaat–ı mezbhurenin ber–mûcib–i emr–i şerîf zikr olınan ehl–i feshadın ele getürilmesi içün hukuk–ı mezbhunenin mübâşir olan mîrlivâ–i olanlardan ba’z–ı kimesneler irsâl (yollama) olındıkda cemaat–ı mezbhureden (Conkar Alevi Cemaatı) beş nefer kimesne dahi ahz (yakalanıp) olınub lâkin merkumân (adı geçenler) Hüseyn ve Kılınç ve karındaşları Oruç sâir cemaatlar âlet–i harble ayak üzere kalkub otuz nefer atlu ile Akçalu nahiyesinde ardlarından irişüb muhârebeye mübâşeret idüb (kalkışma) birkaç at ve adam okla ve kılıç ile mecrûh (yaralama) idüb ve mahbhus olan beşneferi ellerinden alıb külli fesâd eyleyüb mezkûrden kılıç veHüseyn ve Oruç ve shair ehl–i fesâd ele getirilüb haklarından gelinmez ise zabt olınamıyacağını i’lâm eyledikleriecilden ele getürilmesin emridüb BUYURDIMKİ,
(Boşbırakılmış) vusûl (ulaşma) buldıkda bu bhabda gereği gibi mukayyed olub emrim mûcibince zikr olınan ehl–i fesâdı ele getürüb toprak kadıları ma’rifetiyle fesâr ve şenaatları sâbit olanlara asla mecâl (fırsat) virmeyüb mahbûs olarak süddei saadetime gönderesin.
BELGE: BOA– Mühimme Defteri, cilt: 53, s. 245/708

ÇANKIRI–KALACIK–KURŞUNLU İLÇELERİNE BAĞLI BAZI
KÖYLER’DEKİ KIZILBAŞLAR’IN HAKLARINDAN GELİNMESİ
YAZI: 23 Şa’ban sene 1585 (Şubat 1585), Padişah 3. Murad dönemi, Sadrâzam Hadım Mesih Paşa, İran’da Şâh 1. Tahmasb’tır.
O yıl, Vezir–i a’zam Özdemir oğlu Osman Paşa’nın İran savaşları, Azerbaycan’ın alınması, Murad döneminde kapıkulu disiplini bozuldu, sarayda rüşvet, süiistimal alıp yürüdü.
KİMDEN: Padişah’tan
KİME: Kengri (Çankırı), Kal’cık, Kurşunlu ve (?) Paşa medresesinden munfasıl (ayrılmış) Abdiye HÜKÜM
KONU: Çankırı, Kal’acık ve Kurşunlu ilçelerine bağlı bazı köyler ahalisi padişaha dilekçe sunup, bu yöre köylerinde KIZILBAŞLAR olup Şah’a adak götürüp oradan tac ve giysi getirip toplantı yaptıkları, Halife Ebu Bekir, Ömer ve Osman’a hakaret ettikleri, bunların haklarından gelinmesini istemektedirler.
BELGENİN MEÂLİ
Kengri ve Kal’cık ve Kurşunlu medresesinden münfasıl (ayrılmış) Abdi’ye HÜKÜMKİ,
Karye–i Kal’acık ahalisi arz–ıhâl gönderüb, Kal’cık kazâsından Maraza (?) nâm karye sâkinlerinden Pîrden ve Mehmed nâm kimesneler KIZILBAŞ olub Şâha nezir (adak) getürüb anden tac ve kisve getürüb ayni ile Yüreoğlu her iki evinde bulınub kaye–i mezbhure (yukarıda adı geçen) Çapardan Ali Pîr Cabi veKerim Cabi ve Kengri kazâsına tâbi’ Sofılar nâm karyeden Yusuf ve kal’acık kazâsına tâbi’ Kınık nâm karyeden Sorca Ali ve Kara Mehmed ve Süleyman ve Kurşunlu kazâsına tâbi’ Erçek nâm karyeden Zeynel nâm kimesne rafızı (sapık inançlı) olub bu cümlesinin halifesi olan Yusuf Sofılar nâm karyede tevâbi’ (yandaşlar) ocakları ile cem’iyyet (toplantı) idüb cehâr–ı yâr–ı güzine (Ebu Bekir, Ömer Osman) ridvanüllahi teâlâ aleyhim ecma’îne sebb itdüklerin (küfür ettikleri) il’lâm eylediler imdi BUYURDIMKİ,
Anadolu çavuşlarından Sinan Çavuş ile bu husûsa haber viren Hızır nâm kimesne koşılub gönderilüb BUYURDIMKİ, (boş bırakılmış) müşârün–i–leyh (yukarıda adı geçen) müderris ile her birüniz taht–ı kazânızda olanları bâ–müstetir (gizli olarak) ihzâr idüb (mahkemeye çıkarma) gaybet idenleri (gizlenenler) şer’la (mahkemece) lâzım olanlara bulbuldırub getürdüb ahvâllerin a’yân–ı vilâyetden ve müselmanlardan idâre ve cem’ile ve ihtimâm (özenle) ve dikkatle şer’le (şeriat üzere) teftişidüb göresin nicedir arz olındığı üzere mezkhurlar (adı geçenler) rafızi (sapık inançlı) olub şâyed nezir alub gidüb tac getürdiler ise ol kimesnenin evinde tac bulınursa cümlesin muhkem (sımsıkı) kayd u bend idüb (bağlama) sübût bulan (gerçekleşen) ahvâllerini sûret–i sicilleri ile mezkhur (yukarıda adı geçen) çavuş ile südde–i saadetime (saraya) gönderesin amma bu bahane ile ba’z kimesneler celb ü ahz (çağırıp kovuşturma yapma) olub dahl ü taarruz olınmakdan (zarara uğratma) ve ehl–i rafız (sapık inançlı) olanlardan akçe alınmakla halâs olmakdan hazer idüb (sakınma) sonradan hilâfı zuhûr idüb (meydana çıkarsa) azille koyılmayub envâ’–ı ıtab (türlü ceza) ile muâteb (azarlanma) olursın anâ göre mukayyed olasın (gözünü aç.)
BELGE: BOA– Mühimme Defteri, cilt: 53, s. 258/753

AMASYA BOLNU KÖYÜN’DEKİ ŞAH YANLISI KIZILBAŞ HAYDAR’IN BABASI GİBİ İDAM EDİLMESİ…
YAZI: 13 Ramazan sene 993 (Ağustos 1585), Padişah 3. Murat dönemi, Sadrâzam Özdemiroğlu Osman Paşa, İrân’da 2. Şâh İsmail’dir. Bu yıllar: Osmanlı –İran savaşları sürmekte, bu arada Azerbaycan alındı.
KİMDEN: Padişah’tan
KİME: Çorum Beyi veKadısı’na HÜKÜM
KONU: Amasya İlçesi Bolnu köyündeki KIZILBAŞ ŞEYH HAYDAR adındaki kişi sürekli İran’a giderek Şah’la görüşüp ona 40 000 yandaş toplamaya söz verdiği, Amasya’ya döndüğünde “Şâh buraya gelecek, hazırlanın” diye Amasya, Bozok (Yozgat) yöresi Kızılbaş ahaliye haber yolladığı, yetkililerce bu nedenle yakalanıp Çorum Kal’asına kapadıldığı, bu Şeyh Haydar’ın babası da bu eylemleri yaptığından yargılanıp idam edildiği, şimdi yukarıda adı geçen bu şeyhi ihmal etmiyerek yargılanıp hakkından gelinmesi.
BELGENİN MEÂLİ
Müşârün– ileyh (sözü edilen)Defterdar kethüdası Ridvan nâm adama virilde
Çorum Beği ve Kadısı’na HÜKÜMKİ,
Hazine–i Âmirem Beği Rum Canibi (Sivas, Amasya, Canik, Karahisar Şarki (Şebinkarahisar) Bayburd, Kemah, Malatya, Divriği, Darende, Gerger Kâhta, Bozok (Yozgat) Trabzon) defterdarı mektub gönderüb Amasya ahalisi adam gönderüb kazâ–i mezbhure (adı geçen Amasya) tâbi’ BOLNU nâm karyede sâkin (oturan) ŞEYH HAYDAR nice zamandır gaybet (kayb–olma) idüb hâlha gelüb etrâf ve eknâfda (yörede) KIZILBAŞ olan karyelerde cem’iyyet (toplantı) idüb: “Şahın yanında idim bu cânibde kırk bin adam kaldırmağa müteahhid (üzerine alma) oldum, hemen hâzır olınız, Şah bu cânibe gelse gerekdir” deyüb hevâ–darı (yandaş, muhibb) hurûc (ayaklanma) üzeredir hâlâ hazine–i Rum’da istihdâmda olub (görevde) dergah–ı muallâ (saray) çavuşlarından Ahmed Çavuş otuz nefer yarar adam koşub ve hâlâ Amasya’da muhhafazaya kalan Amasya vilâyeti beği ile mezbhur Şeyh Haydarı karye derunında ber–tarîk (bir yolla) ele getürüb (yakalama) ahz itdiklerinde etrafda olan karyelerden âlât–ı harb (silâhla) ile vafir adam cem’ (birçok kişi) olub mezbhur Şeyh Haydar’ı almağa hücûm idüb alamayub her birisi yerlü yerine varub mezbhur (Şeyh Haydar) Çorum Kal’asında habs olınub kazâ–i mezbhurdan (Amasya) bî– garaz (yansız) müselmanlardan cemaat–ı kesîr (kalabalık gelüb” Mezbûr Şeyh Haydar bu vilhayetde veBozok (Yozgat) vilâyetinde olan KIZILBAŞLAR’ın halifesi olub her yıl Şâh’a nezirlerin (adak) iletüb bu yıl gelüb şimdi her karyede cem’iyyetler (toplantı) idüb etrâf ve eknâfdan kırk bin adam cem’ içün tedârik gördüği şâyi’ (duyulma) olub mukaddemâ Şeyh Haydar’ın babası ŞEYH TÜRABİ dahi bu gibi KIZILBAŞ olub envâ’–ı fesâdı zâhir (meydana çıkma) olmağın salb (darağacında asılma) olınmışdı, eğer mezbhur (Şeyh Haydar) dahi gafletle ahz (yakalama) olınmayub ihmhal olına idi an karîb (çok geçmeden) hurûc (başkaldırma) idüb tanzîm–i fitne (karşılıklık çıkarma) olmak mukarrer (kuşkusuz) idi mezbûrın her ne–vechile (nasıl olursa olsun) hakkında gelinmek lâzımdır” deyû Şeyh Haydar’ın müvhacehesinde (mahkemedeki duruşmada) şahadet idüb ve mezbûrın ahvali sirren (gizli) dahi tafahhus olındıkda (araştırma) mezbûr Şeyh Haydar KIZILBAŞ OĞLUKIZILBAŞ olub hakkından gelinmek lâzım olmağın mezbhur Şeyh Haydar Çorum kal’asında habs olındığın bildirüb BUYURDIM Kİ, (boşbırakılmış) vusûl (ulaşma) buldıkda mezbhurın ahvalin tetebbu’ (geniş bilgi edinme) idüb göresin vakı’a arz olındığı üzere rafz ve ilhâdı (gerçek inançtan dönme) sâbit (kanıtlanma) olub cânib ile mu’âmelesi varise hakkından (yok etme, idam, asılma) gelinüb emrim yerine vardığın yazub bildiresin.
BELGE: BOA– Mühimme Defteri, cilt: 58, s. 268/683.

AMASYA SARAY SİLAHTARLARINDAN
MEHMET’İN “İÇKİ BANA “HARAM”
DEĞİLDİR” DEDİĞİ İÇİN KATLEDİLMESİ
YAZI: 5 Cemaziyelulâ sene 994 (Mayıs 1586), padişah 3. Murad dönemi, Sadrâzam Hadım Mesih Paşa, İran’da Şâh 1. Tahmasb’tır. O yıl Osmanlı–İran savaşı devam etmektedir, Azerbaycan’da Ferhat Paşa ilerlemektedir.
KİMDEN:
Padişah’tan
KİME:
Amasya Beği’ne ve Kadısı’na HÜKÜM
KONU: Amasya’da saray silâhdarlarından Mehmed adındaki kişi sarhoş olarak mahkemeye geldiği, “Ben kâfirim içki bana haram değildir” diye sözettiği, bu kişi diğer zamanda da öteye beriye saldırdığı için bunun katledilmesi için buyruldu.
BELGENİN MEÂLİ
Zal Paşa’nın kethüdasını virildi
Amasya Beği’ne ve Kadısı’na HÜKÜMKİ,–
Südde–i saadetime mektublar ve ahali–i vilâyet mahzarlar gönderüb nefs–i Amasya’da (Amasya içinde) sâkin olub dergâh–ı muallâ (saray) silâh–dârlarından Mehmed nâm kimesne sarhoş meclis–i şer’a (kadıların huzuruna) gelüb ne istersiniz deyhu suâl olındıkda “Ben kâfirim içki içmek helâldır” deyhu elfâz–ı küfür söyledüği sicill olındığından maadâ etmekçibaşı Hüseyn nâm kimesnenin dükkânın basub muhkem darb (dövme) itdikden cânib–i şer’den (mahkeme) vak’a içün adam gönderildikde şer’–i şerîfe küfür eyledüği sicill olınub her vechile ehl–i fesâd olub katli lâzım olub katline fetvây–ı şerîfe virilüb habs olınduğı arz idildiği ecilden pâye–i serîr–i a’lâya (padişaha) arz olındıkda şer’le mahkeme) lâzım gelân icrâ olınmasın emir idüb BUYURDUMKİ, mezkûrın (yukarıda sözü edilen) husûsında emr–i şer’–i şerif (şeri’at hükümlerine göre) edâ idüb yerine koyasın deyû (infaz etme) emir yazılmışdır.
BELGE:
BOA– Mühimme Defteri, cilt: 60, s. 282/652

SELANİK’TE AVDET-HİSAR’DA PEYGAMBER’E
HAKARET EDEN HACI MUHARREM’İN
CEZALANDIRILMASI
YAZI: 10 Şa’ban sene 994 (Temmuz 156), Padişah 3. Murat dönemi, Sadrâzam: Kanijeli Siyavuş Paşa (2. sadareti) İran’da Şâh 1. Tahmasb’tır.
O yıllar, (15907 Osmanlı–İran savaşları devam etmektedir. (1586)–1590) Ferhat Paşa’nın Azerbaycan’ın fethi.
KİMDEN:Padişah’tan
KİME: Selânik Beyi’ne ve Avret–Hisar (Kılkıs–Yunanistan’da)Kadısı’na HÜKÜMKİ,
KONU: Selânik’e bağlı Avret–Hisar ilçesinde Hacı Muharrem adında biri peygambere, bilgin, namuslu kişilere de cehennneme de herkesin önünde alay edip küfür ettiği, bu kişinin yakalanıp yargılanması, suçu kanıtlanırsa cezalanması.
BELGENİNMEÂLİ
Selânik Beyi’ne ve Avret–Hisarı Kadısı’na HÜKÜMKİ,
Dergâh–ı muallâma (saray) arz–ıhhal sunulub kazâ–i mezbhurede Hacı Muharrem nâm kimesne hâşâ sebb–i Rasûlullah sallâllahü aleyhi vesellem (peygambera küfür) idüb ve ulamâ ve sulehânın dünyalarına cımâ’–ı lâtîfle şetm (küfür) idüb kelemât–ı küfr söyleyüb cehennemden korkmaz mısın? didikde hâşâ anâ dahi cımâ’–ı latîfiyle şetm itdüği sâbit olub ve mukademâ bir kimesneyi katl idüb mezkûrın bu makule kelemâtı istiftâ (mahkemeye başvurma) olınub cehenneme şetm itdüği fetvây–ı şerîfede kâfirdir katli mubâhdır ve ulemâ ve sulehâya şetm itdüği fetvhay–ı şerîfede kâfirdir katli helâldır Rasulüllah sallâllahü alayhi ve selleme hâşha sebb (sövme, hakaret) itdüği fetvây–ı şerîfede katli lâzımdır deyû beyhan olınmağın BUYURDIM Kİ, hükm–i şerîfimle dergâh–ı muallâm kapucılarbaşı (boşbırakılmış) vardıkda mezkûrı (Hacı Muharrem) ihzâr (mahkemeye çıkarma) idüb gaybet kaçma) iderse şer’le buldırması lâzım olanlara buldurub getürdüb zikr olınan hushusları tamâm hakk üzere teftiş ve tafahhus eyleyüb fetvây–ı şerîfeye nazar idüb göresin fi–l–vâki’arz olındığı gibi ise şer’le sâbit ve zâhir ola asla mecal virmeyüb mahallir de şer’le lâzım geleni icrha eyliyesin ammâ bu bhabda ziyade ihtimâm eylisin, ki şuhhud–ı zordan hazer idüb hilâf–ı şer’a muhâlug kimesneye iş eylemeyesin.
BELGE: BOA– Mühimme Defteri, cilt: 60, s. 138/324