242 - 261 Sayfalar
Yeni Sayfa 1
(x) Bu köy önceleri Alevi iken sonra cami ve imam verilerek Sünni’leştirilmiştir.
HACI BEKTAŞ VELİ VAKFI’NA VERGİ TOPLAMA YETKİSİ EDİLMESİ VE UYGULAMASI
YAZI: 1210 Hicrî (tahmini) 1795 milâdî. Padişah 3. Selim dönemidir, o yıllar Bulgaristan’daki Vidin Valiliği’ni zorla ele geçiren Osman Pazvantoğlu üzerine asker sevkediliyordu.
KİMDEN:Hacı Bektaş Sülâlesi’nden es–Seyyid Feyzullah’ta
KİME: Divhan–ıHümâyûn’a dilekçe
KONU: Hatt–ı Hümâyûn (Ferman) gereğince: Hacı Bektaş Veli Vakfı olan köylerin tüm vergilerden bağışık olup buna hiç bir devlet yetkilisinin karışamayacağı, bu köylerin vergisini ancak vakıf yöneticileri tarafından toplanacağı belirtildiği halde bu köyler halkından bazı kişiler vergilerini vermemekte direndikleri gibi karışıklık ta çıkarmak istedikleri, bu kişilerin eylemlerine engel olmak ve vergilerinin toplanması için Hatt–ı Hümûyûn (Ferman) verilmesi istenmektedir.
METİN
Devletlü İnâyetlü Merhametlü Efendim SULTANIM Hazretleri Sağ Olsun
Arz–ıhâl kullarıdır ki cedd,i azîzim kutbü–l–ârifîn gevse–l–vâsılîn el–Hâcı Bektaş–ı Velî kuddise sırrıhu–l–azîz hazretlerinin evkaf olan HACİM nâm–ı diğer KARAÜYÜK karyesiyle evkaf karyeleri bâ–hatt–ı hümâyûn–ı şevket–makrûn mûcebince cemi’ tekâlif–i orfiyye (şer’an alınan vergilerden başka) ve şâkk (yol yapımı, taş kırma vb.)dan muâf u serbest tiyyet üzere müşârü–n–ileyh vakfı tarafından zabt u rü’yet olınan caba (vakıf geliri) bennâk (raayanın tımar sahibine ödedikleri kazanç vergisi) ve resm–i arûs (kocaya giden kız ve dullardan alınan vergi) ve tapûy–ı zemin (tapu vergisi) ve müzekkâne (zekâtı verilmiş mal) ve abd–i âbik (sahibinden kaçan köle) ve sâir bâd–hevâsı (bedava) yave ve kaçkûn (başı boş, sahipsiz tutulan hayvanı bulana mal edilirken alım vergi) ve sairleri hâsıl kayd olınan vakfiyyetine mîr–i mîrân ve mîr–i lîvâ (sancak beyi, tuğgeneral) ve alaybeyi (albay) ve subaşı (küçük rutbeli subay, inzibat) ve emvhal–i ümenâ (mal bırakılan güvenilir kimseler) ve sâirleri taraflarından dahl ü taarruz olınmamak üzere hatt–ı hümâyhun mucebince hilâf–ı inhâ ve mugayir–i kadîm eshâb–ı i’râz (yüz çevirme)dan karye sâkinlerinden münâzaa birle (kavga eden) bundan akdem karyede muâraza eden (kavga çıkaran) Mahmud oğlu Ali ve Ali bin Mustafa kendi hâliyle olmayub resm–i arhus (evlenen kız ve dullardan alınan vergi) ve tapûy–ı zemin (tapu vergisi) rü’yet olınub vergi konduğu mütenebbih olmayub (aklını başına toplamadığı) hilâf–ı inhâ (vergi isteyenlere karşı) cesâret eylediğinden başka hâliyle mukayyed olmazsa (boş bırakılmış) içün mevkufâtdan (başdefter,dârlık kalemi) hatt–i hümâyûn kaydı der–kenâr ma’lûm–ı devletleri buyurıldıkda icrâ olınub alınmak üzere fermân i’tâ olınmak bâbında bakî emr–i fermân (izin verilmesi yüce padişah hazretlerinin buyruklarından olmakla bu husûsta gereğinin yapılması) devletlü inâyetlü merhametlü Efendim Sultanım Hazretlerinindir.
BENDE
Es– Seyyid Feyzullah Sülâle–i
Hâcı Bektaş–ı Velî kuddise sırruhu
BELGE:BOA– İbnülemin Evkaf No 7899

BEKTAŞI BABALARININ SÜRGÜNÜ
YAZI: Tarihsiz (Padişah 2. Mahmud dönemi olduğu tahmin edilmektedir)
KİMDEN:Sadrâzam’dan
KİME :Divan–ı Hümâyun’a
KONU:Aydın Kaymakamı Ya’kub Paşa Güzelhisar’a gelince ser–asker paşanın babasına teşekkürlerini bildiren yazısında: “Güzelhisar–Aydın Naibi Lütfullah Efendi’nin azledilipahali ile olan hesapları görüldükten sonra bir yere SÜRÜLMESİ itikadlarını düzelttiklerine ilişkin (1826’da şeriata aykırı inançta olan– BEKTAŞİLER, sürgün edilmişlerdi) Şeyhul İslâm’ın da bilgisi ile Saraç–hâne Tellalı Ahmet ve arkadaşı Hüseyn adında kişilere merhamet edip yerlerine dönmesi için Yüce Padişah Hazretlerinin izin vermesi” istenmektedir.
METİN
Seniyyü–l–himemâ Kerîmü–ş–şimâ Devletlü İnayetlü Atûfetlü Efendim Hazretleri
Aydın Muhassılı (kaymakamı) Saadetlü Ya’kub Paşa Hazretleri’nin Güzelhisar’a vusûliyle (gelmesiyle) resm–i teşekkürün îfâsını ve sâiba’z–ı ifâdeyi mutazammın bu def’a tevârüd etmiş olan (birikmiş) tahrîrâtı devletlü ser–asker paşa hazretleri pederlerine bâ–tezkire irsâl ü tesyâr (gönderme) ile ol–bâbdam utâlâaları istiş’âr (yazı ile bildirme) olunmış ve anler dahi re’yy–i mutâlâalarını tahşiye vü tazkâr (yazıyla hatırlatma) buyurmış oldığından manzûr–ı âlî buyurılmak için (padişaha sunulmak için) takımıyle savb–ı savab–münay–ı (doğruyu gösteren) müşîrilerine tesyîr kılınmış oldığı (gönderildiği) ve inhâ vütensîb oldığı vechile (uygun şekilde yazmak) Güzelcehisar –Aydın Nâibi bulunan Lütfullah Efendi’nin azliyle ahali ile hesabının rü’yeti ve bade bir mahalle NEFY (sürgün) husûsının semâhatlü Şeyhü–l–İslâm Efendi hazretle ile bi–l–muhabere (haberleşme) icrâsı ve ıtlakları (salıverilmeleri) niyâz olınan Sarac–hâne Dellâlı Ahmed ve refikı Hüseyn nâm kimesnelerin tashih–ı i’tikad itmiş (i’tikadının düzeltmiş–Doğru yola gelmiş) oldıkları ihbâr olındıdığına mebni merhameten afv u itlakları (af edilir salı8nmaları) hushuslarında her nevechile irâde–i isâbet–âde –i hazret–i hilâfet–penâhî (padişahın uygun gördüğü) şeref–sünûh u sudûr buyurılur ise (şerefle akla gelen) icrây–ı iktizâlarına (gereğinin yapılması) ibtidâr (girişimi) ve anâ göre muhassıl–ı müşârü–n–ileyhe (yukarıda adı geçen kaymakam) cevab–nâme tahrîr ü tesyâr (yazıyla bildirip olınacağı sâhire ilm–i devletleri buyurıldıkda herhâlde emr u irâde (okunamadı) uhde–i mekârim–âdeleridir efendim.
XXX
Devletlü İnâyetlü Übbehetlü Atûfetlü re’fetlü Valiyyü–n–ni’metin Kesîrü–l–kerem Efendim Hazretleri,
Resîde–i dest–i ta’zîm olan (saygıyla ele geçen) işbu tezkere–i âlî–i asaf–âneleriyle (vezire yakışacak surette) muhassıl–ı müşârü–n–ileyh hazretleri bendelerinin zikr olınan tahrîrâtı takımıyle hâk–i atabe–i (ulu padişaha) mertebe–i cenâb,ı şeyn–şâhîye bi–t–takdîm (sunulan) meşmûl–ı lihaza–i mekârim (düşünülerek cömertçe) ifâza–i hazret–i zıll–ullahi (Allahın gölgesi padişahın) buyurılmış olub inhâ vü tensîb oldığı vechile nâib–i mumâ–ileyhin (adı geçen) azliyle hesabının rü’yeti ve ba’de (sonra) bir mahalle nefî (sürgün edilmesi) husûsının müşârü–n–ileyh şeyhü–l–islâm hazretleriyle bi–l–muhâbere icrâsı ve merkumların (adı geçenlerin) dahi merhameten afv u ıtlaklar (af edilip salıverilmeleri) ile muhassıl–i müşârü–n–ileyh bendelerine cevab–nâme tahrîr ü tesyir (yazı ile bildirme) olınması husûsına irâde–i seniyye–i hazret–i mülûk–ane taallük etmiş ve tahrîrât mezkûr takımiyle iâde kılınmış olmağla ol–bâbda emr–u fermân hazret–i menlehü–l–emrindir.
BENDE: İMZA
BELGE: BOA– Hatt–ı Hümâyûn Tasnif No 25094

YENİÇERİ OCAĞI’NIN KALDIRILMASI
YAZI: 29 Safer sene 1243 (Ağustos 1827), padişah 2. Mahmud dönemi, o yıl İngiltere, Pransa veRus donanması 20 Ekim’de Navarin (Lepanto–Yunanistan’da) de Osmanlı–Mısır donanmasını yaktı.
KİMDEN:
Yeniçeri Ocağı Kalemi’nden
KİME:
Sadrâzam’a
KONU: 1926’da Yeniçeri Ocağı kladırılınca onlara ilişkin yevmiyye, ilûfe vb. harcamalar defterleri ve makbuzların tümünün yakıldığı.
BELGE MEÂLİ
Mülga Yeniçeri Ocağı’nın yevmiyyelerine dair der–dest defâtır (defterler) olub olmadığı şifâhen sâdır olan Fermân–ı Alîleri mûcebince şâkirdler Halifesi (Birinci sınıf memur) Ali Efendi kulları nezd–i çâkeriye celb ile lede–l–su’âl yevmiyyelerin nizâmını hâvî kuyûdâtını muhtevî olub şâkirdler Halifesi onların yedlerinde olan cerîde ve defâtırın cümlesini bundan akdem getürüb teslim itmiş ve–l–hâletü hazihi gerek kendisinde gerek sair ketebesi yedlerinde husûs–ı mezkûre dair defter ve evraka müteallik birşey kalmamış idüğini ifhade itmiş ve ocâğ–ı umûr ve sâir maan mahv ü ilga olınan cebe–hâne ve sipah ve silâh–dâr ve bölükât–ı erbaa ocaklarının yevmiyyelerine dâir olan defâtır ve erkanının cümlesi ve cânib–i mîrîden mübâyı’a olanın yevmiyyelerin senedâtı defter–hâne–i âmire ittisâlinde (bitişikte) kâin aklâmın (memur daireleri) battalları (işi bitmiş resmi evrak) vaz’ına mahshus vaz’ olınub el–yevm derûn–ı mahzen’de mevcûd oldığı mâlikâne halifesi ve başmuhasebe ve mevkufât kîse–dârlarından tahkik olınmış vemülga yeniçeri yevmiyyelerine müteallık olub şâkirdler halifesi yedinde olan defterlerden başka yeniçeri kâtibefendilerinin konaklarında mahfûz olan defâtır ve evrak–ı saire bî–lüzûm oldığına binâen taraf–ı çâkerîden (benim tarafımdan) âdem ta’yini ile hiç birisi terk olınmıyarak Ayasofya Hamamı’nın külhanına ilka (atarak) ile ihrâk olınarak cümlesinin itlâf (telef etme) itdirilmesi muvâfık–ı emr–i Sâmîleri (sadrâzamın isteği üzerine) ise 29 Safer sene 1243 (Ağustos 1827)
BELGE:
BOA’inden Ahmet ÖZBAYLI

ANTALYA ELMALI’DA ABDAL MUSA DERGAHI’NIN
KAPATILMASI VE YENİ YÖNETİMİN OLUŞUMU
YAZI: 18 Şevval sene 1277 (Nisan 1860), Padişah Abdülmecit dönemi, Sadrâzam: Mütercim Rüşti Paşa’dır.
O yıl Lübnan’da Dürzilerle Maruniler arasında çarpışmalar sürerken 5 Eylül’de Osmanlı Devleti, Avusturya, Rusya, Prusya, İngiltere ve Fransa arasında geçici olarak Suriye’ye Fransız askeri çıkarılmasına ilişkin antlaşma imzalandı. Avrupa’dan ilk defa borç para bu padişah zamanında alındı.
KİMDEN:
Abdal Musâ Tekkesi Türbedarı Şeyh Hüseyin Hüsnü Efendi’nin dilekçesi.
KİME :
Dîvân–ı Hümâyûn’a
KONU: 826’da Bektaşi Tekkeleri kapatılınca diğerlerinde olduğu gibi devlet Elmalı’da da ABDALMÛSATEKKESİ’nin taşınmaz mallarına el koydu, tekkenin geliri kalmayınca gerek tekkede hizmet edenlere gerekse gelen geçen yolculara bakım yapılamadı, bunun ise yöre halkını çok üzdüğü, eskisi gibi tekkenin taşınmaz mallarını azaviyedara teslim edilmesi isteği.
BELGENİ MEÂLİ
HAKK SÜBHÂNEVETEALÂHAZRETLERİ
Şevkmetlü Azametlü Kudretlü Mehâbetlü Pâd–şâhımız Veliyyü–n–ni’met bî–minnetimiz Veliyyü–n–ni’met–i Âlem Sebeb–i Asâyiş–i Ümem Efendimiz Hazretlerini Hemîşe Pevnâk–ıTırâz Mesned–i Hilâfet ve Saltanat Buyursun Amin,
Elmalu kasabasında vâki’ (bulunan) ABDALMUSÂ kuddise sırrıhu hazretlerinin zaviyesi müstagallâtından (gelir getiren vakıf) kasaba–i mezbûrede (Elmalı’da) kâin (bulunan) arâzî ve âsyâb (su değirmeni) ve sâire hâsılatının ber–mhucib–i şart–ı vâkıf (vakıf edenin koşullara gereği) taraf–ı dâiyânemden (benim) idaresi hakkında vuku’ bulan istid’ây–ı dâiyâneme (bana) hazîne–i celîlesi tarafından virilen cevabda zaviye–i mezbûre (Abdal Musâ Tekkesi) mülga (kaldırılmış) BEKTAŞİ TEKYELERİ’nden olub zikr olınan arâzi ve âsyâb (su değirmeni) ve saire hâsılâtı asâkir–i nizâmiyye–i şâh–âne (ilk askerlik görevini yapan padişah askerleri) masârifine tahsîsen mukaddemâ (önceden) zabt olındığı ve selefim İsmail Hakkı Efendi tarafından bâ–emr–i âlî (yüce emir) zabt ve irhade olınmış ise de emr–i âlî–i mezkûr hilâf–ı usûl olarak sehven (yanlışlıkla) virildiğinden kaydı terkin (silinme) kılındığı beyân olınması üzerine muahharen (soradan) rikâb–ı hümûyûn cenâb–ı mülûk–ânelerinden bi–l–istirhâm (padişaha başvurma) tahkikât ve tedkikât–ı lâzimenin icrâsiyle anâ göre iktizâsının tesviyesi hakkında inâyet–i efzây–ı sudûr buyurılan emr ve irâde–i seniyye–i cenâb–ı pâd–şâhîleri mantûk–ı âlîsi vechile keyfiyyet Maliyye Nezâreti’ne havâle buyurılmış ise de yine cevab–ı evvel tekrâr olınmış olub hâl–bu ki, merbûten takdîm kılınan derkenârda gösterildiği vechile vakıf–ı mezkûrın (adı geçen vakıf) zabt olınan arâzisine mukabil mukaddemâ tahsîs olınan yüz yirmi beş guruş (125 kuruş– 1.25 lira) maaşın ol vaktin hükmünce adem–i kifâyeti (yetersizliği) cihetiyle arâzi–i mezkûre kemâ kân (eskisi gibi) zaviyeye terk buyurılmış ve bir aralık hâsılâtı bedeli olan on üç bin bu kadar guruşın (13 000 guruş– 130 lira) maliya hazinesinden vaziye–i mezkûre şeyhine i’tâsiyle (verilme) arazisinin hazineden idare itdirilmesi takarrur etmişiken nasılsa yine sarf–ı nazar olınarak mezkûr yüz yetmiş guruş (170 kuruş– 1.7 lira) maaş ile selef–i âcizî Mustafa Efendi uhdesine tevcih buyurılmış ise de efendi–i mûmâ–ileyhin maaş–ı mezkûr ile idâre kabil olmadığı vechile kemâ–kân (eskisi gibi) hâsılat–ı mezkûreyi istid’â itmek üzere iken vefatı vuku’ bularak uhde–i âciz–âneme (bana) tevcîh buyurılarak ancak zaviye–i mezkûre müteaddid (birçok) hücerât (odacıklar) ve müstakil câmi’–i şerîf ve mektebi, münîf (ulu) ve hamam ve müştemelât–ı (eklenti) sâireyi hâvi cesîm (kocaman) bir ebniye (bina) olarak el–hâletü hâzihi (bu güne kadar) ma’mhur bulunmasına ve yed–i âciz–ânemde (elimde) bulunan berât–ı âlîde muharrer (yazılı) olan otuz guruşdan maadâ ahir bir ghune muhassasâtı (ödenek) olmamasına zikr olunan mahallerin defter–hâne–i âmirede el–yevm zaviye–i mezkûreye merbût oldığı mukayyed olub zabtına dair işaret bulunamamasına ve hâsılâtın ahz vee idâresi içün Evkaf–ı Hümâyûn Nezareti tarafından yed–i dâiyâneme (elime) tahrîrât dahi virilmiş olmasına ve böyle fukaraya şart ve tahsîs kılınmış olan miktar–ı cüz’î bir varidâtın zabtiyle mezkur zaviye ve cami’ ve mekteb ve shair takım mevcud ve ma’mûrenin metrhuk ve harab kalması ve bu sûretle şart–ı vâkıfın bütün bütün mahv vie ibtali ve bununla taayyüş (geçinen) iden bir takım aceze ve fukarânın inkisâr–ı kulûbı (kalbinin kırılması) tecvîz (hoşkarşılama) buyurılamayacağına ve dâileri (ben) bu maddenin tesviyesi içün hayli vakitden berû bu tarafda kalub giriftâr–ı duyûn (borca girme) ve ıztırâb olmış ve zaviye–i mezkûredef–ı Hümâyûn Nezareti tarafından virilen tahrîrâta nazaran ale–l–hesâb suretiyle hâsılatdan akçe almakda bulunmış olub eğer çe bu kerre zikr olınan mahallerin hazîneden mezbhut oldığı cevabını almış isem de ber–vech–i muharrer lâyıkile hakikat–ı hâl meydana çıkmamış ya’ni hâsılâtın taraf–ı dâiyânemden ahzına müsaade buyurulmayub da zikr olınan mahaller hazineden zabt olınacak oldığı sûretde sâlifü–z–zikr (yukarıda sözü edilen) zaviye ve cami’ ve mekteb ve müştemelât–ı sâire dahi birlikde mi zabt olınacak? Ve bu takdirce bunlar hazine–i celîle tarafından mı idare buyurılacak? Ve yahud ahir sûrete tahvîl ile başka işde mi kullanılacak? Ve ya hâliyle metrûk mi olacaktır? Ve zabt olınacak yalnız arazi ise hayrât–ı mezkûre nevechile idare olınacak ve suret–i idarelerine bir karar virilmediği takdirde ne halde kalacakdır? Burasının anlaşılamaması bi–zarura avdet–i daiyâneme mani’ oldığı misillü bu tarafda imtidhad–ı ikamet dahi bir tarafdan perişâni–i ahvâl–i âciz–ânemi tezyîd (artma) eylemekde bulındığı cihetle bu bâbda ne vechile hareket ideceğimi bilemeyüb hayretde kalmış oldığımı ve ber–vech–i muharrer (yazıldığı gibi) böyle cesîm ve müteaddid (büyük kalaba) bir hayrâtın ma’mûr ve mevcûd iken sûret–i idaresinden kat’â bahs olınmayarak muayyenâtın (hükümetçe saptanan maaş ve yiyecek) tamâmen zabt olındığı cevabiyle iktifâ olınması hakikat–ı madde lâyıkıyle anlaşılamamış olmasından neşet ideceğine binâen be–tekrhar tasdi’a (baş ağırtma) mecbhur olmuş oldığımdan lütfen ve inâyeten Mecles–i Vâlâ’ya (Danıştay) havâlesiyle tedkîkâtı lâzimenin bi–l–icrâ bu husûsda bir karar verilerek dâilerinin düçâr olmış oldığım şiddet–i ıztırâb ve intizârdan tahlîs buyurulmaklığım husûsına müsaade–i merâhim–i ifâde,i cenâb–ı cihân,bânilerinin erzân ve şâyân buyurılması bâbında her halde emr ü fermân Şevketlü Atıfetlü Kudretlü Mehabetlü Pâdşâh âlem–penâh (cihanın sığındığı) Efendimiz Hazretlerinindir.
El Abdi–d–dâî
EeŞeyh Hüseyin Hüsniye–l–Hâlidi
Türbedâr–ı Zaviye–i Mezkûre

Ma’lûm–ı hazret–i sadaret–penâhileri buyurıldığı üzere Teke (Antalya) sancağında vâki’ Elmalu kazâsında medfûn hâk ve ıtr–nâk (güzel koku) SULTANABDALMUSÂ kuddise sırruhu–l–a’lâ hazretlerinin bâ–berât–ıâlî post–nişini bulundığım dergâha merbût ba’zı ayende ve revendeye (gelen geçen) itâm–ı ta’âm (yemek yedirme) itmek üzere medfûn–ı müşârün ileyh yukarıda sözü edilen Abdal Musâ) hazretlerinin vaz’ itmiş oldığı arâzi ve âsyâb (sudeğirmeni) ezkadîm (eskiden) idare ve tasarrufâtları türbedâr olanlara mahsûs olub maa–hazâ (bununla beraber) mevcud ve mücerred mekteb ve câmi’–i şerîf ve matbah (mutfak) ve yirmi beş hücreyi hâvi dergâhın başka mahalden aslen ve kat’an (kesin olarak) bir irâdı (gelir) olmadığından bu vechile muattal kalmasına rizây–ı âlîlerinin de kail olmıyacağı muhât–ı ilm–i fahametleri buyurıldıkda selefimiz bulunan İsmail Hakkı Efendi dâîlerine altmışsekiz senesinde (1851) hey’et–i asliyyesi üzere bâ–fermân–ı âlî ihsân–ı şâh–âne buyurıldığı üzere ke–l–evvel (önceki gibi) ayende–i revendeye (gelen geçen) itâm–ı taâm (yemek verme) itmek üzere bâfermân–ı âlî i’tâ ve ihsânı bâbında ve herhalde emr ü fermân hazret–i men lehü–l– emrindir.
BENDE – İ
Dergâh–ı mezbûrın Post–nişini
El– Hâc Eş–Şeyh Hüseyin Hüsni
Devletlü Efendim Hazretleri,
Defterhâne–i âmire ve evkaf muhasebede Teke (Antalya) sancağında elmalu kazâsında medfûn –ı hâk ve ıtır–nâk (güzel kıku) bâberât–ı âlî mutasarrıf oldığım ABDALMUSÂ Hazretlerinin zaviyesinin âsyâb (su değirmeni) ve câmi’ ve mekteb ve sâir hâsılatıyle derkenarlarından müsteban olub (1851) senesi bâ–fermân İsmail Hakkı’nın uhdesine tevcih kılınan kaydının ihrâcı husûsına müsaade buyurılması niyâzım bâbında emr ü fermân Hazret–i nem lehü–l–emrindir. BEND–İZaviyedâr–ı Tekye Eş–Şeyh el–Hâc Hüseyin Hüsni

BâB–I ÂLÎ BİSMİLLAHİ
MECLİS–İVÂLÂY–IAHKÂM–IADLİYYE
Aded: 458
Eizze–i kirâmdan (ünlü erenler) ABDALMUSÂ Hazretlerinin Elmalu kazâsında kâin (bulunan) zaviye–i şerîfeleri müstagallâtından (Gelir getiren vakıf) olub cânib–i hazine–i celîleden mezbût olan arazî ile değirmen ve sâirenin kemâ fi–s–sâbık (eskisi gibi) zaviye–dârlığa terk ve tahsîsi istid’âsına dair zâviye–i mezkûre (Abdal Musâ Tekkesi) şeyhi Hüsni Efendi tarafından rikâb,ı hümûyûn Hazret–i şâh–âneye takdîm kılınan arz–ıhâl MECLİS–İAHKAM–IADLİYYE’ye havâle buyurılmış olmağla lede–l–mutâlâa fezleke–i mealine ve berâber bulunan derkenarlı diğer arz–ı hâl ile vâridât muhâsebe–i mezkûresi ve Maliyye Nezâret–i celîlesiyle icrâ olınan muhâbere tezkeresi müeddâlarına nazaran ibtidây–ı nizâmda BEKTAŞİTEKYELERİmerbûtatının cânib–i mîriden zabtı sırasında zir olınan arâzi ve değirmen ve sâir müteferriâtı dahi zabt ile ba’zisi mahallinde furuht (satma) olınarak zaviye–i merkume de usûl–i tarîkat–ı aliyye–i Nakş–bendî’ye icrâ olınmak üzere zaviye–darlık hidmeti ol esnada Hâcı Hüseyn Efendi’ye ve aninvefatında Hhacı Halil Efendi’ye ve anin irtihâlinden (ölüm) sonra sâir meşâyihe ve muahharen sâhib–i arz–ıhâl mûmâ–ileyhe (Hüseyin Hüsnü) tevcîh ve zabt olınan hâsılatı mukabilinde zaviye–dârlığa şehriyye yüz yirmi beş (125 kuruş– 1. 25 lira) türbe–dârlığa otuz guruş (30 kuruş– 0.3 lira) maaş tahsis kılınmış ve bir aralık emlâk–ı mazbûta dahi zaviye–dârlar tarafından idâre olınmak üzere bâ–fermân–ı âlî terk ve iâde olınarak meşayih–i mûma–ileyhimden İsmail Hakkı Efendi’nin zaviye–dârlığı esnâsında ahaliye teadisi (kötülük) vuku’ına mebni tekrâr zabt olınmış ise de mezkûr arz–ı halde beyân olındığı vechile zaviye–i mezkûre müteaddid hücerât (odacıklar) ile câmi–i şerîf ve mekteb–i münif (ulu) ve sâir müştemelâtı(eklenti) hâvi cesîm ve ma’mûr hân–kah (kocaman bakımlı Tekke) olarak maaş–ı mezkûr masarif–i zarûriyyesine vefâ itmemiş ve şart–ı vâkıfın ibtâli zaviye–i merkumede bulunub taayyüşleri (yaşama) buna münhasır olan bir takım aceze ve fukaranın inkisâr–ı kulübine bâıs olmakda bulunması cihetiyle sâye–i haşcını vâye hacenât–ı vâye hazret–i pâd–şâhide kadîmi vechile kaydının tashihi niyâz ve istirhâm olınmış olub sûret–i hâlden anlaşıldığına göre merbûtâtın mukaddemki zabtı ol vakit bunın dahi BEKTAŞİTEKKELERİ’nden ma’dûd olmasından ne’şet idüb sonradan bâ–emr–i âlî terk olınmışken tekrar zabt olınışı dahi mûmâ–ileyh İsmail Hakkı Efendi’nin uygusızlığı cihetiyle teadiyât vak’asına menbi bulundığından ve el–haletü hazihi zaviye–i merkumede âyin–i behîyye (güzel tören) nakş–bendî icrâ olınmakda oldığından sair ba’z–ı eizze–i kirâm hazerâtı evkaf–ı şerîfesinin hasbü–n–niz–m (düzen gereği) müstesnâ tutuldığı gibi arazi–i merkumenin usûl–i ma’delet ve hakkaniyyete tevfîkan hüsn–i idâresine ve ahali hakkında bir gûnâ cevr ü ezâ vuku’a gelmesine me’mûriyyet–i mahalleyye tarafından dikkat ve nezâret olınmak üzere kemâ fi–s–sâbık (eskisi gibi) zâviye–i merkumeye terk ve tahsîsi muvâfık–ı emsâl olarak cânib–i eşref hazret–i tâcdâriye da’vet–i hayriyyeyi müstelzim görünmiş ve sâlifü–l–beyân (yukarıda sözü geçen) vâridât mühâsebesi mezkûresine nazaran bunların bedel–i senevisi dahi sekiz bin guruşdan (8000 kuruş– 80 lira) ibâret bulunmış olmasiyle bermûcib–i istid’â hazinece icrây–ı iktizâsı ve fakat zikr olunan zaviye–dârlık maaşları emlâk–i merkumenin ibtidâki zabtı esnâsında furuht (satma) olınanlarına mukabil olmak lâzım gelür ise de usûl–i tasarrufiyyeye riâyetten ba’dâ–zîn (bundan sonra) bu maaşların i’tâsından sarf–ı nazarla kaydının terkini (silinmesi) husûslarının nezâret–i mûşârün–ileyhe havâle buyurılması tezekkür kılınmı;ş ise de ol–bâbda emr ü fermân hazret–i men lehü–l– emrindir.
Fî 19 Rebiyü–l–evvel sene 1278 (Eylül 1861)
MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR
Es–Seyyid Mahmud Edhem Mahmut Celâleddin Es–Seyyid Ali Mehmed Şerif
MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR MÜHÜR
Ahmet Tevfik Es–Seyyid Ali Okunamadı Mehmet Rauf
Muhtar Bey bulunamadı Ahmet Vefik Efendi Komisyonda İrfan Bey bulunamadı
YAZI: 11 Sefer sene 1278 (Ağustos 1861), Padişah Abdülaziz dönemi, Sadrâzam: Mahmet Emin Ali Paşa’dır.
O yıl 26 Haziran’da Padişah Abdülmecit vefat etti, yerine 28 Haziran’da Abdülaziz geçti. Osmanlı Devleti (1861–1862) Karadağ’da çıkan isyanı bastırmakla uğraştı. 10 Temmuz İtalya ile 10 Ekim Belçika ile ticaret Antlaşması imzalandı.

BÂB–I ÂLÎ
MECLİS–İ VÂLÂY–I AHKÂM–I ADLİYYE
Aded: 131
MALİYE NEZÂRET–İ CELÎLESİ’NE
Devletlü Efendim Hazretleri,
Elmalu kazâsında vâkı’ (bulunan) ABDAL MUSÂ kuddise sırruhu hazretlerinin zaviyelerimüstagallatındn (gelir getiren vakıf) olan arazi ve âsyâb (su değirmeni) ve sâire hakkında ba’z–ı fâde ve istid’âyı hâvi zaviye–i mezkûre Türbedârı ŞEYH HÜSEYİN HÜSNİ Efendi tarafından rikâb–ı merâhim–meâb–ı cenâb–ı mülûkâneye (padişaha) takdîm olınub Meclis–i Vâlâ’ya havâle buyurılan arz–ı hâl ile merbût derkenârlı arz–ıhâl leffen irsâl kılınmağla meal–i istid’âye derkenara nazaran iktizâsının ve ol babda olan mütâlâa –i aliyye–i nezâret–penâhîlerinin iş’âr buyurılması bâbında emr ü irâde hazret–i men lehü–l–emrindir.
Fî 11 Safer sene 1278 (Ağustos 1861) BENDE–İ Kemal
Teke (Antalya) sancağı dahilinde kâin (bulunan) Elmalu kazâsında medfûn ABDAL MUSÂ kuddise sırruhu–l–a’lâ hazretlerinin zaviyelerine merbût (bağlı) olub melfûf–ı mezkûrede (sözü edilen ekte) keyşfiyyeti tefsîlen (ayrıntılı) beyân oldığı üzere maliyye hazîne–i celîlesinden mazbût olarak mültezîmine (devlete gelir getiren kaynaklardan belirli bedel karşılığı olan kimse) ilzâm olınmakda iken 1276 (1859) senesinden i’tibâren emlâk–ı sâire misillü ihâleden tefrîk (ayırma) olınarak Elmalu ve Kalkan (?) kazâlarının îcâr–ı çiftligât–ı rusûmiyle Kaş ve Finike kazâlarının hicârı âsyâb (su değirmeni icârı) rusûmının 1275 (1858) senesine mahsûben 8000 guruş (80 lira) bedeli oldığı mukayyed idüği.
Fî 24 Safer sene 1278 (Ağustos 1861) Kuyruklu imza
Atûfetlü Efendim Hazretleri,
Eizze–i kirâmdan (ünlü erenler) ABDAL MUSÂHazretlerinin Elmalu kazâsında kâin zaviye–i şerîfeleri müstagallâtından (gelir getiren vakıf) olub cânib–i hazîne–i celîleden mazbût olan arazi ile değirmen ve sâirenin kemâ fi–s–sâbık (eskisi gibi) zaviye–dârlığa terk ve tahsîs istidâsına dair zaviye–i mezkûre şeyhi Hüsnü Efendi tarafından rikâb–ı hümâyûn hazret–i şâh–âneye (padişaha) takdîm kılınan arz–ıhâl Meclis–i Vâlây–ı Ahkâm–ı Adliyye’ye (Danıştay) havâle olınub olbâbda kaleme alınmış olan mazbata evrâk–ı melfûfe (ekler) ile mahzûr–ı âlî–i cenâb,ı pâd–şâhî (padişahın görmesi için) buyurılmak içün arz ve takdîm kılındı meâlinden müstebân (anlaşıldığı) oldığı vechile ibtidây–ı nizâmda BEKTAŞİ TEKKELERİ merbhutanın cânib–i mîriden (devlet tarafından) zabtı sırasında zikr olınan arazi ve değirmen ve sâir teferruhatı dahi zabt ile buna makabil olmak ve zaviye–i merkumede usûli tarîkat–ı aliyye–i NAKŞ–BENDİYYE icrâ olınmak üzere zaviye–darlığa şehriyye (ayda) yüz yirmi beş (125 kuruş– 1.25 lira) guruş ve türbe–dârlığu dahi otuz guruş (0.3 lira) maaş tahsîs kılınmış, bir aralık emlâk–i mezbûta (ele geçen) dahi terk ve iâde olınnarak ba’z–ı vuku’ bulan teadiye (fenalık) mebni tekrâr zabt olınmış ise de zaviye–i mezkûre cesîm ve ma’mur (büyük ve bakımlı) bir hhan–kah (tekke) olarak mezkûr masarif–i zarûriyyesine vefâ itmiyeceğine ve bu misillü evkaf–ı şerîfe hasbü–n–nizâm müstesna tutulmakda olmasına mebni arazi–i merkumenin dahi ma’delet ve hakkaniyyete tevfîkan hüsn–i idâresine ve ahali hakkında bir gûne cevr ü ezâ vuku’a getürilmemesine me’mruhin–i mahalliyye tarafından dikkat ve nezâret olınmak üzere kemâ fi–s–sâbık (eskisi gibi) terk ve tahsîsi zımnında hazinece icrây–ı iktizâsı zikr olınan zaviye–dârlık ve türbe–dârlık maaşları emlhak–i merkumenin ibtidaki zabtı esnasında ba’z–ı furuht (satma) olınanlarına mukail olmak lâzım gelürse de usûl–i tasarrufiyyeye riâyeten ba’da–zîn (bundan sonra)i’tâsından (verilme) sarf–ı nazarla kaydının terkini (silinme) husûsının Maliyye Nezâret–i celîlesine havâlesi tezekkür kılınmış ise de ol babda her nevechile irade–i seniyye–i cenâb–ı mülük–âne müteallık ve şeref– sudûrbuyurılur ise anâ göre hareket olınacağı beyâniyle tezkere–i senâveri terkim kılındı efendim. Fî 23 Rebiyü–l–evvel sene 1278
Ma’rûz–ı Çâker–i Kemîneleridir ki, (ben âciz kulun dileği)
Enmele–i pîray–ı tevkir olan işbu tezkere–i sâmiyye–i sadâret–penâlirei (sadrâzama sunulan bu yazı) ile evrâk–ı ma’rûza manzûr–ı menfûr hazret–i mülûk–âne buyurılmış (padişaha gösterilmiş) ve husûsât–ı mezkûrenin tezekkür ve istîzân (konuşma, danışma) olındığı üzere nezâret–i müşârün–ileyhe havâlesi müteallık ve şeref–sudûr buyurılan emr ü irâde,i seniyye–i cenâb–ı pâd–şâh–ı muktezây–ı münîfinden olarak evrak–ı merkume yine savb–ı sâmî–i asafîlerine (sadrâzama) iâde kılınmış olmağla ol bâbda emrü fermân hazret–i veliyyü–l–emrindir.
Fî 24 Rebiyü–l–evvel sene 1278 (Eylül 1861)
ÖZET
Yukarıda sözü edilen ABDALMUSÂZAVİYESİ’nin arazi ve değirmenine devlet 25 Cemaziye–l–evvel sene 1246 (Ekim 1830) da el koyarak taviy edara ayda 125, türbedara da 30 kuruş maaş vermekte iken 1270 (1853)te taviye, zaviyedar İsmail Hakkı Efendi’ye teslim edilmişse de onun idaresizliği nedeniyle zaviyenin taşınmaz malları 10 Şa’ban sene 1273 (Mart 1856)te yeniden hazine tarafından elkonarak mültezim Sarraf Tıngıroğlu Hoca (Ermeni) ya 13 016 kuruşa bir yıllığına kiralanmıştır.
1826 yılından sonra Osmanlı Devletinde olan bütün Bektaşi Tekkeleri tarikat–ı aliyye–i (yüksek) Nakşibendiye şeyhlerine teslim edilmiştir.
BELGE:
BOA– İrade meclisi–i Vâlâ, No 20303, 7 adet

ANTALYA ELMALI’DAKİ ABDAL MUSA DERGAHI’NA ATANAN MEVLEVİ
DERVİŞİ İLE ALEVİ DERVİŞİ
ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER
YAZI: 11 Zilhicce sene 1273 (Temmuz 1857), Padişah Abdülmecit dönemi, Sadrâzamı: Mustafa Reşit Paşa’dır.
Osmanlı Devleti o yıl, 11 Nisan’da Ruslarla Besarabya’da ve Tuna deltasında sınır saptaması yaptılar. 10 Kasım’da da Avusturya ile Tuna’da araçların geliş ve gidiş trafiği düzenlendi.
KİMDEN:
Elmalı’da Abdal Musâ Tekkesi Şeyhi İsmail Hakkı’dan dilekçe
KİME:
Divân–ı Hümâyûn’a
KONU: Elmalı ilçisinde bulunan ABDALMUSÂDERGAHIŞeyhi İsmail Hakkı (Mevlevî), zaviyenin malvarlığından dolayı bir Bektaşi ile anlaşmazlığa düşerek bir sar’alıyı öldürdü diye hapse düştüğü, kendisini kurtarması için Konya’da Çelebi Efendi’ye yalvarmakta, adalet yerini bulması için Konya’da yeniden yargılanmasını, şahitlerinin dinlenmesini istemektedir.
BELGENİN MEÂLİ
Saadetlü Oğlum Efendim Hazretleri,
Arîza–i senâ–farîza–i aşk ve niyâz–ı fakirâneleridir ki,
Teke (Antalya) sancağına tâbi’ Elmalu kazâsında medfûn ABDALMUSÂ kuddise sırruhu (sırrı kutsal olsun) hazretlerinin dergâh–ı feyz–i iktinâ’ları (bilimin esasını anlama) vakfının haylularını kazâ–i mezbhur (Elmalı) ahalisinden mülhid–i Bektaşiyyeden (DİNSİZ– ALLAHIN BİRLİĞİNE İ–NANMAYAN BEKTAŞİ) İdris Oğlu KocaSalih nâm şahs mülkiyet üzere zabtitmiş ve bâki kalanlarını dahi cânib–i mîriden cüz’hi (çok az) bedel ile iltizam) kendi geliri için) iderek anlerden dahi baş kat ticaret itmekde ve dergâh–ı mezkûr (Abdal Musâ Tekkesi) olvechile harâb ü yebâb (yıkık virâne) olmışiken avn,i inâyet–i cenâb–ı bârî (Allahın yardımı) ve yâver–i tevcihât–ı kerîm–âneleri (padişahın cömertliği sayesinde) asâriyle dergâh–ı mezkûrı (adı geçen tekkeyi) yeni başdan güşad ve ihyha (açıp yeniden canlandırmak) eyledim ise de mülhid–i merkum (dinsiz, Allahın birliğine inanmayan Bektaşi) zabtetmiş oldığı vakıfları elinden çıkmasından nâşî kemâl,i garaz ve bürûdetle adâvete (öfkeyle düşmanlık) başlayub min–l–kâdim (eskiden beri) mübtelâyı sar’a (sar’a hastalığına tutulmuş) olan Ali Bin Mustafa nâm kimesnenin illet–i mezkûre kazâsınca sar’ası tutub suya düşerek irtihâl–i dâr–ı bekâ (ölme) eylemiş oldığından müteveffhay–ı merkumın (ölen sar’alı) biraderine va’d ve ivaz (karşılıklı sözleşme) i’tâsiyle ayartub “Abdal Musâ’nın şeyhi benim biraderimi dövdü anden vefat eyledi diyerek da’vacı tedarik idüb livâ,i Mezkûr (Antalya sancağı) kaim–makamı İsmail Ağa’ya iştikâ (şikâyet) itdirmiş olmasiyle kulları dahi şahs–ı merkum saralu olub suya düşerek kendü hâliyle vefak eylediği ve ba’de (sonra) sudan cenazesini çıkardıkları ve benim olbâbda aslâ medhalim (karışma) olmayub ve orada dahi olmadığımı ale–t–tarîkü–ş–şahâde (tanıklık yapmaya) kasaba ahalisinden Dülger Oğlu Ahmet Usta, Ayan Oğlu İsmail ve Kaş kazâsından Bayaşa karyesinden kubur oğlu Mehmet ve Teke değirmen çiftliği’nden Hasan ve Hüseyin ve Koca Mehmet ve Kebremli Mehmet nâm kimesneler gelmişise de mülhid–i merkum (dinsiz, Allahın birliğine inanmayan Bektaşi ber–takrîb (yolunu bulup) kaim–makam–ı mûmâ–ileyhin matbahına (mutfak) on bin (10 000) guruş hidmetle dört bin’ 4000) guruş dahi (rüşvet) müteveffhanın (ölenin) birâderine virüb gelmiş olan şahidleri habs itdirerek gûnâ gûn rencide ile kaim–makam–ı mûmâileyh şahidlerümi dinlemeyerek kizb–i dürüg–ı bî–fürüğdan (açığa çıkmamış yalan) ibaret olarak arkadan arkaya iki adam getürüb ıkrâr eyledi deyû vâli paşa ve gerek Çelebi Efendi hazretlerinin haberi olmaksızın kullarını der–akab küreğe (Kürek cezâsı) göndermiş ve böyle bi–gayr–i hakk irshaline ma’delet–i âlî (yüce adalet) ve rahm–ı âlîleri ber–vechile kail ve kani’ (inanmayacağı) olmayaacağnıdan mecbûl ve mütehallik buyuruldukda hasâil–i celîle (yüce huylar) acz–perveri (âcizleri koruyan)ve âtıfet–i saniyye–i merâhim–kasretiyle üzere şahidleri getürüb meclis–i kebîrde suâl eylemek hafiyyen maddeyi lede–l–tahkik (araştırma) ifâde–i âciz–ânem mukarın–ı sıhhat (gerçeğe yakın) ve garazu olan husûs merkum–ı mülhidin (dinsiz, Allahın birliğini tanımayan) şe’niyyeti (gerçeği) ve ivaz–ı garîz (karşılıklı amaç) tahtında olduğu anlaşıldığı halde şahidleri buraya celb kılınmak ve yahud meclis–i kebhirde mürâfa’a (duruşma) ve mahkememize sûret virilmek üzere Konya’da celbimiz içün bir kıt’a mazbatanın irsâli husûsı Konya velisine tahrhir ve iş’âra müsaade–i merâhim–âde kerîm–âneleri (merhametli padişah) bî–diriğ (elinden geleni yapan) ve irade buyurılmak bâbında arîza–i aşk ve niyâz–ı âciz–ânem terkim ve takdîmine istidâr ve ictisâr (cesaretlenme) kılındı in–şâellahü teâlâ muhat–ı ilm–i âlîleri buyurıldıkd olbâbda ve herhalde emr ü ferman lütf ü ihsân hazret–i men lehü–l–emrindir bâki û eyvallah.
11 Zilhicce sene 1273 (Temmuz 1857)
Abdal Musâ Dergâhı Şeyhı mahbûs İsmail Hakkı
MÜHÜR(Hâdimü–l–Mevlevi Şeyh İsmail Hakkı)
Mühür–i âciz–ânem zabıtada sirkat olındığından başkam ühür hak olınarak tamhîr (mühürleme) kılınmışidüği.
Aman Efendim canım oğlum,
Ber–vech–i muharrer mazbatanın irsâli (yollanması) içün çarçabuk Konya valisine ve Çelebi Efendi’ye tahrîr buyurılması herhâlde bizi Konya’ya celb içün müşârün–ileyhe (Çelebi’e) tahrîr (yazılma) buyurılmasını pek ricâ iderim.
Yine yukarıdaki mühürün aynisi: MÜHÜ (Hâdimü–l–Mevlecî Şeyh İsmail Hakkı).
BELGE:
BOA– Cevdet Tasnifi Adliye, No 568