Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

Mescit / Caminin Durumu

Yeni Sayfa 1


Mescidler İslam’ın başından beri vardır. Peygamber 622 yılında Medine’ye yerleşince hemen bir mescid yaptırır. Bu herkesin katkısıyla yapılan gösterişsiz, sadece hizmete açık bir binadır. Minare, süs, şatafat yoktur. Peygamberin denetiminde yapılan mescid binalarımın tümü mütevazı yapılardır.
İslam’ın hemen başlangıç yıllarında camiler farklı siyasal çizgi izlemek isteyen kesimlerin propaganda merkezi olmaya dönüşür. Bunların başında Dırar mescidi gelir. Peygamber Medine’ye gelirken dört gün kaldığı Kuba Köyü’nde bir mescid yaptıracaktır. Bir süre sonra bu mescide karşı Dırar Köyü’nde bir mescid yapılarak, İslam’ı bölmek isteyenlerin ve “dedikodu üretenlerin” propaganda üssü olacaktır. Birinci planda amaçları Kuba cemaatini parçalamaktır. Bu mescid / cami, silah yığınağı olarak da kullanılmıştır. Ebu Amir, bu faaliyetlerin başındadır. Roma’dan ve henüz İslamlığı benimsememiş kesimlerden yardım ister. Peygamber, “kendi iradesi dışında kurulan” bu camiyi ortadan kaldırtmak için Tebük’ten dönerken ortadan kaldırmaları için sahabeden Malik ile Mean’ı gönderir. Harise oğlu Zeyd de onlara yardımcı olur. Bu mescid yakılır-yıkılır ve burada namaz kılınması yasaklanır. Kuran’ın Tövbe 107-108. ayetleri bu mescidin yıkılması için gelmiştir.<1>
Demek ki, mescidler başından beri propaganda merkezleri olamaya uygun olan yerlerdir. Peygamber, kendileri tarafından konulan İslam’ın ana çizgisine karşı gelişen bu tür eğilim merkezlerine izin vermemiştir. Oysa, bugün her türlü olanağa sahiplerdir. Toplumun ve devletin ekonomik gelirleri bu kurumlara oluk gibi akıtılmakta, sağ siyasal çevrelere yandaş kazanma yerleri olarak kullanılmaktadır.
Bu kötüye gidişi İmam Ali ta o günlerde sezer. Çıkar sağlamak, saygınlık kurmak ve bu tür üsleri din örtüsü altında siyasal çalışmalar için kullanmak Ali’nin dünya anlayışına göre sahteciliktir. Buna olanak tanımak istemez ve savaşım verir. Onun bu çalışmaları duygu ve düşüncelerinin yansıdığı şiirlerinde; “duydumki devlet hazinesinden cami yaptırıyormuşsun”, bu durum “iyilikten uzaktır” biçiminde dile getirilir.<2>
www.alewiten.com, 21.11.2002
--------------------------------------------
<1> Çağdaş ve günümüz kaynaklarından geniş bilgi ve açıklamalar için bkz. Tarih-i Taberi Tercemesi (1982), C. II: 497 vd.; Fütûhu’l-Büldan (187): 1 vd.; Kısas-ı Enbiya (1985), C. I: 324 vd.; Gölpınarlı (1991): 75, 81, 143 vd.; Öztoprak (1990): 22 vd., 60, 102, 115 vd.; Baki Öz (1997): 126. İslam’da ilk kez gerektiğinde cami yıkımına yönelik inen Kuran’ın Tevbe 107 ve 108. ayetleri şöyledir: “ (107) Zarar vermek, kafirlikte bulunmak, inananların aralarını açmak, daha önce Tanrı’yla ve Peygamberiyle savaşanın gelmesini gözlemek için mescid kuranlara gelince; Biz ancak iyilik istemekteyiz diye yemin edecekler ve Tanrı ise tanıklık etmektedir ki onlar yalancıdır. (108) Orada hiçbir zaman namaz kılma. İlk günden itibaren Tanrı’dan çekinmek ve ona itaat etmek temeli üstüne kurulmuş olan mescit, elbette namaz kılmana daha uygundur. Orada öyle erenler var ki arınmayı severler ve Tanrı, temizlenip arınanları sever”.
<2> Bkz. Hz. Ali’nin Şiirleri (Çev. İ. Z. Eyuboğlu): 102; Hazreti Ali Divanı (Çev. V. Atila): 125.
 


Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git