Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

Şeriata aykırı davranan Dersim Şeyh Hasan Aşiretinin hakkından gelinmesi

ŞERİATA AYKIRI DAVRANAN DERSİM ŞEYH

 

 

ŞERİATA AYKIRI DAVRANAN DERSİM ŞEYH

HASAN AŞİRETİ’NİN HAKKINDAN

GELİNMESİ

 

Yazı:

Gurre (1-10) Şa’ban 1201 (Mayıs 1787) yılı Padişah 1. Abdülhamit dönemi, Sadrâzam: Koca Yusuf Paşa’dır.

O yıllar, (1787-1792) Osmanlı - Rus ve Avusturya savaşı sürüyordu. 1. Abdülhamit bozuk giden ekonomik durumun düzelmesi için Peygamber Hz. Muhammed’in adından meded umarak sadrâzamlarının çoğunu MEHMET adında kişilerden seçiyordu, fakat bu Mehmet’lerin dini bilgileri yetersizdi.

Kimden:

KEBAN ve ERGANİ Ma’den Emini el-Hac Ali’den

Kime:

Divân-ı Hümâyûn’a - Rapor

Konu:

KEBANve ERGANİ madenleri sorumlusu yöredeki aşiretlerin bu madenlerin işletmesinde devlete birçok güçlükler çıkardıkları gibi kendi aralarında da anlaşamadıkları, sürekli savaş halinde bulundukları, hele ŞEYH HASANLI, DERSİMLİLER’in inançları şeriata aykırı olup, Hz. Ebu Bekir, Ömer ve Osman’ın halifeliğini tanımazlar, “ne yapıp edip bunların hakkından gelinmesi” istenmekdir.

 

BELGELERİN ÇEVİRİSİ

Devletlü İnâyetlü Mürrüvvetlü Veliyyü-n -niam Efendim SULTANIM Hazretleri.

Hemâre (sürekli) Cenâb-ı feyyhaz-ı mutlak vücud-ı mürüvvet-nümûd-kerîmânelerin âlâm ve ekdârdan (acıdan tasadan) masun ve me’mûn ve eyyâm-ı ömr ü devlet ve ikballerin (korusun, devlet işlerinde başarılı mütezâyid ve efzûn (çok çok artsın) eylemek da’vatı bi-hulûsu-l-bâl (can u gönülden) te’diye ve ikmhal kılındığı ma’razında (bir şeyin bildirildiği yer) arîza-i bende-i nâ-tüvânlarıdır ki, (ben âciz kişinin dileği)unde-i çâker-ânem (üzerime bırakılan) olan KEBANMADENİ bûkâtından (bağlı) ÇEMİŞGEZEK ve ÇARSANCAK (Akpazar) ve eyâlet-i Sivas’dan Eğin (Kemaliye) ve GÜMÜŞHANE muzâfâtından KEMAH ve KURUÇAY (İliç) ve Gercanis ve eyalet-i Erzurum’dan TERCAN ve ERZİNCAN kazâlarına bir tarafı semt ve civar olan DÜÇEK ve ŞEYH HASANLU eşkiyaları dimekle ma’rûf şekavet-pişeler (hırsı şekavet-pîşeler (işi gücü hırsızlık yapma) ve –endîşelerin (kötülük yapmayı kuran) nice müddetden berû âdet-i müstemirreleri (sürekli yapmaya alışık) olan fazahat ve şenâat (kötülük) ve envha-ı bedü mezâlim (çeşit çeşit haksızlıklar) ve teaddiyatlarının (düşmanlık) vedâyi-i cenâb-ı bâri (Tanrı tarafından emanet edilen) fukarây-ı niyyet ve kuttan-ı vilâyet (ilde oturanlar) üzerlerinden indifâ’ ve maslûbiyyeti (asılarak yoketme) istid’âsiyle sene-i güzeştede’ (geçe yıl) kazâha-i mezkûrûn (yukarıda adı geçen ilçeler) fukarâlarının divân-ı ma’delet-ünvâna 5yüce adalet) ref-i rik’a-i iştikâlarına (şikâyet etmeleri) mebni MA’DEN-İKEBAN’ın hâvi olduğu kazâha-i fukarâlarını dest-i tetâvül-i mezâlimden (baskı yapan ellerden) vikaye birle (kurtararak) te’mîn-i kulûb-ı ıbâde (insanların gönlünü kazanmak) bezl-i mağderet (çalışma) eylemem bâbında yed-i çâker-âneme (elime) i’tâ buyurulan bir kıt’a emr-i şerîf-i âlî-şânın infâz ve icrâsı emrinde sarf mâ-hasal-ı kudret vâcibe-i zimmet-i çâker-ânem (meydana getirmem gerek olmakdan nâşî Ekrâd-ı bed-âyin ve bed-nihâdların mütecâsir (kötülüğe yeltenen) oldukları gûnâ gûn (türlü türlü) fazâhat ve şenâatdan (edepsizlik kötülük) keff-i yed (el çekme) eylememeleri husûsı her-çend (sürekle) tenbîh-i ekid (kesin şekilde uyarm olundu ise kat’an ve katıbe-ten (asla) ısga’ (söz dinlenmeme) ve i’tbâr  eylemeyüb  miyanelerinde  (aralarında)  birbirleriyle  taksîm  birlelüşerek)  her  birlerimize  şu  kadar  mal  virüb “Hidmet  idersiniz  febihâ a’lâ)  ve  illâ  sizlere  tahlîs-i  girîbân  adîmü-l-imkândır (yakayı kurtarmak imkânsızdır)” deyû tahvîf-i külli  ile  (korkutma)  ekser-i  rüesây-ı  eşya  cem’-i  gafîr  (kalabalık  eşkiya  elebaşları  toplanarak)  derûn-ı  kasab  mezkûr ÇEMİŞGEZEK’e duhûl ve tecemmü’ ve tekalif-i mâ-lâ-yutaka  tasaddü  (vergi  toplamaya  girişmek  olanaksız)  ve  fesâda  (hazır  olduklarında  kasaba-i  mezkûrede  (Çemişgezek) vâki’  taraf-ı  bendelerinden  voyvoda  nasb u ta’yîn  olunan kullarına  dahi  fukarây-ı  raiyyet  ve kânı  vilâyetin  (ilde  oturanlar)  taaddiyât-ı  eşkiyâdan  himâyeleri  (eşya  saldırısından korunmaları)  husûsı  hâssaten  tenbîh  (uyarma)  olunmuş  olmağla  vukuât-ı  mezkûr  (yukarıda  sözü  edilen  olan  bitenler)  bir kat’a  i’lâm-ı  şer’î  ve  bir  kıt’a mahzar-ı gûne arz ıhâl-i ahali (halkın topluca verdiği dilekçe ile taraf-ı bendelerine inhha ve ifâde (bildirme ve şerr ve mazarrat-ı eşkiyây-ı mezkûrlerin (yukarıda adı geçen ŞEYH HASANLI ve DOÇEK eşkiyasının kötülük ve zararlarından def’ü ref’ini (giderme) niyâz ve istid’â eylediklerinde der-akab asker ta’yîn ve etraflarını muhâsara birle (kuşatarak) lede-l-muhârebe bi-avn-ü nusret-i bâ ve kuvvet-i baht-ı fîrûzi-i hazret-i tâc-dâri ve bi-hüsn-i teveccüh-i veliyyü-n-n-niami (Tanrının yardımı, Padişahın beğenisiyle uğurlu güç savaşarak) derûn-ı ÇEMİŞGEZEK’de tecemmü’ eden (toplanan) rüesây-ı eşk (eşkiya elebaşıları) bill -cümle (tümü birden) tu’me-i şemşîr (kılıçtan geçirildi) ve şekavet-pπişe ve mefsedet-endişe-i (işi gücü hırsızlık ve hep kötülük yapmayı tasarlayan) saireleriyle cem’an altmış nefer eşkiyalarının rü’us-ı menhûsaları (uğursuz kafaları) kat’ (kesilerek) ve der-bâr-ıma’delet-karara (mahkemeye) ba’s ve tesyhar (yollama) kılınmışdır hamden sümme hamden (tekrar tekrar hamdolsun) inâyet-kârâ (iyilikte bulunan) efendim eşkıyây-i mezbûrûr (yukarıda sözü edilen eşkiyanın çend-inden (bu kadar yıldan) berû ribka-i itâatdan ser-zede hurûc (itaattan çıkıp başkaldırmış) ve semt-i isyâna hurûç birle (yönde bayaklanarak) hetk-i ağrâz (ar namus çiğneyip) ve gasb-ı emvhal (zorla malalma) ve gûnâ gûn (türlü türlü) fazâhat ve şenaat-ı âdet-i müstemirreleri (sürekli kötülük yapmayı huy edinmiş) olub SEBRAB-IŞEYHAYN (çehâr-yar-ı güzinden Hz Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman’a sövenler) olmalarıyle i’dâmlarıyla (öldürülmeleri/ irâha-i ibâd (insanları rahata kavuşturmak) tathir-i bilâd (yöreyi onlardan temizlemek) zımnında bi-d-def’at (defalarca) evâmir-i aliyye (ferman) haklarında sâdır ol eşkıyây-ı sâlüfü-z-zikr (yukarıda sözü edilen eşkiyanın) rüesâlarının (elebaşları) ekserisi def’a-i vahidede cezây-ı mâ -yelıklarına dûçâ olubbakıyyelerinden umûr-ı harbiyeyi rü’yete muktedir (savaşabilecek gergerdelerinden (elebaşları) fakat birkaç neferi kaldığı niam-ı celle-i rabbeni (yüce Tanrı’nın iyiliğiyle) olmağla böyle dahi ber-mûcib fermûde (emir gecince) irâha-i ibhad ve te’mîn-i kulûb-ı ibâdî (insanı rahata kavuşturmak ve onların gönlünü kazanmak) ve devâm-ı ömr ve devlet-i hazret-i şehn-şânyee ve gerek cümle-i hâcet-mendânın (muhtac ilticâgâhı (sığınağı) olan Hazret-i Sadâret-Penahi Efendimiz Hazretlerine (padişah) ve inâyet-kâre efendime isticlâb-ı ed’iye-i hayriye-i (hayır duâ etme) fukarhay-ı müstevcib hâlâta (yoksullara gerekeni) teşebbüs (yapmayı) vâcibe-i uhde-i âciz-ânem (üzerime borç) olmağla şimdilik binden mütecâviz harb ve darba (vuruşmaya) kadir ve muktedir piyade ve süvari ÇEMİŞGEZEK ve ÇARSANCAK taraflarına semt ve civar ol desti mezâlim taaddiyât (düşmanlık, canyakma) âdet-i müstemirreleri (edindikleri) olan bakıyye-i (geri kalan) eşkiyhay-ı mezkûrlerin keyd ve mazarrat ve hasâretlerini (hile, zarar ziyan) def’ ü ref’-i zımnınd (kurtulmak) ta’yîn ve avn-i inâyetü-l-melikü-l-mü’în (Tanrının yardımıyle) fırsat-yâb (fırsat buldukça) olduklarınca Er Ekrâd-ı bed-âyin ve bed-nihâd-ı mezkûrûnun tedmîrleri (tepelenmeleri) husûsuna teşmîr-i sâk-i (bir işe adam akıllı girişme) ihtimâm eylemeleri dahi asker-i meb’husamıza (yollanan asker) bi-t-tahsîs (ayrıca) tenbîh ve te’kîd (iyice uyarma) olına vukuât-ı sâlifü-z-zikr (yukarıda sözü edilen olaylar) ber-vefk-ı muharrer (yazıldığı gibi) ma’lûm-ı inâyetleri buyurulmak için işbu arz-ıhzarrâ ummâl-i çâker-ânem (bana sıkıntı veren işler) tahrîrine ibtidâ (acele yazıp) ve adamın el-Hâc Ali kullarıyle merfû’-ı hâk-pây-ı inâyet-medârları (padişaha sunuldu) inşâe-allahrresîde-i desti inâyet peyvesteleri (eline ulaşır) buyuruldukta bâki lütf ve inâyet ve ihsâ Devletlü inâyetlü Atufetlü Merhametli veleyyü-n -niam aliyyü-l-himen Efendim Sultanım hazretlerinindir.

Fî gurre-i (1-10) Şa’bân 1201 (Mayıs 1787)

Belge:

BOA –Cevdet Zabtiya, No 3484

 

2. BELGENİN ÇEVİRİSİ:

ŞEYH HASANLU VE DUÇEK EŞKİYALARI DİMEKLE MA’RUF (ünlü) ŞEKAVET-PİŞELERİN (soygunculuk peşinde olan) SER-GERDE-İ (elebaşılar) GÜRÙH-I BED- MEKRUHLARININ (iğrenç) SER- MAKTÙ’ A-İ MENHUSALARI(uğursuz kesik başları)

 

DEFTERİDİR

TOPUZLU OĞLU ALİŞER, ŞAT OĞLU ALİ, LAÇİNOĞLU SENCU, GARGANLU MEHMED OĞLU SARU, TOPUZLU OĞLU MEHMED, LAÇİN OĞLU ALİ, HANÇUNUN OĞLU AHMED, HURŞUNUN OĞLU GÜLABİ, İBRAHİM MAKSUNUN OĞLU ALİ, GARAZ OĞLU BALİ, ZEKİNÜN OĞLU VELİ, MAHMUD OĞLU MUSTAFA, ÖKSÜZ OĞLU ALİ, ZİVANLI SÜLEYMAN, EDİLLÜ HAMZANIN OĞLU BERTAL, GENCUNUN OĞLU İSMAİL, KARA MEMONUN OĞLU İBRAHİM, EDİLLÜ MUSTAFA, LAÇİN UŞAĞI BUZU, LİÇAN OĞLU YİRİK, GELANLIÇEK OĞLU MÜŞKİRGİLLİ, VELİ’NİN KARINDAŞI OĞLU SALİH, KÖPÜKLÜ ALİ OĞLU İBRAHİM, ŞEYH ÖNEMLÜ ALİ MAKSU’NUN AMMİSİ MAHMUD ERİLLÜ, YUSUF MİRZU’NUN OĞLU BERTAL.

CEMAN:  28     Şekavet-pişelir saireleri bunlar dahi

                32     rüesây-ı mezbûrundan (yukarıda adları geçen)

                ––––––

               60

Yalnız altmışnefer rüûs-ı maktu’aları (kesik başları)dır.

Belge:

BOA – Cevdet Zabtiye, No 576