Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

Dersimli ve Şeyh Hasanlıların madenlere sahip çıkmaması

DERSİMLİ VE ŞEYH HASANLILAR

 

DERSİMLİ VE ŞEYH HASANLILAR’IN SAPIK

İNANÇLI OLDUKLARI YÖREDE BULUNAN

MADENLERE SAHİP ÇIKMAMALARI

 

Yazı:

29 Receb 1178 (Aralık 1764) yılı, Padişah 3. Mustafa dönemi, Sadrâzam: Bahir MustafaPaşa’dır.

O yıl, 5 Mart günü Lâleli Külliyesi hizmete açıldı. Bu dönemde Osmanlı’ya bağlı olan bazı eyaletlerin merkezi yönetimle olan bağları zayıfladı, birçok yerde yeniçeriler valilere emir vermeye başladı. Ekonomik durum bozuldu, altın paranın ayarı düştü.

Kimden:

Mustafa’dan

Kime:

Divân-ıHümâyûn’a arîza

Konu:

Padişaha sunulan dilekçede: Dersimli ve Şeyh Hasanlı’lardan Mustafa’nın idam edileceği yerde Abaza Mehmed Ağa’nın araya girmesiyle Bursa’ya sürgün edildiği, bu sözü edilenler öldürülen eşkiya Ebu Bekir’in yandaşları olduğu, yöre halkına zarar verdikleri gibi buradaki altın, gümüş, kömür madenlerine sahip çıktıkları, bunları istedikleri gibi işledikleri, bu yüzden devlet zarara soktukları, eğer bu madenler bu dilekçe sahibini verilirse devletin çok yararlanabildiriliyor.

 

BELGENİN ÇEVİRİSİ

Benim Devletlü İnâyetlü Atufetlü Efendim SULTANIM Hazretleri,

Eşkiyadan DERSİMİ ve ŞEYH HASANLU avene ve rüfekasından MUSTAFA’nın seviyy-i hâlini mübeyyin hüccet-i şer’iyesi ve keyfiyyet-i ahvali ve gidişi mufassalan (ayrıntılı) hâk-i pây-i Devlet-i Aliyye’ye (Padişah) tahrîr (yazıldı) ve te’dîbi (cezalanması) ricâ olundukda ABAZAMEHMETAĞA’nın şefaatı munzam (eklenince) olmak takrîbi Bursa’ya nefy (sürgün) ile iktifâ buyurulmuş Ferman Devletlü Efendimiz Hazretlerinindir şaki-i mezbhurenin vukarıda adı geçen Mustafa) kırk def’a katli vâcib olmağın maktûl EBU BEKİR’in kafadarıdır iki def’a ÇARSANCAK(Akpazar voyvodası üzerine asker ile varub mukateleye tasaddî (savaşa kalkma) ve olvakit ihtilâlden üç mâh (ay) Çarsancak kömürleri münkatı’ (aralıklı) ve altı bin yük kömür noksan gelmekle beşyüz vakıyye (okka-1.282 (500 okka-641 kg.) sîm gümüş hasâret-i mîri (devletin zararı) oldu ol zaman tahrîr (yazıldığı) olundukta maktûl-ı merkumın (sözü edilen EBUBEKİR) aveneleri hakkında dahi emr-i âlî addır olmuştu DERSİM ve ŞEYH HASANLU eşkiyasının sebeb-i tuğyanı (taşkınlık yapmalarının nedeni) bu müfsid olub bu havâlinin eşkiyası ancak bunun nevechile te’dîb olmasına muntazırlardır maazallahü teâlâ (tanrı esirgesin) bundan böyle müsaade-i aliyye buyurulmamak lâzım gelürse taahhüd-i zer ü sîm (altın ve gümüş elde etmeyi üzerine alan) değil belki bizi ma’denden firâr ettirenler ABAZA MEHMET AĞA geçen sene ÇAMURLU’da TÜRKMENAĞASIiken iki saat kurbunda tarîk caddede üç beşgünde bir kârban (kervan) alınurdı ve beş altı nefetbâ’ı (hizmetçi) atlarına binüb firâr itmişler bu hakihra (bu dilekçeyi yazan)adamı ve tahrîrâtı geldikde üç nefer adamlarını atlarıyle ahz (yakalayıp) ve gelen adamına teslim eyledik ve ilsânen “böyle hükümet olur mu civarında bu kadar hasâret (ziyan zarar) oluyor “dimiş idim galibâ muğlak olmalarıyle bu gûne tekdîr olmamıza sa’yitmek câiz keder bize olmaz ancak ma’den-i hümâyhunadır sâbıklarda ABAZAAĞA bâ-fermân-ı âlî çeteci merhum vaktında Diyarbekir’e gelüb SALİHKETHÜDA’yı dört bin askerle ağay-ı merk SARIMEŞE EŞKİYASI üzerine gelüb muvaffak olamayub giruya firâr itdikleri bu havâlide meşhurdır inâyet-i rabbü-l-izzet (yüce tanrı) ve himem hazretveliyyü-n-ni’metle (iyilik edenin yardımıyle) alâ vefka-l-merâm (isteğe göre) bu hakire SARIMEŞE fethi müyessir (kolaylıkla meydana getiren) Terahümizoli’den Harbrut’a gelince bir buçuk senedir bir hatun gider ulağların (postacı) cümlesinin ma’lûmıdır bir senede yahud iki senede DERSİMLÜ ve ŞEYHHASANLU eşkiyası  üzerlerine  bir  vezir  ta’yin  buyurulur  avn-i  hakkiyle (tanrının  yardımıyle)  bu  gaile  ber-taraf  ve  eşkıyây-i  mezbü  (yukarıda  sözü  edilen  eşkiya)  Şeyh  olub  fukarây-ı  raiyyete (yoksullara ber-zülm-i eşkiyadan halâs ve ihtilâle dair Çarsancak’ta ve DERSİMLİ ve ŞEYH HASANLU ve SARIMEŞE’de ber-kelâm avn-i rabbü-l-müsteân (tanrının yardımıyle) ile def’ olmışken ve şakı-i mezbûr cümlenin kafadarı olub bu misillü zulmeye ağây-ı merkum (Abaza Mehmet Ağa) sahib çıkmak revây- ı olmayub Devletlü İnâyetlü Efendimiz hazretlerinin rızây-ı aliyyeleri olmadığı mâ’lûm ve yakınımdir (padişahın buna razılığı olmadığını bilirim) sâlüfü-l-beyân (yukarıda adlarıgeçen eşkiyay-e Şeyh Hasanlı’lar) Daraliyye’de (İstanbul’da) de’dîbine muntazırdırlar ki (bu eşkiyaya ceza vermeye hazırdır) anler de anâ göre hareket iderler eğer çe takrîrimiz üzere bu havâliler âsûde-hâldir (hali rahat) sıdk-ı derûnimize haml (bize güvenip verilirse) buyurulur ve illâ sâbıkı üzere eşkiyây-ı ekrâdın eğerçe takrîrimiz üzere bunların tecavüzü var ise bizim kelâmımız kızb (yalan) olub agây-ı merkum sâdıktı ancak keyfiyyet-i maâdin bir nev’dir etrafı cümle eşkiyây-ı aşîretdir cüz-î bahâneye bakarlar şimdiye dek te’dîb-i cezâ olunan eşkiyanın rüfekası (arkadaşları) ve akrabası eşkiyalık hükmünü icrâ idemeyenler (en az) birkaç bin eşkiya leyl ü nehâr (gece gündüz) hilâfımıza muntazırlardır (fenalık yapmaya hazırdırlar) ol tarafda ne gûne icrâ buyurulursa bu tarafda dahi anâ göre tehdîd (göz korkutma gözdağı) olurlar ve bi-hamd-i teâlâ (tanrıya şükür olsun) zuhûr iden cevherlerin muktezâsı ma’den-i hümâyûnun hidmeti dahi izâf (azalma) olub ve müddet-i medîde (hayli süre) beru cevhere göre hidmet itmek ülfetleri (alışkın) oldığın binâen bedenen ziyade hidmet teklîfi kendülerine girân (ağır) gelür maa-hazâ (bununla beraber) bu edâ (bunu yapmak) bize vücuhla istiklâl ve müsaadeye (bize verilirse) ihtiyacımız olduğı karîn-i ilm-i irfânl (padişahın bilgisi vardır) buyuruldıkda âdet-i haseneleri üzere ber- vet-i neşât-ı (sevinç) huzûr-ı veliyyü-n-niamîde (padişahın vergisi) lütfu ve inâyetler hakk-ı âciz-ânemde mebzûl (bol bol) ve müsaade-i aliyyele bildiriğ buyurulmasına hasbete-n - lillâh takrîr ve tavsiye (yazı ve kaygıma) buyurulmak niyâzımdır bâki-i lütf ü kerem Devletlü saadetlü Efendim sultanım Hazretlerinindir.

MÜHÜR (Mustafa) Fî 29 Receb 1178 (aralık 1764)

DERKENÂR:

MEZBÛR ÇAVUŞ MA’RİFETİYLE BURSA (Bursa) ŞEHRİNE NEFY Ü İCLÂOLINMAKİÇÜNHÜKÜM BUYURULDU

Belge:

BOA – Cevdet Zabtiye, No 3639