Bölüm 4
Yeni Sayfa 1Bakın Papus “İnisiyeler İçin Astroloji” adlı eserinin 2 nci sayfasında bu konuda neler söylemektedir:
“Başlangıçtan itibaren iki temel konu kaçınılmaz gözükür. Birincisi şudur: Astrolojiyi anlamak için kaç gezegen incelemek gerekir? Astrolojinin kadim üstatları, yalnızca 7 gezegenden yararlanırlardı: Satürn, Jüpirer, Mars, Güneş, Venüs, Merkür ve Ay. (Aynı konuda Sn. Cihangir Gener, Ezoterik-Batıni Doktrinler Tarihi adlı eserinde şu bilgileri verir:
“Pisagoryan öğreti, Saabiler arasında zaten var olan Batıni inançların yenilenmesinde ve her iki akımın birleşerek, İsmailik denilen müessesenin oluşmasında rol oynamıştır.
Saabilik, ileride inceleyeceğimiz Şamanizm gibi, ilk tek Tanrılı din olan Mu dininin, yüce Tanrı’nın Sembolü olarak kabul ettiği Güneşi, Tanrı’nın kendisi yerine koymuş bir Güneş Kültu’dür. Saabiler güneş olmak üzere, 7 yıldıza tapınırlardı. Bunlar, en yüce Tanrı olan Güneş Tanrısı “Şamaş”, onun eşi olarak kabul edilen Ay Tanrıçası “Sin”, Merkür Tanrısı “Nabu”, Venüs Tanrıçası “İştar”, Mars Tanrısı “Nergal”, Jüpiter Tanrısı “Marduk” ve Satürn Tanrıçası “Nimutra” idi.
Saabiler bu tanrı ve tanrıçaların yanı sıra, Hermes’i Pisagor’u, Orje’yi de birer yarı tanrı olarak görüyorlardı.
Kur’an’da ki tek Tanrılı dinler arasında Saabilik de sayılmaktadır. Bunun nedeni, İslamiyet’in birçok söyleminin ve tapınım tarzının Saabilik’ten geliyor olmasıdır. Namaz kılma, oruç tutma, kurban kesme ve kutsal yerleri ziyaret etme, yani hac gibi ibadet tarzlarının yanı sıra, her namaz öncesi abdest alma gibi adetler hep Saabi kökenlidir. (Tabi tüm bu değerlerin İslamiyetten önce Musevilik ile semavi dinlerde yer bulduğunu hatırlatırsak sanırım eksik kalmış önemli bir bilgiyi tamamlamış oluruz. Çünkü gerçek odur ki islamiyet bu değerleri, kendinden önce ortaya çıkan diğer semavi dinlerden almıştır. Kaldı ki, temelde kaynak aynı olduğuna göre bunu tartışmak da çok önemli değildir. S.D.) Saabilik’te 7 gezegenin herbiri için günde 7 kez namaz kılınırken, bu sayı İslamiyette 5’e indirilmiştir...
... Saabilik’te her gezegen için hergün namaz kılınmasının yanı sıra, haftanın günlerinin herbirini, bir gezegene özel ayinler düzenlenmesi için ayrılmıştır. Pazar günleri güneş ayinlerine, Pazartesi Ay ayinlerine, Salı Mars, Çarşamba Merkür, Perşembe Jüpiter, Cuma Venüs ve Cumartesi de Satürn ayinlerine ayrılmıştır. Latince kaynaklı batı dillerindeki bu günlerin isimleri, bu güneş kültünün günümüze yansımasından başka birşey değildir. Örneğin Pazar “Sunday”-yani Güneş günü, Pazartesi “Moonday”-yani Ay günü ve Cumartesi “Satürday”-yani Satürn günüdür.)
Modern astrologlar, bilimsel davranma kaygısıyla bunlara Uranus ve Neptün’ü de eklediler. Kişisel fikrim, bunun büyük bir hata olduğudur.
Eğer göklerdeki her hareketli cismin etkisini hesaplamak isteseydik, bu hesaba Mars’la Jupiter arasında seyreden astroidleri de eklememiz gerekecekti. Astroloji o denli karmaşık hale gelecekti ki, eksiksiz yıldız haritaları hazırlamak imkansızlaşacaktı. Hatta bazı kuyruklu yıldızları da hesaba katmak gerekecekti.
Eskiler gökyüzünü 7 tesir kuşağına bölmüşlerdi ve her kuşakta bir ya da birden fazla yıldız bulunması kuşak sayısını değiştirmiyordu.
Astrolojik olarak düşünüldüğünde her gezegen bir karakterdir ve göklerde en çok benimsediği bir yere ya da eve sahiptir (Bilgi Kitabı’nda yukarıda sözü edilen gezegenlerden üsler veya yayın merkezleri olarak bahsedildiğini kitabı okuyanlar hatırlayacaklardır.) Ayrıca tıpkı insanlar için olduğu gibi, diğer gezegenler arasında da arkadaşlar ve düşmanlar bulunur. Öyle ki, bir dostla karşılaştıklarında bu hoşlarına gider, bir düşmanla karşılaştıklarında ise kendilerini olumsuz hissederler ve bu dost ya da düşmanın uzakta ya da yakında oluşuna göre çok çeşitli ruh durumları ortaya çıkar...”
Tüm bu bilgilerin ışığında, en sağlam kozmik bilgi kaynakları olan Kutsal Kitaplara dönersek, bize ısrarla hatırlatılan 7 kat yer ve 7 kat gök anlayışının neyi ifade ettiğini daha iyi anlamış oluruz. (Alevilikte var olan ve 7 kat yer ve 7 kat gökten sonra gelen Arş-ı Ala’nın (7 Kat Evren) ne olduğunu “Kozmik Bir Senfoni-ALEVİLİK” adlı kitabımızda açıklamıştık. SD).
Peki, madem ki 7 kat gök (bilinci) bizim güneş sistemimizin gezegenlerinden oluşmaktadır (her gezegen farklı bir bilinci ifade eder ve insanlar üzerinde, başta doğum anında olmak üzere, birçok etkiye sahiptirler) ve madem ki, sevgili Bentov’un da ifade ettiği gibi, Arş-ı Ala denilen yapı gerçekte tamamen suptil bir varoluştur, o zaman, bizim anladığımız anlamdaki bir madde hayatı bizim boyutumuzdan başka bir yerde var olabilir mi?
Bilim adamlarının her gün yeni bir gezegen keşfettiği galaksimizde bu soruya olumsuz yanıt vermek gerçekten cesaret ister ama korkarım cevabımız olumsuz olacaktır.
Dünya, tüm varoluş içindeki yegane inci tanesidir. Eşsiz bir eğitim alanı, harika bir laboratuvar ve en cesur soruların umarsızca sorulabildiği, yegane bilinç fırtınalarının estiği yerdir. O tektir. Örneği yoktur ve mutlaka ama mutlaka gözetilmeli ve korunmalıdır!?!
Yıldızlar gökyüzünde parıldarken sen nasıl olur da Dünya benzersizdir ve bir benzeri daha yoktur dediğinizi duyar gibiyim. Doğru! Binlerce yıldızın gecelerimizi süslediği bir gerçekken, içlerinden hiç birinin bize en azından benzememesi nasıl mümkün olur?
Bilgi Kitabı’nın 51 nci fasikülünde sayfa 504 ‘de verilen bir bilgiye göre Sn Bülent Çorak ile beraber tren ile Ankara’ya gitmekte olan bir gruba bir UFO eşlik eder. Ufo’dan gelen bilgide, gruptaki herkesin kendilerini UFO olarak gördüğü ancak bir kişinin kendilerini hala yıldız olarak gördüğü söylenir; ve gerçekten de bu kişi gelen bilgiyi doğrular; herkesin UFO olarak gördüğü cisim o kişiye “YILDIZ OLARAK GÖRÜNMEKTEDİR!!!?
Kur’an’ı Kerim; İnfitâr Suresi-2: Yıldızlar (etrafa) saçıldığı zaman.
Kur’an’ı Kerim; Tekvir Süresi –2: “Yıldızlar Kararıp döküldüğü zaman”.
Kur’anı Kerim’in konumuzla ilgili yukarıdaki ayetleri kıyamet zamanını anlatan surelerin ayetleridir ve ikisi de 2 nolu ayettir. Ayetlerin öncesinde ve sonrasındaki diğer ayetler kıyamet zamanı meydana gelecek olayları öylesine net ve açık bir şekilde anlatmaktadır ki, meydana gelecek olaylarla ilgili bilgi birikimi olan herkes için anlaşılması son derece açıktır.
Tekvir 1- Güneş dürüldüğü zaman
Tekvir 3- Dağlar yürütüldüğü zaman
Tekvir 6- Denizler kaynatıldığı zaman
Tekvir 11- Gökyüzü sıyrıldığı zaman
İnfitar 1- Gök yarıldığı zaman
İnfitar 3- Denizler (kaynaşarak birbirlerine) akıtıldığı (aralarındaki engelleri aşıp bir tek deniz olduğu) zaman.
Kur’an’ın kıyamet zamanı ile ilgili bilgiler veren bu ayetlere sürpriz bir destek de İncil’den gelir! Destek sürprizdir çünkü İncil, hem tüm din alimleri tarafından bir hadis kitabı olarak kabul edilir ve sözlerinin mutlak doğruluğundan (semavi anlamda) kuşku duyulur (du!).
Ancak, Dünya boyutuna son gelen kozmik bilgiler göstermiştir ki Yuhanna İncili’nin Vahiy bölümü, genel kabul görmüş anlayışın dışında, tüm semavi dinlerdeki vahiy mekanizması ile yazdırılmıştır. Ve işte bunun içindir ki Yuhanna İncili’nin Vahiy bölümü, kıyametle ilgili bilgiler verirken, Kur’an ayetlerini tekrarlamaktadır adeta!! (Bu bölümde kullanılan ezoterik dil, Vahiy kitabının sıradan insanlar tarafından anlaşılmasını adeta imkansız kılmıştır. Her zaman olduğu gibi verilen bilgilerin ancak “ZAMANI GELİNCE” anlaşılması gerektiği için bunlar “sır”lanmış ve toplum bilincinin almaya hazır hale gelmesi beklenmiştir.)
Yuhanna’nın vahiy olarak aldığı bu bilgiler kıyamet zamanı ile ilgili sarsıcı bilgiler verdiği kadar, başka birçok batıni/ezoterik bilgiler de ulaştırır bize!!! (Aleviliği ve onun “Ali Allah’tır” inancını çok yakından ilgilendiren bu bilgiler, “KOZMİK BİR SENFONİ-ALEVİLK II” adlı yeni çıkacak çalışmamızın konusu olduğundan orada ele alınmıştır.) Peki, vahiy kitabının bu kitabımızı ilgilendiren ayetleri hangileridir?
Yuhanna-Vahiy Kitabı-BAB 1-18: Ve sesler, ve gök gürültüleri ve şimşekler vardı; ve insanın yeryüzünde olduğundan beri olmamış olan büyük bir deprem oldu, o kadar kuvvetli, o kadar büyük bir deprem.
BAB 16-19: Ve büyük şehir üç bölüme ayrıldı ve ulusların şehirleri yıkıldı; ve gazabının şiddetinin şarap bardağını vermek üzere Tanrı’ın hatırına büyük Babil geldi.
BAB 16-20: Ve her bir ada yok oldu ve dağlar kayboldu.
BAB 16-21: Ve insanlara gökten büyük bir dolu yağdı, her taş bir talant ağırlığındaydı. İnsanlar Tanrı’ya dolu belasından dolayı küfrettiler çünkü sıkıntısı çok büyüktü.
BAB 6-12: Altıncı mührü açtığında baktım, büyük bir deprem vardı ve güneş saç yığını gibi karardı ve ay kan gibi oldu;
BAB 6-13: Göğün yıldızları Dünya’ya düştü, incir ağacının güçlü bir rüzgarla incirlerini zamansızca dökmesi gibi.
BAB 6-14: Ve sarılan bir tomar gibi gök ortadan kayboldu; her dağ ve adanın yeri değişti.
“Göğün yıldızları Dünya’ya düştü; İncir ağacının incirleri gibi”!!! Adeta Kur’an’ın bu konu ile ilgili olan ayetlerinden birinin tekrarı gibi!!!
4. Kozmik Kitap olan Bilgi Kitabı Dünyamızın çok yakın bir zamanda içinden geçeceği foton kuşağından bahseder. (Fotonlar ışığı meydana getiren taneciklerdir. Eğer biz bir “Foton Kuşağından” bahsediyorsak o zaman gerçekte sözünü ettiğimiz şey olağanüstü yoğun “Kozmik” bir ışın kaynağıdır. Buradaki “Kozmik” kelimesini, söz konusu kaynağın çok yüksek bir bilinç ifadesi olduğunu belirtmek amacıyla kullandım. Çünkü sonuçta güneş de Kozmik bir ışık ve BİLGİ (!!!) kaynağıdır.)
Medyumlar kanalı ile Dünya’nın diğer birçok ülkesinde alınan bilgiler de bize hep aynı şeyleri söyler; “Dünya çok yakında 3 ila 6 gün sürecek bir “Mutlak Karanlık” dönem yaşayacaktır ve bu dönemin “Foton Kuşağı” ile direk ilişkisi vardır.
Din (Kozmik) kitaplarında ve 4 üncü Kozmik kitap olan Bilgi Kitabı’nda satır aralarında verilen bu dönemle (kıyamet dönemi ile) ilgili bu bilgilerin hem İncil’de, hem Kur’an’da ve hem de Bilgi Kitabı’nda nerdeyse aynı ifadelerle yer bulması gerçekte benim “Mutlak Kader” dediğim ilahi yapı taşlarının değişmezliğinin de ilginç bir örneğidir. Kıyametle ilgili geçerli olan bilgiler İsa döneminde ne idiyse, O’ndan 600 sene sonra gelen Muhammet döneminde de aynıdır; en ufak bir değişiklik olmamıştır!! Olmasına da zaten imkân yoktur, çünkü Mutlak Kader’in yapısı değişmez ve değiştirilemez. Olacak mutlaka olacaktır!!!
İşte bunun içindir ki, “sır”lanarak verilen geçmişteki tüm bilgiler içinde yaşadığımız “kıyamet” zamanında anlam bulmakta, yani “açılması gerektiği zamanda açılmaktadır”!!!
Çünkü “Kaosu yaratan bilinçler, yarattıkları kaosu gene kendileri düzene sokacaklardır!!! O bilinçler ki zaten Tanrı’nın kendisidir!!!”
Bulutların gizlediklerini açığa çıkardığı, yıldızların kararıp döküldüğü ve etrafa saçıldığı “o ana” hazır mısınız?!?
Zaman çok yaklaştı da!!!?
“Varlık alanında kaosu yaratan bilinçler, yarattıkları kaosu gene kendileri düzene sokacaklardır! O bilinçler ki zaten Tanrı’nın kendisidirler!!!”
S. Diyaroğlu