Giriş
GİRİŞGİRİŞ
1. KONU SEÇİMİ, AMACI
1.1. Araştırma’nın Konusu
Araştırmada bugün genel olarak “Alevi” diye adlandırılan ancak “Bektaşi, Kızılbaş, Çepni, Tahtacı vb.” yerel adlarla da anılan topluluk üyelerinin ekonomik, siyasal, kültürel ve toplumsal yapısını ve de kimi zaman bu yapıların biçimlenmesini sağlayan, kimi zaman da bu yapılardan etkilenen dinsel inanış ve uygulamaları incelemek için Dedeler ana hedef kitle olarak belirlendi. Dedelik kurumu Alevi inanışının içinde temellenen anahtar konumdaki en önemli kurumdur. Soy yoluyla devam eden bu kurum, Aleviliği nesilden nesile aktaran önemli işlevlere sahip olmuştur. Dünyada ve Anadolu’da Alevilik çeşitli alt kollara ayrıldığından ve bu alt kolların da sosyo-ekonomik, kültürel ve dinsel yapılanmalarında farklılıklar bulunduğundan konu oldukça geniş ve kapsamlı bir nitelik göstermektedir. Anadolu’daki Alevi topluluklarında dinsel hizmetleri yerine getiren Dedelik/Babalık/Şeyhlik kurumuna yönelik genel bir çalışma kapsamı bakımından oldukça zordur. Bu nedenle bizim bu çalışmamızda Akdeniz, Ege ve Marmara bölgeleri dışında kalan ve özellikle Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri içerisindeki illerde yoğunlaşan Ocakzade Dedelerle konu sınırlandırılmıştır. Türkiye’de yaşayan Alevilerin önemli bir çoğunluğu kırdan kente göç öncesinde ocakzade Dedelere bağlı ve etkin biçimde Dede-Talip ilişkisi sürdürüyorlardı.
İnceleme sırasında Alevilikle ilgili tarihsel arkaplan – yaşanılan ve yaşanılmış olan tarihsel süreç – gözardı edilmemiştir. Tarihsel arkaplana yönelik olarak yapılacak çalışmada dökümantasyon tekniği ve arşiv araştırmaları ile konumuzla ilgili yurtiçi ve yurtdışında yapılmış araştırmalardan da yararlanılmıştır. Şecere, menakıb, cönk vd. yazmalar ile; özellikle Buyruklar gibi başta inanç pratiklerini açıklayan eserlerin Türkçelerinin yanısıra Hüsniye, Maktel-i Hüseyin, Faziletname, Cavidanname gibi tasavvuf ve felsefeye ağırlık veren eserlerin çeşitli nüshaları ele alınarak kullanılmıştır.
Değişik adlarla anılan topluluk üyelerinin tümünü – farklı altgruplarının da hepsini kapsayıcı bir araştırma yapmak hemen hemen olanaksızdır. Bu gerçek de gözönüne alınarak, topluluk üyelerini temsil edebilecek olan – yani topluluğun temel özelliklerini taşıyan temsili bir parçası/bölümü olan Ocakzade Dedeleri kendilerine dinsel öğretici olarak benimseyen Alevilere bağlı Dedeler ele alınmıştır. Güvenilirliği ve geçerliliği olan bir temsil örneklemesi için Dedelik Kurumu ve Dedelerin belirlenmesinin yerinde olduğu daha önce yapılmış çalışmalarda da vurgulanmıştır. ( A. Yaman, 1996; Clarke, 1998; Shankland, 1998: 19)
Daha önce Alevilik konusuna yönelik olarak yapılan çalışmalar bir seçilmiş bibliyografya çalışması içinde toplandığından (A. Yaman, 1998a), özellikle üniversitelerde yapılmış olan lisans, yüksek lisans, doktora tezleri gibi akademik çalışmalar baz alınarak bilgiler değerlendirmeye tabi tutulmuş ve bu bilgiler, bizim alandan elde ettiğimiz verilerle birlikte değerlendirilmiştir. Ayrıca konu seçiminde yüksek lisans tez çalışmam sırasında Dedelik kurumuna yönelik alan çalışmalar ve İstanbul’daki Cemevleri ve özellikle Şahkulu Sultan Dergahı’nda benim de içinde bulunduğum araştırmacı grubu (Bu konuda Bkz.: Aktaş, 1999: 456) tarafından yürütülen çalışmalarda elde edilen bilgiler ve bulgular Dedelik kurumu ve Dedelerin araştırma noktası seçilmesinde temel belirleyici olmuştur.
Bu araştırmanın bir diğer önemli özelliği de sunulan verilerin belli ocak veya yerleşim birimiyle sınırlı olmaması, Alevilerin en tanınmış ve saygın ocaklarına mensup Dedelerden elde edilen verilere dayanması ve bu verilerin literatürde yeralan bilgilerle de karşılaştırılarak test edilmesidir. Yapılan bu araştırmayla elde edilen verilerin ocakzade Dedeler kolu açısından bütünü temsil ettiği ve bütün için geçerli bulguları kapsadığı düşünülmektedir.
1.2. Araştırmanın Amacı
Bu araştırmanın esas olarak iki amacı vardır. Bunlardan birincisi yapısı gereği hakkında bilgi edinmenin oldukça zor olduğu Dedelik kurumu hakkında bütünü yansıtacağına inandığımız bir örneklem temel alınarak sağlıklı veriler sunabilmek. İkincisi ise, bu alan araştırması verilerine dayanarak zaman içerisinde Aleviliğin yaşadığı değişimi Dedelik kurumu ekseninde sergileyebilmektir. Bu araştırmada Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan ve genel olarak “Alevi” adı altında anılan topluluklarda dini öğretici ve önder konumunda olan Ocakzade Dedeler temel alınarak:
1. Aile yapısını;
a. Aile içi ilişkilerini,
b. Aile üyelerinin rol ve aile içindeki konumlarını,
c. Aileye ilişkin değerlerini,
2. Siyasal toplumsallaşmalarını;
a. Ülke sorunlarına bakış açılarını,
b. Siyasal kurumlara güven düzeyini,
c. Siyasal eğilimleri ve oy verme davranışlarını,
3. Kendilerini tanımlama biçimlerini;
a. Aleviliğe yaklaşımlarını,
b. Kendi inançlarıyla ilgili pratiklerini,
c. Oluşturdukları kurumlarını (Dedelik, Cem, Musahiplik vb.),
d. Aleviliğe ait kurumların günümüzdeki işlevlerini (Dedelik kurumunu referans alarak),
4. İslam Dini içindeki Alevi-Sünni farklılaşmasının nedenlerini;
a. Sünni topluluklarla Alevi toplulukların ilişkilerini,
b. Alevilerin Sünnilerle ilişkilerini değerlendirme biçimlerini,
c. Alevilerle Sünnilerin birarada yaşamalarını kolaylaştıran ve zorlaştıran faktörleri,
5. Toplumsal kurumların (özellikle aile, din ve siyaset kurumlarının) Alevi ve Sünni toplulukların toplumsal farklılaşmadaki ve bütünleşmedeki rollerini,
6. Kırsal ve kentsel alanlarda bir arada yaşayan Alevi ve Sünni toplulukların kültürleri ve yaşama tarzlarını,
7. Alevi toplulukların kendi içinde yaptıkları işlerden veya oymak ve boy gibi adlardan dolayı değişik isimlerle adlandırılmalarını,
8. Türkiye’de Alevi toplulukların ülkedeki dağılım alanlarını ve nüfus gibi demografik özelliklerini genel hatlarıyla saptamak, betimlemek, anlamak ve yorumlamak,
9. Elde edilen bulgulardan geçmişte yapılan uygulamalarla – aile kurmadan, siyasal davranışa, kimliğini ifade etmeden, dinsel pratikleri kapsayacak verileri- bugünkü uygulamalarla ya da günümüzdeki tasavvurlarla karşılaştırarak değişimi saptamak. Ayrıca tüm bu değerlendirmeleri, benzer araştırmaların bulguları ile desteklemek amaçlanmıştır.
2. METODOLOJİ
2.1. Araştırmanın Evreni ve Örneklemi
Araştırma sırasında 300’den fazla dedeyle görüşme yapıldı. Ancak bu dedelerin tümüne hazırladığımız bu görüşme formu uygulanmadı. Yapılan bu görüşmelerin çoğu ya notlar halinde yazıldı veya teyp veya kamera kasetlerine kaydedildi. Bu görüşmeler İstanbul, Ankara, Sivas, Amasya, Tunceli, Elazığ, Malatya, Erzincan, Gaziantep, Kahramanmaraş, Tokat ve Amasya illerinde gerçekleştirildi. Böylece tanınmış Alevi Ocaklarına mensup 110 Dede ile görüşülmüş ve görüşme formunun (Bkz.: Ekler Bölümü) uygulandığı bu Dedelerin değişik yaş ve tipolojilerden olmasına dikkat edildi. Ancak örneklemin ya geleneği yaşatan ve sürdüren bilgili Dedelerden veya böyle bir aileye mensup olanlardan olmasına çalışıldı. Görüşmeler öncesi ve sonrasında görüşülen Dedelere ilişkin bilgi edinilmeye de özen gösterildi.
Görüşülen bu Dedeleri şu üç grupta sınıflandırabiliriz:
1. Grup: Kentlerde Aleviliğin yaşanıp uygulandığı Cemevlerinde, Dernek ve Vakıflarda gerek maaşlı gerek gönüllü olarak dinsel hizmetler gören Dedeler,
2. Grup: Belli Cemevlerinde, Dernek ve Vakıflarda görevli olmayan ancak gerek kentlerde gerekse Anadolu’da geleneksel dinsel hizmetlerini sürdüren Dedeler,
3. Grup: Geleneksel Dedeliğe ait dinsel hizmetleri sürdürmeyen ancak babası veya diğer akrabalarından edindiği bilgiler ve gözlemleri olan veya yazılı kaynaklarla bilgilenmiş Dedeler,
Bir başka grup olarak nitelendirilebilecek “Cem, cemaat yürütmedikleri gibi bilgili de olmayan dedesoylular” ile görüşme formu çerçevesinde görüşülmüş olmasına karşın, bu sınırlı sayıda tutulmuştur. Çünkü bunun bizim çalışmamızın amaçlarına yardım edecek veriler sağlamayacağı öngörülmüştür.
Hedef kişileri yani Dedeleri bulmak için başvurulan çeşitli yollar da şu şekilde özetlenebilir: A- Görüşülecek Dedeler esas olarak yine tanıdığımız Dedeler yardımıyla, B- Dedelerin yanısıra dernekler, vakıflar ve cemevleri aracılığıyla, C- Dedelere ulaşmakta ailemin tanınmış bir dedesoylu aile olması, yine bu konuda babamın Türkiye’de ve Avrupa’da cem yürüten bir Dede olmasının yanısıra yayınlanmış kitaplarının bulunması, benim Alevilik ve Dedelikle ilgili kitap ve makalelerimin olması, radyoda Alevilikle ilgili programlar yapıyor olmam, çeşitli Alevi dernek, vakıf ve cemevlerinde görev almış olmam dolayısıyla dernek ve vakıf başkanlarını ve bu kurumlara gelip giden Dedeleri tanıyor olmam gibi etkenlerden görüşmeleri kolaylaştırıcı unsurlar olarak yararlanılmaya çalışılmıştır.
Görüşme formu uygulanmadan önce Dedelerle mutlaka ön görüşme yapıldı. Daha sonra belirlenen bir günde görüşüldü ve o gün görüşme formu uygulandı. Dedelerin izin verme durumlarına göre kamera ve teyp kaydı yapıldı ve fotoğraf çekildi. Zaman yetersizliği ve Dedelerin özel işlerinden kaynaklanan nedenlerle bazı görüşmeler yarım kalmış ve bunlar daha sonra bir görüşme daha yapılmak suretiyle tamamlanmıştır. Bazı görüşme formları, görüşülen bazı Dedelerin yaşlılığı veya ortamın uygun olmaması gibi nedenlerle formun tam doldurulamaması nedeniyle değerlendirme dışı bırakıldı. Görüşmeler ya Dede’nin evinde ya da Cemevi, Dergah, Tekke, Dernek, Vakıf gibi Dedenin kendisini daha rahat hissedebileceği ortamlarda yapıldı. Sonuç olarak, Ocakzade Dedeler araştırma evrenini oluşturdu.
2.2. Analiz Teknikleri
2.2.1. Araştırma Alanının Seçimi
Türkiye sınırları içinde yer alan Alevi toplulukların yoğun olarak yaşadığı yerleşim birimleri başta olmak üzere (İstanbul, Ankara, Erzincan, Tunceli, Sivas vb.)çeşitli bölgelerde yaşayan Alevi Dedelerinin inanca, ibadete, toplumsal ilişkilere ve bu konudaki değişmeleri tanımlama biçimlerini ele alıp incelemek konumuzun temelini oluşturmaktadır. Alevilerin inançları ve ibadetlerinde Sünni anlayıştan farklı bir yorumla yaklaştıkları, bu yorumu farklı bir inanç örgütlenmesi (Dedelik ve Babalık Kurumu olarak) ortaya koydukları düşüncesinden hareket edildi. Bununla beraber Dedelerin bölgesel farklılıkları da gözönüne alınarak bu çalışmada Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaygın örgütlenmenin en önemli mihenk taşı ocakzade Dedeler kolunu inceleme konusu olarak belirlendi.
Daha önce de belirttiğimiz üzere bizim bu çalışmamızda temelde iki amaç sözkonusudur. Alevilerin insan ilişkileri boyutunda gösterdikleri davranışsal farklılıklar, bu davranışsal farklılıklarında birinci dereceden etkili ve belirleyici rol oynayan Dedelik kurumu’nun bugüne kadar alan çalışmalarıyla ele alınmamış yapılanması ele alınmaya çalışılacak ve Dedelerin tarihsel süreç içerisinden günümüze yaşadığı değişim sergilenmeye çalışılacaktır. Biz bu şekilde Aleviliğin yaşadığı değişimin de bir ölçüde sergileneceğine inanıyoruz.
1990’lı yılların Türkiye gündem maddelerinden birini oluşturan Alevilik üzerine akademik düzeyde yapılan çalışmaların azlığı da konu seçiminde etkin rol oynayan bir diğer unsurdur. Aslında bu konuda yapılan ve yazılan kuramsal çalışmaların tekdüzeliği, alan araştırmalarının azlığı, araştırma biçiminin sadece kuramsal çalışma yerine, alan araştırması biçiminde olmasına neden olmuştur.
Bu konu ile ilgili yapılacak olan alan çalışmasında ilk olarak önceden belirlenen Dedeler ve kaynak kişiler saptanarak bağlantı kurulmuştur. Araştırmanın ilk aşamasında ön görüşmeler tarafımdan yapılmış, bu öngörüşmeler doğrultusunda çalışmaya başlanmıştır. Araştırmaya temel oluşturan Dedelerin yanısıra, Alevilik konusu üzerinde çalışmalar yapan yerli/yabancı araştırmacılar ve Alevilikle ilgili etkinlikler, yazılı/görsel medyadaki haberler vb. mümkün olduğunca izlenmeye çalışılmıştır.
Bu çerçevede Alevi-Bektaşi etkinliklerinin büyük bir bölümü -Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa, Şücaettin Veli, Hıdır Abdal Törenleri vb.- etkinlikler ve kentlerde belli zamanlarda düzenlenen –Abdal Musa Kurbanı (Birlik Cemi), Sultan Nevruz, Aşure Günü, Hızır Cemi gibi dinsel etkinlikler boyunca dedeler, ozanlar ve taliplerle görüşüldü. Ayrıca zaman zaman, Alevilik üzerine araştırma yapan Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak, Ali Aktaş, Aykan Erdemir, Dr. Krisztina Kehl-Bodrogi, Prof. Dr. Irene Melikoff, Prof. Dr. Oktay Efendiyev, Prof. Dr. Niyazi Öktem, Prof. Dr. İlhan Başgöz, Dr. M. Hakan Yavuz, Karin Vorhoff, Av. Hasan Gülşan, Dr. Markus Dressler, Dr. Martin Soekefeld, Elise Massicard, Dr. Martin Greve, Dr. İsmail Engin, Naomi Zumstein, Ayfer Stump, Ayşe Ceren De Barros, Dr. Gloria Lucille Clarke, Ahmet Taşğın, John Schindeldecker, Murat Küçük, Baki Öz, Abidin Özgünay, Sadık Göksu, Piri Er, Gülağ Öz, Kutlu Özen, Rıza Zelyut, Cemal Şener, İsmail Onarlı, Kutluay Erdoğan, Reha Çamuroğlu, Ahmet Hezarfen, Refika Sarıönder, Nasuh Barın, Adil Ali Atalay, Anna Neubauer vb. gibi araştırmacı yazarlarla yaptığımız görüş alışverişleri ile birlikte, uzun süre gözlemde bulunduğum Şahkulu, Karaca Ahmet, Garip Dede, Erikli Baba, Yenibosna ve Okmeydanı Cem Kültür merkezlerindeki izlenimlerimin yanısıra Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Merkezi’nin “Erenlerin İzinden” belgesel projesi çerçevesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yapılan araştırma gezisinde danışmanlık görevim sırasında topladığım bilgiler araştırmamızın daha da olgunlaşmasını sağladı. Ayrıca burada adlarını sayamadığım çeşitli Alevi dernek, vakıf, dergi, yayınevi vb. kurumlardaki yöneticiler ve çalışanlarla da yaşadıkları deneyimler ve sorunlar konusunda görüş alışverişinde bulunulmuştur.
Aleviliğin incelenmesi sırasında tarihsel süreç, gelişim ve toplumsal etkileşim gözönünde bulunduruldu, tarihsel arkaplanda eski inançların etkisi, tasavvufi, siyasi ve dini akımların etkisi üzerinde kısa da olsa duruldu. Tüm bu birikim ve inceleme sonucu Aleviliğin objektif bir biçimde değerlendirilmesinin yapılabilmesinin ancak uygulamadaki ve yaşanılan gerçeklerden hareketle saptanacağı gerçeğine varıldı. Varolan yazılı kaynaklardaki Aleviliğin anlaşılabilmesi, değerlendirilebilmesi ve tanımlanması – büyük çoğunluğuna bakılarak – çok zordur. Bugün bu konuda tam bir kaos yaşanmaktadır. Araştırma sırasında yazılı kaynaklardaki Alevilik ile uygulamadaki ve gerçekteki Alevilik arasında bir hayli farkın olduğu görülmektedir. Konu üzerine yazılan kaynaklardaki en büyük sorun subjektif anlayıştır. Bu anlayış Aleviliğin ne olduğundan ziyade, yazarına göre belirlenen –gerçekten uzak- bir Alevilik tanımlamasına yönelik olduğudur. Elde edilen verilerin objektif olarak sunulması sonrasında bunlar üzerinde yorumlar yapılması normaldir. Ancak araştırmacının araştırılan konuyu olduğundan farklı gösterme, önyargılarını ve subjektif değerlendirmelerini incelenen konuyla özdeşleştirerek sunması uzun vadede bu çalışmadan yararlanacaklar için oldukça yanıltıcı olabilir. Bu nedenle konuyla ilgili ulaşabilen bütün yazılı kaynakların gözden geçirilmesi ve çeşitli yöntemlerle alanda elde edilen verilerle karşılaştırılması oldukça önem taşımaktadır.
3. ARAŞTIRMANIN SÜRESİ, SINIRLARI VE PROBLEMLERİ
3.1. Alan Araştırmasının Süresi
Öncelikle araştırmanın planı hazırlandıktan sonra yine bu plan doğrultusunda hazırlanan görüşme formu hazırlanmıştır. Daha sonra Dedeler üzerinde gerçekleştirilecek bu alan çalışması öncesinde bir önçalışma yapılmıştır. Bu önçalışma çerçevesinde daha önce hazırlanmış ve 1995–1996 yıllarında yürütülen yüksek lisans çalışmamız için Dedelere uygulanmış görüşme formu geliştirilmiş ve bu geliştirilen form çerçevesinde 20 Dede ile görüşülerek bu formda varolabilecek eksiklikler giderilmeye çalışılmıştır.
Hazırlanan bu görüşme formu çerçevesinde Dedelerle görüşmelere 1998 Ocak ayında başlanmıştır. Çeşitli aralıklarla süren bu görüşmeler 1999 Aralık ayına kadar da devam etmiştir. Görüşme formundaki çeşitli konular üzerinde tam anlaşılamayan veya eksik kalmış çeşitli konularda da birçok dedeyle birden fazla görüşülmüştür. Bu çerçevede bir yandan görüşmelere devam edilirken, bir yandan da bulgular ve onların değerlendirilmesi dışında kalan teorik bölümlerin yazımı sürdürülmüştür.
3.2. Alan Araştırmasının Sınırlılıkları
Alan araştırmamız özellikle Orta ve Doğu Anadolu bölgelerimizde yoğunlaşan Ocakzade Dedeler üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu şekilde sınırlama zorunludur çünkü Türkiye’nin diğer bölgelerinde varolan Dedeler/Babaların da konumuz kapsamına alınması halinde konu içinden çıkılamaz bir hal alacaktır. Çünkü Anadolu’nun farklı bölgelerinde tarihsel süreç içerisinde çok farklı toplumsal kurum ve pratiklere sahip olmuş çok sayıda topluluk bulunmaktadır. Araştırma sırasında gördüğümüz kadarıyla eskiden kentsel alanlar dışında yaşayan Ocakzade Dedelerin büyük bölümü artık kentlerde yaşamaktadırlar. Önemli bir bölümü de kışın kentlerde, yazın ise köylerde bulunmaktadırlar.
Ocaklar bakımından da konu yine Orta ve Doğu Anadolu bölgesinde etkin olan ocaklarla sınırlandırılmıştır. Bu bölgelerde etkin olan 40 Ocaktan 110 Dede ile görüşülmüştür. Özellikle Türkiye’nin batı bölgelerindeki Tahtacı ve Çepni Ocakları kapsam dışında tutulmuştur.
3.3. Alan Araştırmasında Karşılaşılan Güçlükler
Dedelerden sorunun sınırları içerisinde yanıt almak aynı konuda araştırma yapmış bir araştırmacının da belirttiği (Clarke, 1998: 150) üzere gerçekten zordur. Bu nedenle görüşme formunun oluşturulmasında kısa soru ve yanıtlarla veri sağlanmaya çalışıldı. Ayrıntılı bilgi verilmesi ihtiyacı duyulması durumları da dikkate alındı ve teknik kayıt araçları bu sırada devreye sokuldu.
Araştırma sırasında dedesoylu bir aileden gelmem nedeniyle statü olarak onlardan farkım yoktu. Şüphesiz bu durum çalışmalarda büyük kolaylık sağladı. Bütün bu avantajlara rağmen Dedelerle görüşmelerde karşılaşılan güçlükleri de şu şekilde özetlemek olanaklıdır.
1. Dedelerin kendilerine sorulan sorulara verdikleri yanıtları çok uzun yanıtlar şeklinde vermeleri, bu nedenle zaman zaman esas sorunun anımsatılması ve bu şekilde istenilen yanıta ulaşmanın oldukça zor olması,
2. Dedelerle görüşmeler sırasında orada bulunan başka kişilerin de sohbete katılması, bunun görüşmeyi zaman olarak oldukça uzatması,
3. Orada bulunan başka kişilerle Dedenin zaman zaman görüş ayrılığına düşebilmeleri ve bunun görüşmenin içeriğini farklılaştırması,
4. Dedelerin araştırmacının ailesine ve ocağına ilişkin de sorular yöneltmeleri ve bunun da araştırmada amaç dışı konularla uğraşılmasına yol açmasıdır.
4. ARAŞTIRMANIN VARSAYIMLARI
Varsayım 1
Alevilik İslamiyetin sünni yorumundan daha farklı yapı ve yorumlara sahiptir.
Denenceler 1- Alevilik’te dini öğretici konumundaki Dedeler/Babalar (Dedelik/Babalık Kurumu), Sünnilikte yeralan imam vaiz ve hoca gibi kurumlaşmış öğretici yapısından farklıdır.
Denenceler 2- Alevilik’te ibadet (toplanma) yeri olan cemevi ve ibadet biçimi olan cem ayini, Sünni İslam’da ibadet ve toplanma yeri olan cami ve ibadet biçimi olan beş vakit namaz ve bir ay ramazan orucu gibi tam belirgin bir yapıya sahip değildir.
Denenceler 3- Alevilik’te ibadet biçimlerinin başlıcalarından biri olan muharrem orucu Sünni İslamda yer verilmeyen bir ibadet biçimidir.
Denenceler 4- Sünni İslam’da bir ay olan ramazan orucu Alevilik-Bektaşilik’te, ya üç gün biçiminde ya da hiç tutmayan çoğunluğun dışında az miktarda da bir ay tutanlara rastlanmaktadır.
Denenceler 5- Alevilik’te çok büyük önemi olan niyaz etme anlayışı Sünni islamda yer almayan bir uygulamadır.
Denenceler 6- Alevilik’te yer alan Allah, Hz. Muhammed ve Hz. Ali sonrası temsilin diğer imamlara (Oniki İmamlara) ve onlar aracılığıyla da onların soyundan geldikleri kabul edilen Dedelere geçtiği inancı Sünni İslamda yer almamaktadır.
Varsayım 2
Alevilerin toplumsal ve dinsel yaşamlarında özellikle 1950’lerle birlikte başlayan kentleşme sonrası önemli değişmeler meydana gelmektedir.
Denenceler 1- Kentleşme beraberinde bilimsel ve teknolojik gelişmeyi de getirmekte ve toplumun ekonomik refah ve eğitim düzeylerinde de yükselmeye yol açmaktadır.
Denenceler 2- Alevilerin bilgi, eğitim ve kültür düzeylerindeki yükselme toplumsal yaşamda aynı çevreyi paylaştıkları Sünniler hakkındaki düşüncelerinin değişmesinde de etkili olmuştur.
Denenceler 3- Genç nesil Alevilerde ırksal ve ideolojik temele doğru kayma 1990’lı yıllardan itibaren inanç esaslarına yeniden sarılmaya doğru değişim göstermektedir.
Varsayım 3
Alevi toplulukları genellikle göçebe Türkmen boylarının Anadolu’daki devamı olmakla birlikte kendilerini farklı etnik kökenli sayanlar da bulunmaktadır.
Denenceler 1- Alevi topluluklarının sahip olduğu hoşgörü, insan sevgisi, insan hakları ve farklı inançlara saygı duymak gibi evrensel değerlerin İslam öncesi inançları ile İslamı benimsedikten sonra ve Anadolu coğrafyasında tanıştıkları kültürlerin, inançların katkısıyla gerçekleştirmiş oldukları senkretik bir düşünce olduğu söylenebilir.
Denenceler 2- Anadolu’daki bugünkü Alevilik, Türkmenlerin İslam öncesi kültürleri ile İslam dininin ve diğer inanç, kültür ögelerinin bir sentezidir aynı zamanda. Türkmenler dışındaki etnik gruplarca da bu ögeler benimsenmiştir.
Varsayım 4
Anadolu’daki Alevi toplulukların bugünkü İran Şiiliğinden ve dünyanın farklı bölgelerinde bulunan Şii topluluklardan çok farklı özellikleri bulunmaktadır.
Denence 1- Hz. Ali ve Oniki İmam sevgisi dışında Anadolu’da Aleviliğin bugünkü Şiilikle (İran da dahil) gerek toplumsal kurumlar gerekse inanç pratikleri açısından hiçbir benzerlik bulunmamaktadır.
Varsayım 5
Alevi topluluklarında, aile, inanç ve siyasete ilişkin değerler toplumsal değişme ile yeni biçimler almakla birlikte, asıl olarak tarihsel süreç içinde oluşturulmuş geleneksel değerler sistemi içerisinde belirlenmektedir.
Denence 1- Alevilikteki değerler sistemi aile yapısını, siyasal toplumsallaşmayı ve inançlara yaklaşımını demokratik düzlemde gerçekleştiren en temel belirleyicidir.
Varsayım 6
Değişmekte, farklılaşmakta olan Alevi ve Sünni toplulukların üyelerinde anlaşma ve çatışma potansiyeli vardır. Çatışma eğilimlerini tarihsel olaylar beslerken; anlaşma eğilimlerini birlikte yaşama zorunluluğu ve işbirliğinin sağladığı yaşam kolaylığı gibi etkenler güçlendirmektedir.
Denence 1- Farklı olan Alevi ve Sünni topluluklarda toplumsal bütünleşmeyi kültürün ortak ögeleri (gelenekler, görenekler ve değerler) sağlamaktadır.
Denence 2- Alevi ve Sünni farklılığı bir çatışma potansiyeli olarak varlığını korumaktadır. Çatışma potansiyelini ortadan kaldırabilmek ancak farklı olmanın doğallığını ve zorunluluğunu bilmekle (birbirlerini tanımakla) olanaklıdır.
Varsayım 7
Alevi Ocaklarından gelen ailelerde temel Alevi değerlerinin ve kimliğinin daha belirgin olduğu görülmektedir.
Denence 1- Ocakzade ailenin üyeleri, Aleviliğe uygun davranış ve kalıpları aile üyelerinden Dedenin talipleriyle gerçekleştirdiği etkileşimden görür ve edinir.
Denence 2- Ocakzade ailelerin üyeleri, ailenin statüsü ve rollerine göre inancı yürüten Dede tarafından ileriye yönelik olarak yetiştirilir.
Varsayım 8
Dedelik Kurumu, Aleviliğin en temel belirleyici makamı ve Dedeler de bu inancı uygulayan ve sürdüren en temel örnek şahsiyetlerdir.
Denence 1- Her Alevinin bir Dedeye (mürşide) bağlanmış olması koşulu Dedeyi topluluk içerisinde ayrıcalıklı statü ve rollerle donatır.
Denence 2- Dedelik Kurumu tüm değişmelere karşın Aleviliği, tüm Alevilere aktaran rolünü (rolleri değişse de) sürdürmektedir.
Denence 3- Alevi Talipler günümüzde halen Dedeye gereksinim duymaktadırlar. Dedelerin kendilerini irşad etmelerini (aydınlatmalarını) beklemektedirler.
Varsayım 9
Alevi toplulukların üyeleri günümüzde halen kendi kimliklerini ifade edememektedirler.
Denence 1- Sünni değerlerle kuşatılan ve iletişim araçları tarafından da yanlış bilgilendirilen veya hiç bilgilendirilmeyen Aleviler kendilerini tanımlamada zorluk çekmektedirler.
Denence 2- Alevilikle ilgili tanımlamaları farklı bir dinden, mezhebe, tarikata kadar uzanacak, kendi kimliğinin adını ise Alevi, Bektaşi, Alevi-Bektaşi, Kızılbaş gibi farklı biçimlerde tanımlayabilmektedirler.
Varsayım 10
Alevi toplulukların, Sünni toplulukları “emevi, zındık, yezit” vb. ; Sünni toplulukların da Alevi toplulukları “mum söndüren, rafızi, mülhid, kızılbaş” gibi küçümseyici adlarla tanımlamaları açık ve gizli biçimlerde de olsa sürmektedir.
Denence 1- “Öteki” kimliği her iki topluluk açısından da hala bilinmezlerle doludur.
Varsayım 11
Dinsel inançlar Alevilerin kimlik, kişilik ve toplumsal davranışlarını belirleyen ağırlığa halâ sahiptir. Ancak toplumsal statüsü ya en üst seviyede, ekonomik yapısı üst gelir düzeyinde yer alan eğitimli insanların inanç uygulamalarında ve algılamalarında farklılaşmalara rastlanmaktadır. Ayrıca bu farklılaşma değişik yaş gruplarında da görülmektedir.
Varsayım 12
Dedelik kurumunun ve bu kurumun mensupları olan Dedelerin yaşadığı değişimi alan çalışmalarıyla da çok rahat gözlemlenebilir. Bunu daha önce kendi yaşadıkları ve bugün yaşamayı arzuladıkları ve çocukları için arzuladıklarına ilişkin düşüncelerinde görebiliriz.