Bölüm 3(Örneklem Alanı ve Bulgular: Dedelik Kurumunun Değişimi)
BÖLÜM 3BÖLÜM 3
ÖRNEKLEM ALANI VE BULGULAR:
DEDELİK KURUMU’NUN DEĞİŞİMİ
3.1. ARAŞTIRMADA KULLANILAN TEKNİKLER
Bu çalışmada konumuz gereği doğrudan katılarak gözlem, Görüşme formu (soru kağıdı), görüşme ve teknik kayıt araçlarından (Kamera, teyp, fotoğraf makinesi’nden) yararlanılmıştır. Her ne kadar soru kağıdı (görüşme formu) yoluyla çalışmanın belli zorlukları olsa da ancak bu şekilde araştırmamız için gerekli verileri elde edebileceğimiz düşünüldü. Üzerinde çalıştığımız konu gereği araştırmada katılılarak gözlem, soru kağıdı, görüşme (mülakat) ve teknik kayıt araçlarının tümünden birbirini destekleyecek şekilde yararlanıldı.
3.1.1. Kabul Görme
Araştırmalardan sağlıklı sonuçlar alınması, çoğu zaman, belli kişi ve kurumlarla izin ve işbirliği olanaklarının sağlanmasına dönük, ilişkilerin önceden kurulması ve gerektiğinde araştırma süresince de korunması (Karasar, 1998: 155) ve bu bağlamda araştırmacının kabul görme sorunu gündeme gelir. Kabul görme araştırmanın yürütülebilmesi ve sonraki sonuçları bakımından yaşamsal öneme sahiptir. İşbirliği istenen kişi ve kurumlarca kabul görmeyen bir araştırmacı araştırmanın yürütülebilmesinde başarısız olabileceği gibi, araştırmayı zorluklarla yürütebilse bile, elde edilen bilgiler ve sonuçları bakımından güvenilirlik sorunu sözkonusu olabilir. Bizim bu araştırmamızda, bizim de mensup olduğumuz inanç olması nedeniyle Alevilikle ilgili kişi ve kurumlarla olan sıcak ilişkilerimiz kabul görme konusunda herhangi bir sorun yaşanmamasını sağlamıştır.
3.1.2. Dökümantasyon Tekniğiyle Bilgi Toplama
Bilindiği üzere problem alanının bütünleştirilmesi, sınırlandırılması ve tanımlanması aşamalarında ilgili kaynakların taranması önemli bir yere sahiptir. (Karasar, 1998: 65) Özellikle İ.Ü. Merkez ve Beyazıt Devlet Kütüphanelerinde kaynak taraması yapıldı. Alevilik konusunda çalışan yerli/yabancı araştırmacıların kişisel kitaplıklarından, İstanbul dışında bulunan araştırmacılardan, tanıdığımız sahaflardan konumuz bakımından önem taşıyan kaynaklar da sağlandı. Konumuzla ilgili doğrudan veya dolaylı derecede ilgili bütün kaynaklar ayrım gözetmeksizin gözden geçirilmeye çalışıldı. Bu şekilde konuya yönelik farklı bakış açıları anlaşılarak daha objektif bir yaklaşımla çalışmanın gerçekleştirilebileceği öngörülmüştür.
3.1.3. Katılarak Gözlem Tekniği
Dedelerin yaşamlarını, yaşadıkları ortamı ve toplumdaki konumlarını daha iyi anlayabilmek için katılarak gözlem tekniği kullanılmıştır. Bu yapılırken araştırmacının dedesoylu bir aileden gelmesi ve bu ailenin Dedeler arasında tanınıyor olması büyük kolaylık sağlamış, her türlü sosyal, dinsel ilişkiler içerisinde onlardan biri olarak ve aynı statüde bulunabilme olanağı çalışmalarda büyük rahatlık sağlamıştır. Ayrıca katılma yoluyla doğrudan gözlem tekniği ile görüşme formu (soru kağıdı) uygulanması sırasında elde edilen bilgilerin doğruluğu, geçerliliği ve güvenilirliğini de görebilmek sözkonusu olmuştur.
3.1.4. Görüşme
Araştırma sırasında katılma yoluyla doğrudan gözlem tekniğini gerçekleştirirken görüşmelerde bulunulmuş, az sayıda görüşme formu bu sırada, çoğunlukla ise başka bir gün belirlenerek uygun bir zamanda görüşme formu uygulanmıştır. Bu görüşme formu Yüksek lisans tezim için hazırlanmış soru cetvelinin daha da geliştirilmiş halidir. Ayrıca benzeri çalışmalarda (Taşğın, 1997; Clarke, 1998; Aktaş, 1999; Cengiz, 1999) varolan görüşme formları da gözden geçirilmiş, yararlanılmış ve olabildiğince fazla veri elde etmeyi sağlayacak bir görüşme formu hazırlanmaya çalışılmıştır. Sorular hazırlandıktan sonra pilot çalışma yapıldı. Soruların araştırmanın amacına ve konuya tam uygun hale getirilmesi sağlandı. Yüksek lisans çalışmamız sırasında görüşülen dedelerin bir bölümüyle bu araştırmamız sırasında da görüşüldü. Görüşmeler için araştırmacının dedesoylu olmasının yanısıra, çeşitli kurumlarda yöneticilik yapmış olması, babasının Alevilik konusunda kitaplarının bulunması, kendisinin yine bu konuda kitaplarının ve makalelerinin bulunması görüşmelerin çok sıcak bir ortamda yapılabilmesine imkan sağlamıştır. Görüşmeler uzun bir döneme yayıldığından görüşme formlarının uygulanması için en uygun zaman yakalanmaya çalışılmıştır. Ancak bu şekilde daha sağlıklı verilerin elde edilebileceği daha önce yapılmış bulunan çeşitli görüşme denemelerinde anlaşılmıştır. Çeşitli nedenlerle bazı görüşmelerin yarım kalması durumlarında ise görüşmek için uygun bir başka zaman belirlenerek görüşme tamamlanmıştır. Görüşmeler konu gereği esas olarak ocakzade Dedeler üzerinde yoğunlaşırken, dedelerin dışında yararlı veriler elde edebileceğimiz, oniki hizmet sahipleri, dernek/vakıf yöneticileri ve diğer taliplerle de görüşülmüştür.
3.1.5. Kayıt
Araştırma sırasında teknik kayıt araçlarından, fotoğraf makinesi, ses kayıt ve kamera kayıt cihazları ile yararlanılmıştır. Bazı durumlarda ses kayıt ve kamera cihazları görüşmedeki sıcak ortamı etkiler düşüncesiyle kullanılmamıştır. Çünkü daha önce yapılan bazı görüşmelerimizde kayıt cihazlarının hem görüşülen kişiyi hem de araştırmacıyı olumsuz yönde etkileyerek verimsiz bir çalışma ortamına yolaçtığı gözlemlenmiştir. Ses ve görüntü kaydı için izin istenen dedelerden sadece biri hariç karşı çıkan olmamıştır. Zaten bu yaşlı dede (98 yaşında) ile yapılan görüşme tamamlanamadığından değerlendirmeye dahil edilmemiştir. Teknik kayıt araçlarından daha çok, görüşme formu ile kısa yanıtları alınan önemli konularda dedelerin ayrıntılı bilgi vermeleri halinde yararlanılma yoluna gidilmiştir. Kaydedilen bu bilgiler, bulguların değerlendirilmesi sırasında çeşitli konularda ayrıntılı bilgi edinmeyi de sağlamaktadır. Görüşülen Dedelerin büyük bir bölümünün yaşlı olduğu da düşünülürse teknik kayıt araçlar ile elde edilen verilerin önemli bir arşiv bilgisi sağladığı söylenebilir. Ayrıca katılma yoluyla doğrudan gözlem yapılarak görüşmelerle elde edilen ve teknik kayıt araçlarıyla elde edilen bilgiler günlük olarak bilgisayara kaydedilmiş, görüşmenin ne zaman, kimle, nerede yapıldığı ve görüşmenin içeriği sınıflandırılmıştır. Elde edilen fotoğraflar kısa notlarla fotoğraf albümlerinde korunmuştur. Ses kayıt ve kamera kayıt cihazlarıyla elde edilen sesli ve sesli/görüntülü kasetler de tasnif edilerek teorik bölümün yazımı ve bulguların değerlendirilmesi aşamasında gerektiğinde yararlanılmıştır.
3.1.6. Verilerin Değerlendirilmesi
Görüşme formlarının uygulanması sonrasında, eksik veya yeterince açık olmayan yanıtlar, Dedelerle yeniden bağlantı kurularak tamamlanmış ve daha sonra soruların çözümlenmesi aşamasına geçilmiştir. Verilerin değerlendirilmesi için tablo oluşturmada önce Microsoft Excel programı kullanılmıştır. Ancak daha sonra bundan vazgeçilerek, bu tür istatistiksel analizler için kullanılan SPSS (Statistical Package for Social Sciences) programının kullanılmasına karar verilmiştir. Böylece sayısal ve yüzdelik değerleri içeren tablolar SPSS programı ile oluşturulmuştur. Bu tablolardaki değerler doğrultusunda yorumlar yapılmıştır. Amaçlanan sonuçlara ulaşmada verilerin doğrudan tablolaştırılmış halleri yeterli görüldüğünden karşılaştırmalı tablolara gerek duyulmamış, yüzdelik değerler ise yaklaşık olarak sunulmuştur.
3.2. GÖRÜŞÜLEN DEDELER HAKKINDA KİŞİSEL BİLGİLER
3.2.1. Dedelerin Yaş Durumları
Tablo 1 (Görüşme Formu soru II.2’nin verileri üzerine)
| Yaş Grupları | Sayı | Yüzde |
| 31-40 yaş | 7 | 6,4 |
| 41-50 yaş | 15 | 13,6 |
| 51-60 yaş | 37 | 33,6 |
| 61 yaş üstü | 51 | 46,4 |
| Toplam | 110 | 100,0 |
Yaş gruplarına göre dağılımın çalışmanın amacı doğrultusunda şekillendiği görülmektedir. Aleviliği kentlere göç öncesi ve sonrası kurum ve kurallarıyla görmüş, yaşamış ve/veya uygulamış olmaları için yaş ortalamasının bu çalışmada olduğu gibi yüksek olması gerekmektedir. İlerideki bizim sunacağımız verilerde de görüleceği üzere genç kuşaklar arasında Dedelik hizmetini yerine getirme oranı çok düşüktür. Görüştüğümüz Dedelerin yaş ortalaması 59,76’dır. Görüşülen en küçük yaşta Dede 31 yaşında olurken, en yaşlı Dede 87 yaşındadır. Tablo 1’de görüleceği üzere 50 yaş ve altındaki Dedelerin oranı ancak Yüzde 20’lerde kalmaktadır. Bu Dedelerle de daha önce belirttiğimiz üzere önemli dede ailelerinden olmaları nedeniyle görüşülmüştür. Görüşülen Dedelerin yaklaşık yüzde 80’i 51 yaş ve üzeri yaş grubundandır. Bu kişilerin tamamı köyde doğmuş ve buradaki geleneksel yapının içinde bulunma ve gözlemleme olanağına dahil olmuşlardır. Dedelerde yaş büyüdükçe bilgi ve deneyim düzeyi de artmaktadır. Buna paralel olarak Dedelik hizmetini uygulayan Dedelerin yaş ortalaması yüksektir.
3.2.2. Dedelerin Memleketleri
Tablo 2 (Görüşme Formu soru I.4.’ün verileri üzerine)
Memleketler | Sayı | Yüzde |
| Adıyaman |
| 1 | 0,9 |
| Amasya |
| 3 | 2,7 |
| Elazığ |
| 7 | 6,4 |
| Erzincan |
| 17 | 15,5 |
| Erzurum |
| 3 | 2,7 |
| Gaziantep |
| 1 | 0,9 |
| Gümüşhane |
| 3 | 2,7 |
| Kahramanmaraş |
| 3 | 2,7 |
| Kars |
| 1 | 0,9 |
| Malatya |
| 8 | 7,3 |
| Muş |
| 1 | 0,9 |
| Samsun |
| 2 | 1,8 |
| Sivas |
| 23 | 20,9 |
| Tokat |
| 20 | 18,2 |
| Tunceli |
| 14 | 12,7 |
| Yozgat |
| 3 | 2,7 |
| Toplam |
| 110 | 100,0 |
Görüşülen Dedelerin memleketleri, Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgeleri dışındaki bölgelerde bulunan illerden oluşmaktadır. Bu illerin çoğunluğu ise Orta ve Doğu Anadolu bölgelerimizde bulunan illerden oluşmaktadır. 110 Dede’nin memleketleri 23 (Yüzde 20,9) Sivas, 20 (Yüzde 18,2), Tokat, 17 (Yüzde 15,5) Erzincan, 14 (Yüzde 12,7) Tunceli, 8 (Yüzde 7,3) Malatya, 7 (Yüzde 6,4) Elazığ, 3 (Yüzde 2,7) Yozgat, 3 (Yüzde 2,7) Amasya, 3 (Yüzde 2,7) Kahramanmaraş, 3 (Yüzde 2,7) Erzurum, 3 (Yüzde 2,7) Gümüşhane, 2 (Yüzde 1,8) Samsun, 1 (Yüzde 0,9) Kars, 1 (Yüzde 0,9) Gaziantep, 1 (Yüzde 0,9) Adıyaman, 1 (Yüzde 0,9) Muş olarak sıralanmaktadır. Bu illere mensup Dedelerin seçilmesinin nedeni Ocakzade Dedelerin ve Çelebilere bağlı Dedelerin yoğun olarak buralarda bulunmalarından kaynaklanmaktadır. Tanınmış Alevi Ocaklarının kurucusu Erenlerin ziyaretgahları da büyük ölçüde bizim çalışma alanı olarak gördüğümüz bu illerde bulunmaktadırlar. Bu çerçevede bu illerde bulunan tanınmış Ocaklar da ziyaret edilmiştir. Bir sonraki tabloda da görüleceği üzere Dedelerin tamamına yakını artık memleketlerinde değil de büyük kentlerde veya köy dışındaki yerleşim birimlerinde yaşamaktadırlar.
3.2.3. Dedelerin Oturdukları İller
Tablo 3 (Görüşme Formu soru I.3.’ün verileri üzerine)
| İller | Sayı | Yüzde |
| Adana | 1 | 0,9 |
| Amasya | 2 | 1,8 |
| Ankara | 3 | 2,7 |
| Elazığ | 1 | 0,9 |
| Erzincan | 4 | 3,6 |
| Gaziantep | 1 | 0,9 |
| İstanbul | 90 | 81,8 |
| Kahramanmaraş | 1 | 0,9 |
| Malatya | 1 | 0,9 |
| Sivas | 2 | 1,8 |
| Tokat | 2 | 1,8 |
| Tunceli | 2 | 1,8 |
| Toplam | 110 | 100,0 |
Türkiye’deki sosyal değişimin doğal bir sonucu olarak Dedeler’in de artık büyük ölçüde kentlerde yaşadıkları görülmektedir. Dedelerin oturdukları illerin sıralaması şu şekildedir: İstanbul 90 (Yüzde 81,8), Erzincan 4 (Yüzde 3,6), Ankara 3 (Yüzde 2,7), Amasya 2 (Yüzde 1,8), Sivas 2 (Yüzde 1,8), Tokat 2 (Yüzde 1,8), Tunceli 2 (Yüzde 1,8), Adana 1 (Yüzde 0,9), Elazığ 1 (Yüzde 0,9), Gaziantep 1 (Yüzde 0,9), Kahramanmaraş 1 (Yüzde 0,9), Malatya 1 (Yüzde 0,9). Dedeler özellikle yaz aylarında memleketlerine gitseler de, sonuçta bu sınırlı bir süreyi kapsamakta ve görüştüğümüz İstanbul’daki Dedeler gibi yılın büyük bir bölümünü büyük şehirlerde geçirmektedirler. Nüfusun çoğunluğu artık şehirlerde bulunmaktadır. Mesela 1999 yılında Dedelerle görüşmek amacıyla ziyaret ettiğimiz Kahramanmaraş’ın Elbistan İlçesine bağlı Kantarma Köyü ve Malatya’nın Arapgir İlçesine bağlı Onar Köyü’nde gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde, yaşlı ve bilgili Dedelerle görüşmemiz mümkün olamamıştır. Adı geçen bu iki köy de aslında çok tanınmış Dede köyleriydi. Orada konuştuğumuz kişiler artık nüfusun büyük ölçüde kentlerde bulunduğunu ifade ettiler. Demek ki Dedelerin de tamamına yakını artık kentlerde yaşamlarını sürdürmektedirler. Görüştüğümüz Dedeler’in 95’i şehirlerde yaşamaktadırlar. Diğer 15 kişi ise köyde yaşamaktadırlar. Şehirlerde yaşayanların 90’ı İstanbul’da, 3’ü Ankara’da, 1’i Adana’da, 1’i Gaziantep’te yaşamaktadırlar. Köylerde yaşayanlar ise 4’ü Erzincan, 2’si Amasya, 2’si Sivas, 2’si Tokat, 2’si Tunceli, 1’i Elazığ, 1’i Kahramanmaraş, 1’i Malatya’da yaşamaktadırlar. Bu arada özellikle belirtmek gerekir ki yaz aylarında Dedelerin bir bölümü zamanlarını memleketlerinde geçirmektedirler. Özellikle yaşam koşullarının zorlaştığı sonbahar ve kış aylarında kentte kalmayı tercih etmektedirler. Zamanlarının çoğu kentte geçtiği için oturdukları illerle ilgili veriler değerlendirilirken de daha fazla bulundukları yer oturdukları il olarak kabul edilmiş ve o şekilde tablolaştırılmıştır.
3.2.4. Dedelerin Medeni Durumları
Tablo 4 (Görüşme Formu soru II.1.’in verileri üzerine)
| Medeni Durum | Sayı | Yüzde |
| Evli |
| 103 | 93,6 |
| Boşanmış dul |
| 2 | 1,8 |
| Eşi Ölmüş |
| 5 | 4,5 |
| Toplam |
| 110 | 100,0 |
Görüşülen Dedelerin 103’ü (Yüzde 93,6) hala evli, 5’i (Yüzde 4,5) eşleri vefat ettikleri için ve 2’si de boşandıkları için dul olarak yaşamaktadırlar. Bir araştırmacının da da ifade ettiği üzere geleneksel “Alevi aile tek eşli ve sadakati esas alan bir ailedir...” (Yalçınkaya, 1996: 65) Dede’nin ve şahitlerin huzurunda ikrar verilerek başlayan evlilik kurumu sadece eşlere haklar ve yükümlülükler vermekle kalmaz, devreye sosyal ve dinsel yaptırımlar da koymak suretiyle boşanmayı haklı nedenler dışında olanaksız hale getirmektedir. Tek eşliliği esas alan Alevilik, eşlerden birinin haklı bir neden yokken evliliği sonlandırmak istemesini hoş karşılamaz. Evliliğin sonlandırılabilmesi için geçerli bir neden olmak zorundadır. Eşlerden birinin evlilik kurumunun sonlanmasına yol açabilecek yola aykırı bir eylem gerçekleşmiş olmalıdır. Haksızlığa uğrayan eş, bu sorunu Dede’ye başvurabilir ve/veya çözüm için Görgü Cemi de devreye sokularak, topluluğun ve dinsel öğreticinin yaptırım güçleri kendini gösterir. Sorun bu şekilde ya tatlıya bağlanır veya Dedenin öncülüğündeki topluluğun hatalı, suçlu görülen tarafın suçluluğuna hükmedilerek gerekli görülen ceza verilir. Bu sosyal kontrol mekanizması görüldüğü üzere evlilik kurumunu koruyan, sonlandırılmasını oldukça zorlaştıran bir yapılanmayla kişileri karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenledir ki geleneksel kırsal yapıda boşanma oranının Alevi topluluklarda yok denecek kadar az olduğu bilinmektedir. Her ne kadar geleneksel kırsal toplumsal yapılar ve kurumlarda değişiklik de olsa bu bazı konularda oldukça yavaş işlemektedir ve yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere Dedelerin bu konuda geleneği sürdürdükleri söylenebilir.
3.2.5. Dedelerin Eğitim Durumları
Tablo 5 (Görüşme Formu soru II.3.’ün verileri üzerine)
| Eğitim Durumu | Sayı | Yüzde |
| OkumaYazma Bilmiyor |
| 4 | 3,6 |
| Okur-Yazar |
| 19 | 17,3 |
| İlkokul |
| 58 | 52,7 |
| Ortaokul |
| 9 | 8,2 |
| Lise |
| 11 | 10,0 |
| Yüksekokul |
| 6 | 5,5 |
| Üniversite |
| 3 | 2,7 |
| Toplam |
| 110 | 100,0 |
Görüşülen Dedelerin önemli bir bölümü 58 kişi (Yüzde 52,7) ilkokul mezunudur. 4 (Yüzde 3,6) Dede okuma-yazma bilmemekte, 19 (Yüzde 17,3) Dede ise ilkokul mezunu olmamakla birlikte okuma-yazma bilmektedir. 11 (Yüzde 10) Dede lise mezunu, 9 (Yüzde 8,2) Dede ortaokul mezunu, 6 (Yüzde 5,5) Dede yüksekokul ve 3 (Yüzde 2,7) Dede ise üniversite mezunudur. Görüldüğü gibi Dedelerin önemli bir bölümü okur-yazar ve ilkokul mezunlarından oluşmaktadır. Yaşlı kuşak eğitim olanaklarından mahrum kalmış görünmektedir. Dedelerin sadece 9’u (% 8,2) yüksekokul veya üniversite mezunudur.
3.2.6. Dedelerin Mesleki Durumları
Tablo 6 (Görüşme Formu soru II.4.’ün verileri üzerine)
| Meslekler | Sayı | Yüzde |
Çiftçi | 23 | 20,9 |
| Esnaf | 13 | 11,8 |
| Öğretmen | 1 | 0,9 |
| Ortakçı | 1 | 0,9 |
| İşçi | 6 | 5,5 |
| Şoför | 3 | 2,7 |
| Memur | 3 | 2,7 |
| Emekli | 52 | 47,3 |
| Diğer | 8 | 7,3 |
| Toplam | 110 | 100,0 |
Görüşülen Dedelerin yarıya yakınının 52 (Yüzde 47,3) kişi, emeklilerden oluştuğu görülmektedir. Bu aynı zamanda yaş ortalamasının da yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Dikkat çekici bir nokta da Dedeler arasındaki çiftçi oranının (23 kişi, Yüzde 20,9) azlığıdır. Oysa Dedelerin tamamına yakını babalarının mesleklerine ilişkin sorularımızı “çiftçi” oldukları şeklinde yanıtlamışlardır. Demek ki kırdan kente göç öncesi dönemde Dedelerin neredeyse tamamına yakını çiftçilikle uğraşırken, kentleşme ile Dedelerin meslek profilleri değişmeye başlamıştır. Emekli ve çiftçi olanların dışındaki Dedelerin, işçi, memur, esnaf, mimar, mühendis gibi serbest meslek sahiplerinden oluştuğu görülmektedir.
Dedelerin içerisinde “diğer” içerisine dahil edilen 2 kişinin mesleklerini “Dede” olarak ifade ettikleri görülmektedir. Geleneksel uygulamada Dedelik bir meslek olarak ifade edilmeyip, olağan bir yükümlülük olarak soydan soya sürdürülmekteydi. Bugün “Dedelik”i bir meslek olarak ifade eden bu Dedeler de son zamanda açılan Cemevleri’nde görev yapan Dedelerdir. Buralarda bulunan dernek/vakıf/cemevleri gibi kurumlarda ücretli olarak çalışmakta ve sadece dinsel hizmetlerin yerine getirilmesinde yetkili olmaktadırlar. Kentlerde Alevilerin gereksinimleri doğrultusunda Dedelerin artan oranda cemevlerinde görev almalarıyla ve sadece bu meslekle yaşamlarını sürdüren Dedeler arttıkça, mesleklerini Dede olarak tanımlayanların artacağı düşünülebilir.
3.2.7. Dedelerin Ekonomik Durumları
Tablo 7 (Görüşme Formu soru III.1.’in verileri üzerine)
| Gelir Düzeyi | Sayı | Yüzde |
| 100 milyon ve daha az |
| 43 | 39,1 |
| 101-200 milyon |
| 38 | 34,5 |
| 201-300 milyon |
| 21 | 19,1 |
| 301-400 milyon |
| 2 | 1,8 |
| 401-500 milyon |
| 3 | 2,7 |
| 500 milyon ve daha fazla |
| 3 | 2,7 |
| Toplam |
| 110 | 100,0 |
Dedelerin 43’ü (Yüzde 39,1) 100 milyon TL ve altında bir gelir, 38’i (Yüzde 34,5) 101-200 milyon TL arasında bir gelir, 21’i (Yüzde 19,1) 201-300 milyon TL arasında bir gelir, 2’si (Yüzde 1,8) 301-400 milyon TL arasında bir gelir, 3 ’ü (Yüzde 2,7) 401-500 milyon TL arasında bir gelir, 3 ’ü (Yüzde 2,7) 500 milyon TL ve üzerinde bir gelir sağlamaktadırlar. Gelir düzeylerinin düşük olduğu görülmektedir. Dedeler, diğer aile bireylerinin de geçime katkı sağladıklarını ifade etmişlerdir.
3.2.8. Dedelerin Etnik Kökenleri
Tablo 8 (Görüşme Formu soru V.1.’in verileri üzerine)
| Etnik Tanımlama | Sayı | Yüzde |
Türk | 83 |