Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

Süryaniler/Keldaniler

SÜRYANİLER

SÜRYANİLER

 

Süryaniler Osmanlı İmparatorluğu’nun 1882’de “millet” statüsü verdiği, milleti sadıka (sadık millet) dediği özerklik verdiği buna karşın 1924’de Lozan’da Türkiye ile görüşme masasında Rumlar, Ermeniler gibi azınlık hakları “hakkını” alamadıkları bir toplumsal azınlığımızdır.

Batı Dünyası Hıristiyan’dır ama Roma İmparatorluğu’nun Hıristiyanlığı kabul etmesinden sonra yaydığı Hıristiyanlıktandır. Süryaniler,Keldaniler, Nasturiler ise ilk Hıristiyanlardır, DoğuHıristiyanlardır, Otantik Hıristiyanlardır. Hz İsa ve Meryem Ana dönemi Hıristiyanıdır. Roma’nın dinsel anlayışının, katletmek için aradığı “sapkın”Hıristiyanlardır. Doğu Hıristiyanlığı, Roma’dan kaçıp  canlarını  kurtarmak  için  Kapadokya’da  v.s.  yeraltı  şehirleri  kurup  Hıristiyanlığı  yaymak  için  çalışan  Hıristiyanlık anlayışındadır. Hıristiyanlığın Roma devlet dini değil, halk dini iken savunulan inanılan Hıristiyanlardır.

SÜRYANİLİĞİN KISA TARİHİ

 

Süryaniler Mezopotamya’nın otokran halklarındandır. Mezopotamya’nın yerleşik topluluklarındandır. Süryanilik DoğuHıristiyanlığı ya da ilk Hıristiyanlardır. Süryanilik etnik bir ayrım değil, dinsel bir ayrımdır. Etnik, olarak; Asur mu? Akat mı? Aram mı? Babil mi? olduğu hala tartışma konusudur. Tarihi kaynaklara göre Süryaniler’in bölgede 5 bin yıllık tarihleri var.

Süryani adı, İsa’dan sonra İsa’ya inananlar, İseviler Hıristiyanlığa inananlar anlamında kullanılıyor. Surin kelimeside aynı anlamda kullanılıyor. Sur kentinde oturmalarından dolayıYunanlılar’ın Süryanilere Suryani adı verdiği de yazılı kaynaklarda vardır. Ya da Süryani, Hıristiyanlığı kabul eden yukarı Mezopotamyalılar’a verilen isimdir.

Süryani adıHıristiyanlıkta bir mezhep adı değildir. Süryanilik içinde değişik Hıristiyan mezhepler var.

a)Süryani Ortodoks Kilisesi,

b) Süryani Katolik Kilisesi,

c)Süryani Protestan Kilisesi.

Ayrıca Süryani adının Aramilerden ya da Asurlulardan kaynaklandığını ifade eden görüşlerde var. Surin, Süryani, Suriyeli olarak telafuz edilir.

Süryaniler tarafından kabul gören bir kaynak olanak XII. yüzyılda Diyarbakır metropoliti olan Bar Salibi; “Antalya ve civarında yerleşim birimlerini inşa eden Kral Suros’un ismine izafeten Süryani olarak adlandırılmışız. Suriye adıda O’nun adından türemiştir.” Diyor.

SÜRYANİLER’İN COĞRAFİ DAĞILIMI

 

Süryaniler, Türkiye’de Güney DoğuAnadolu bölgesinde yaşarlar. Komşuları esas olarak bölgede ikamet eden Kürtler’dir. İlişkileri çelişkileri daha çok Kürtler’le olmuştur. Bölgedeki Süryani yerleşmelerinin merkezi Mardin-Tur Abdin bölgesi sayılır. 1990’lı yıllarda bu bölgede 40’a yakın köyde 15.000 civarında nüfusları bulunuyor. Bu rakam; 1984 yılı tahminlerinde 30 bin, 1980’de; 40 bin, 1975 de 35 bin, 1968 de 50 bindir. Mardin dışında; Midyat, Savur, Killit, İdil, Nusaybin Diyarbakır, Hakkari, eski Süryani yerleşmeleridir. Son yıllarda bölgede yaşanan güvensiz ortam nedeni ile İstanbul’a, Almanya’ya, İsveç, Hollanda, Belçika, Avusturya ve ABD’ye göçler olmuştur. İstanbul’da son yıllarda tahminen 20 bin Süryani nüfus bulunuyor. İstanbul’da daha çok; Kurtuluş, Beyoğlu, Kumkapı, Samatya semtlerine Süryaniler gelmiştir. Mardin-Tur Abdin’de bugün tahminen 3-4 bin Süryani nüfus yaşıyor, Türkiye’nin bazı yetkilileri ise Süryani nüfusun 50 bin civarında olduğunu ifade ediyor.

Süryaniler, zanaatkar bir toplumdur. Çoğu ticaret, kuyumculuk, altın ve gümüş işlemeciliği yapmaktadır. Kırsal kesimde az da olsa tarım ile uğraşanlarda bulunuyor. 12 Eylül 1980 Askeri yönetimi sırasında Süryaniler bölgedeki Kürtler tarafından; Kürt olmadıklarından dolayı, siyasi olarak onları desteklemediklerinden dolayı, Hıristiyan olmalarından dolayı ve varsıl olmaları nedeni ile çok hırpalanıyorlar. Kendiside bir Süryani gazeteci olan Yakup Bilge “Süryaniler” üstüne yaptığı yüksek lisans tezinde; “Bölgede devlet güçleri ile PKK arasında yaşanan çatışma,Süryanileri giderek sıkıştırıyor. Sadece 1990-1995 yılları arasında bölgede 27 Süryani öldürüldü. Bunların bir bölümünün PKK tarafından öldürüldüğünün ortaya çıkmasına karşılık, büyük bölümünün katili bulunamadı ve faili meçhul olarak kaldı. Yine bu dönemde 20’ye yakın Süryani köyü göç nedeni ile boşaldı. Üç Süryani köyü ise (Hassana, Merbobo, Derkup) “güvenlik” nedeni ile boşaltıldı.” Diyor.(1)

Kürtlerle Süryaniler arasındaki ilişkilerin nasıl olduğunu tesbit etmek için Türk kamuoyunun “Türkiye’de Etnik Gruplar” kitabı ile tanıdığı P.A. Andrews ise kitabında şöyle yazıyor: “1980 askeri hükümetinin yönetimi altında düzenin tekrar sağlanmasına kadar sürekli olarak çevredeki Kürt Müslüman nüfustan gelen tehditkar tutum topluluğun bağımsızlık duygusunu artırdı… göçe neden oldu. Kürtlerin sürdürdüğü düşmanlık yalnızca dini farklılıklardan değil, aynı zamanda topluluğun görece refahındanda kaynaklanmış gibi gözüküyor.”(2)

Osmanlı’nın son zamanlarında II. Abdülhamit tarafından kurulan Hamidiye Alayları’nında Kürt-Ermeni çatışması ile birlikte Kürt-Süryani çatışmaları yarattığı; “Süryani halkı üzerine de saldırtılıp “kitle katliamları” yaptırıldığı ifade ediliyor.(3)

SÜRYANİLER’DE DİN

 

Süryaniler’in Güneydoğu’daki dini lideri Metropolit Timoteus Samuel Aktaş kendisi ile yapılan bir söyleşide; “Cemaatin göçü ile boşalan birçok kilise ve manastır var. Bugün Tur Abdin’de 5 aktif Manastırımız mevcut. Ayrıca 21 yerleşim birimindeki 25 kilisede dönüşümlü ve aktif bir şekilde ruhani hizmetlerimiz devam etmektedir… 90’a yakın kilise ve manastırımız kaderine terkedilmiş…”(4) diyor.

Göç nedeni ile Süryaniler daha çok İstanbul’a  yerleştiler. İstanbul’da toplam 7 kilise var. Süryaniler’de 7 Mezhep var. Patrik Suriye’de bulunuyor: Patriğe bağlı 17 metropolit var. 3 Metropolit Türkiye’de bulunuyor. 2ManastırMardin veMidyat’ta bulunuyor. 5 tane aktif Manastırdan ve 21 yerleşimde de kilise hizmeti verdiklerini ifade ediyorlar.

İstanbul, Tarlabaşı’nda Süryani Ortodoks Kilisesi, İstanbul Gümüşsuyu’nda ise Roma’ya bağlı Süryani Katolik Kilisesi bulunuyor.Süryaniler’de boşanma yok. Kilisenin aracılığı ile sorun çözülmezse yani problemi Patrik’te çözemezse o zaman boşanma oluyor. Kentlerde yaşayan din adamları evlenebiliyor amaManastırlardaki din adamlarına evlenme yok.

Hıristiyan dünyası için kutsal olan gelenekler Süryaniler içinde geçerlidir. Noel, Paskalya v.s. Süryaniler İsa’nın dirildiği gün olan Kiyam bayramında 50 gün oruç tutarlar. Güneşin doğuşundan batışına kadar hiç yemek yemezler. 50 gün boyunca hayvansal besin yemezler. Sadece bitkisel gıdalar tüketirler.

Süryani Ortodoks Kilisesi, Yakub Baradai’nin 578’de reform yaptığı bir Menofizit kilisedir. BatıSüryani Kilisesi, Monofizit terimleri kullanmaz. Antakya Patrikhanesi günümüzde Şam’da faaliyet gösteriyor.

 

 

SÜRYANİLER’DE DİL

 

Süryaniler, Süryanice konuşuyorlar. Süryanice özel bir dinsel dil sayılıyor. Süryani Alfabesi var. Bunun dışında Kürtçe veSuriye Arapçası’da konuşuluyor. Bu dile dilbilimciler, Türöyu diyor. Yani Sami dillerinin Neo-Aramik kolunun DoğuSüryani grubundan sayılıyor. Dinsel dil ise, Süroyö yani Suriyece ya da Suriye Arapçası’dır. Bunu arkaik, akademik dil olarakta tanımlıyorlar. 1970’li yıllarda yaklaşık 25 bin kişinin Türöyo dili ile konuştuğu tahmin ediliyor.

BatıTürk Abdin yöresindeki topluluklar ise Arapça’nın Qıltu lehçesinde konuşuyor. Bazı köylerde ise Kürtçe konuşuluyor. Kerburan’daki rahipler Suriye yazısı ile Kürtçe yazarlarmış. Ama son 50 yıldır özellikle Cumhuriyet döneminde Türkçe Süryaniler arasında yaygınlaşmıştır.

Süryanice’nin farklı şiveleride var. Bunların bir kısmı yok olmuş. Örneğin; Neo-Aramik dil olan Mlahsö şivesi ya da dili sadece Lice yakınlarında Melahim adındaki bir köyde konuşulurmuş.Bu dili bile bilen bir kaç kişi kalmış. Belkide artık konuşanı kalmamıştır. Dil ölmüştür.

Süryaniler yabancılar ile evlenmezler. Aralarındaki ortak yapışkan esas olarak dindir. Süryani olmaktır. Süryaniler yakın tarihte 3 toplumsal olayın kendi toplumlarını çok etkilediğini belirtirler: 1) Hamidiye Alayları’nın toplumlarına çok büyük bir darbe vurduğunu söylerler. 2) 1. Dünya savaşı’ndan sonra Lozan’da Avrupa Hıristiyan devletlerinin kendilerini azınlık haklarından yararlandırmamaları toplumlarını yalnızlaştırdığını ve dağılma sürecine soktuğunu ifade ediyorlar. 3)12 Eylül 1980 den sonra bölgede Kürtler tarafından çok hırpalandıklarını ve 3 bin yıllık anayurtlarını Kürtler nedeni ile terkettiklerini söylüyorlar.

Süryaniler,Türkiye dışında yakın coğrafya olan; İran’da, Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da ve son yıllarda göçler nedeni ile Avrupa ve ABD’de bulunuyorlar. Dünyada tahminen toplam; 150 bin kişilik nüfusa sahip oldukları sanılmaktadır.

 

 

 

KAYNAKLAR

 

•    Stefan Andersson, Asurlar, 1992 İstanbul

•    Dr. Asahel Grant, Nasturiler ya da Kayıp Boylar, 1994 İsveç.

•    Yakup Bilge, Süryaniler, 1996İstanbul

•    Hacer Yıldırım Foggo, Kumru Püskül-NasturiKatliamı, 2002 İstanbul

•    P. A. Andrews, Türkiye’de Etnik Gruplar, 1992 İstanbul

•    Hale Soysü, Kavimler Kapısı, 1992 İstanbul

•    Orhan Türkdoğan, Etnik Sosyoloji 1997 İstanbul

•    A. T. Önder; Türkiye’nin Etnik Yapısı 1999. Ankara

•    Birikim Dergisi Özel Sayı, Mart-Nisan 1995 Sayı 71-72

•    Aziz Günel, Türk Süryaniler Tarihi 1970 Diyarbakır

•    Mehmet Çelik, Süryani Kilisesi Tarihi, 1987 İstanbul

•    B. Murat Öztemir, Yezidiler ve Süryaniler, 1998 Ankara

•    Mehmet Şimşek, Süryaniler, 2003 İstanbul

 

 

 

KELDANİLER

 

Mezopotamya’nın eski halklarından biridir. Lozan’dan sonra oluşan sınırlar gözönünde tutulduğunda Keldaniler’in çoğunluğu Irak’ta yaşıyor.Ondan sonra Suriye ve Türkiye geliyor, Lozan Antlaşması’nın azınlık saymadığı DoğuHıristiyanlığı’ndandırlar.

Keldaniler’in Türkiye’de yaşayanları, Irak-Suriye sınırının kuzeyindeki bölgede yaşıyorlar. Mardin-İdil’de, Silopi’de, Hakkari-Beytuşşebap’ta, Siirt-Pervari, Uludere, ve Şırnak’ta, Midyat’ta, Diyarbakır’da, Van’da, son yıllardaki göçler nedeni ile İstanbul’da ve Avrupa’nın bazı ülkeleri olan İsveç, Norveç, Almanya ile ABDve Kanada’da da bulunuyorlar.

Keldani, Kaldeli anlamına geliyor. Keldanileri Asurlular içinde sayan tarihçiler olduğu gibi Urartu medeniyeti içinde görenlerde var. DoğuHıristiyanlığı tanımı içinde kendilerini ifade ediyorlar. Bu bölgede 2 bin yıllık tarihlerinden sözedilen Keldaniler İran, Irak, Türkiye, Suriye dışında Lübnan ve Hindistan’da da bulunuyorlar.

Keldaniler, DoğuSuriye Kilisesi’ne kendilerini bağlı görüyorlar. Üç aşamada, biri 1553 biri 1681 diğeri ise 1830’da olmak üzere Roma Kilisesi ile birleşmişlerdir. Başpiskoposlukları İstanbul’dadır. Patriklikleri Musul’da nüfuslarının çoğunluğu Irak’ta bulunuyor.

Botan vadisinde 12 köyde yaşayan 5.000 Keldani’nin ibadetleri 1925’li yıllarda yasaklanınca Suriye’deki ve Türkiye’deki Süryani Kilisesi’nin himayesine girmişlerdir.

İstanbul’a göç edenler Tarlabaşı’nda eski bir Rum kilisesi’ni Keldani Kilisesi olarak kullanıyorlar. Kilisenin papazı Aziz Yalap; şartların elverdiği oranda geleneklerini ve ibadetlerini sürdürdüğünü ziyaretçilere ifade ediyor. Kilise, İstanbul’daki hatta Türkiye’deki Keldaniler’in buluşma, sohbet ve ibadet yeri. Paskalya törenlerini ise Sen Antuan Kilisesi’nin bodrum katında kutsuyorlar. Şu andaTürkiye’de yaşayan Keldaniler, Katolik Hıristiyanlar ama Roma’dan bağımsız bulunuyorlar. Doğu kökenli Katolik Hıristiyanlar.

İstanbul’da bile; uzun entarileri, özel düğmeleri, yemenileri, yün çorapları, özgün kasket ve yelekleri ile diğer Güneydoğulu’lardan ayrı özellikte bulunuyorlar. Ama çoğu insan onları Kürtler ile karıştırıyor.

Birçok tarihçi, dinbilimci, sosyolog ve antropolog; Keldaniler’in tarihini, dinsel özelliklerini, dil ve alfabe özellikleri ile etnik kimliklerini birlikte işliyor. Bu nedenle benimde Süryaniler ve Keldaniler ile ilgili olarak yazdığım genel özellikler Keldanileri’de kapsadığı kabul edilebilir.

Keldaniler, kapalı bir toplum yapısı içinde bulunuyorlar. Akraba evliliği yok. Son yıllardaNasturiler veSüryaniler ile iki cinse de eşit kolaylıklar getiren evlilikler görülüyor.

Keldaniler’in de ana dilleri Suritçe, ibadet dilleri Süryanice’dir. Dilleri ve alfabeleri Sami dil grubundan sayılmaktadır. Bazı şive farklılıkları Doğu veBatıdakiler arasında görülüyor. 1980 Genel Nüfus Sayımlarında; yaklaşık; 10 bin Keldani nüfus olduğu tesbit ediliyor. Bu nüfus daha sonraki yıllarda artmamış eksilmiştir. Bugün göçler sonucundaTürkiye’de yaklaşık 4-5 bin Keldani nüfus bulunuyor.

Türkiye’deki azınlık olarak kabul edilen Rum, Ermeni ve Museviler için özel hassasiyet gösteren BatıDünyası ne yazık ki, Süryani, Keldani veNasturiler’e karşı; kör, sağır ve dilsiz davranıyor. Onları yok sayıyor.

Bunları İslamiyet’teki hakim zihniyetin hakim mezheplerin ya da resmi kabul edilen 4 mezhebin kendi dışındakileri örneğin özellikle Alevileri-Bektaşileri yok saymasına benzetmek çok mümkün gözüküyor.Kendilerini İslam otoritesi yerine koyan bazı İslamcı Kişi ve Kurumlar’daAleviliği İslam içinde görmezler. Onları yok sayarlar. BatıHıristiyan anlayışlarının da, DoğuHıristiyanlığı yok sayması buna benzetilebilir.

 

 

KAYNAKLAR

 

•    Kadir Albayrak, Keldaniler ve Nasturiler, 1997 Ankara

•    Dr. Asahel Grant, Nasturiler ya da Kayıp Boylar, 1994 İsveç.

•    Yakup Bilge, Süryaniler, 1996İstanbul

•    Hacer Yıldırım Foggo, Kumru Püskül-NasturiKatliamı, 2002 İstanbul

•    P. A. Andrews, Türkiye’de Etnik Gruplar, 1992 İstanbul

•    Hale Soysü, Kavimler Kapısı, 1992 İstanbul

•    Orhan Türkdoğan, Etnik Sosyoloji 1997 İstanbul

•    A. T. Önder; Türkiye’nin Etnik Yapısı 1999. Ankara

•    Birikim Dergisi Özel Sayı, Mart-Nisan 1995 Sayı 71-72

•    Stefan Andersson, Asurlular, 1992 İstanbul