Nasturiler/Yezidiler
NASTURİLERNASTURİLER
Nasturiler, Doğu Hıristiyanlığı denilen ilk Hıristiyanlardır. Nasturilik dinsel bir ayrımdır. Nasturiler kendilerini Asuri kabul ediyorlar. Yani etnik olarak Güneydoğu bölgesi’nde tarihte kurulmuş olan Asur devletlerinin mirasçısı olarak görüyorlar. Önceleri olmasa bile son yıllarda kendilerine etnik bir kimlik aramanın ifadesi olarak biz asurluların devamıyız. Ya da Asurlular bizim dedelerimiz diyorlar.
Nasturiler yaşadıkları coğrafi bölge nedeni ile uzun yıllardır esas olarak Kürtler’le birlikte yaşamaktadırlar. İlişkileri olumlu ya da olumsuz anlamda daha çok Kürtlerle olmuştur. Hatta bugün bile Türkler, Nasturiler’i, Yezidiler’i, Keldaniler’i gördüğünde Kürt sanıyor. Nasturiler’in bugününü anlamak için Osmanlı döneminde Kürt-Nasturi ilişkileri konusunda bilgilenmek için bir iki saptamayı sizlerle paylaşmak istiyorum. “Bedirhan Bey ayağa kalktı, Malik’i ona doğru getirmelerini ima eden bir işaret yaparak Zap’a doğru yürüdü. Onun emri ile Hıristiyan Şefi nehrin üzerine doğu getirdiler, bir kılıç darbesi ile kopan başı düştüğü suları Kızıla boyayarak döne döne gitti. Arkasından gövdeyi de suya attılar.”(1)
Zap’taki hayalete dönmüş Çonba köyünde bir Nasturi şefi’nin Kürt Bey’i Bedirhan tarafından katledilmesi belgelerde böyle yazıyor. Bir başka katliamda şöyle tarihe yazılmış. “Üç gün sonra susuzluk onları teslim almaya zorladı. Bedirhan Bey’in yaptığı teklife ve Kuran üzerine edilen yemine göre köylüler silahlarını ve tüm mallarını teslim edeceklerdi. Antlaşmadan sonra Kürtlerin platforma girmesine izin verildi. Esirlerden silahlarını alır almaz ayırt etmeksizin kılıçtan geçirmeye başladılar. Kılıçlarını kullanmaktan yorulunca da sağ kalanların hepsini aşağıya (yani uçuruma) atmaya başladılar. Burada toplandığı söylenen bin kişiden sadece bir kişi kurtuldu” (Aynı eser s. 55)
Kürt ağası Bedirhan’ın Nasturi’ye karşı adaleti bu. Üstelik antlaşma yapıldığı halde, üstelik Kuran üstüne yemin edildiği halde… Herhalde Kuran üstüne Hıristiyan Nasturiler yemin etmediler. Kürt Ağası Bedirhan etmiştir.
Bir başka sahne ise aynı kitapta şöyle anlatılıyor:
“Kadınlar şefin önüne getirildi ve büyük bir soğuk kanlılıkla öldürüldüler. Kaçmaya çalışanların kafaları uçuruldu. En güzel köyler, bahçeleri ile birlikte yıkılıp yakıldı, kiliseleri yerle bir edildi. Hemen hemen nüfusun yarısı bu çılgın Kürt beyinin öfkesinin kurbanı oldu.”
Hacer Yıldırım Foggo’nun “Kırmızı Püskül” kitabında 1843-1846 yılları arasında yapılanNasturi Katliamı ile ilgili insanı ürperten belgeler var. Bir tanesini daha sizlerle okuyup bu çığlığı duymanızı isterim. “Evlerimizi bahçelerimizi yaktılar, ürünlerimizi yok ettiler, ibadet yerlerimizi yıktılar ve kocalarımız ile oğullarımızı öldürdüler. Zap’ın suyuna suçsuz kurbanların kanı aktı. Ülkemizdeki tepeler ile ovalar, köylerimizi yok eden ateşin kızgınlığından ışıldıyordu. Feci mi? Ah, Chodih, feci kelimesi çok az gelir. Sana öyle şeyler anlatabilirim ki kalbin parçalanır.” (aynı eser S.57)
İşte, bölgede yaşayan Nasturilere uygulanan Kürt Ağalarının adaleti bu. Bu bölgede bu ilişkiler çerçevesindeNasturi, Keldani, Yezidi ve SuryanilerKürtler’e ne kadar uzun ömürlü komşu olabilir di?
KISA TARİH
Nasturi adı, İstanbul ya da Kastantinopolis patriğiNastorios’tan gelmektedir.Nasturiler bir anlamda Hıristiyanlık yorumu açısından patrik Nastorios’u benimseyenlere verilen addır. İstanbul PatriğiNastorios’un Hıristiyanlık ile ilgili yorumları önce 431’de Efes Konsilince daha sonra ise 451 yılında Kadıköy Konsilince mahkum edilince O’da bu Hıristiyanlık yorumlarını Anadolu veSuriye’de yaymaya çalışır. İ.S. 451’den sonra oluşan bu Hıristiyanlık yorumuna ya da mezhebine Nasturilik adı verilir. Bu görüş; Hz. İsa’nın tanrısal ve insansal özelliklerinin birbirinden bağımsız olduğunu savunan görüştür. BuHıristiyan yorumuna; diofizit Hıristiyanlıkta deniyor.
Nasturiler’in yani Asurluların tarihi bölgede 3.000 yıl kadar eskiye dayanıyor. Asur, M.Ö. 2000 yıllarından 621 yılına dek devam etti. Önce küçük bir kent devletidir. M.Ö. 1000’in ilk yarısında Mezopotamya, Elam, Suriye veMısır’ı içine alan bir İmparatorluk kurdu. Asurları Hıristiyanlık hem kaynaştırdı. Hemde ayrıştırdı. Bölge daha sonra Müslümanlar’ın eline geçti. Asurların büyük çoğunluğu Araplar tarafından asimile edildi. Araplaştırıldı. Asur dili Asurca yerini Arapça’ya bıraktı. 1200 yıllarında tüm Mezopotamya Nasturi idi. Ama bunun yerini kısa zamanda Araplar aldılar. Araplar Asurluları asimile etti. Araplar büyüdü Asurlular nüfus olarak küçüldü.
Selçuklular bölgeye gelince Asurluları korudu geliştirdiler. Bu uzun sürmedi. Moğollar’ın kıyımı ve yağması yaşandı. Osmanlı hakimiyeti geçici bir denge ortamı sağladı. Nüfus olarak Asurlular’ın yok olmasını engelledi.
1. DünyaSavaşı’nda ilk kez, Asurlular dinsel değil etnik ortak kimlik ile biraraya geldiler. Ardından Batılı büyük devletlerin bölgedeki siyasi satranç oyunu sonucu büyük katliamlara uğradılar. Tüm Ortodoğu’ya dağıldılar. Süryaniler, Nasturiler ve Keldaniler dağıldılar. Güneye indiler.
Osmanlı 1882’de Asurlular’a yani Süryani, Keldani ve Nasturilere özerk millet statüsü tanımıştı. Onları “milleti sadık” diye tanımlıyordu. 1928 affı Asurlulara uygulanmadı. Asurlular topraklarına dönemediler. Tur Abdin bölgesinde kalan son Asurlular’da bir bir 2 bin yıllık anavatanlarını bin tutam hüzün bırakarak gidiyorlar.
NASTURİLER’DE DİL
Nasturiler’in kendi alfabeleri var. Konuştukları ile Aramice deniyor. Ya da kullandıkları alfabe Arami alfabesi. Arapça alfabeye benziyor. Ama Arap alfabesi değil.Türkiye’deki konuşulan dile, Turoya deniyor. Bu semitik dillerin yeni Aramik kolunun Doğu Aramice bölümünün Güneydoğu Anadolu’da özellikle Urfa’da gelişmiş bir koludur. Bununda bazı lehçeleri vardır. 1970’li yıllarda bölgede 20 bin kişinin Turoya konuştuğu saptanmış.
Süryaniler’de olduğu gibi Nasturiler’de de Kürtçe veTürkçe konuşuluyor. Klasik Keldaniler’in konuştuğu dil Suritçe’dir. Nasturileride BatıSüryaniler gibi ibadette Süryanice konuşuyorlar.
Asurlular, yani bu kavram içinde Süryaniler, Nasturiler ve Keldaniler, resmi otoriteler ile ilişkilerindeTÜRKÇE konuşuyorlar. Ama bir önemli orjinal özellikleri ise; Mardin’dekiler Arapça, Diyarbakır’dakiler Kürtçe, Antakya’dakiler Rumca, İstanbul’dakiler Türkçe, Avrupa’dakiler, bulundukları ülkeye göre; Almanca, Fransızca, İsveçce v.s. konuşuyorlar.
Demek ki bir etnik toplumsal grup değişik dilleri konuşabiliyor. Konuştuğu dile göre etnik kimlik değiştirmiyor. Nasturi; Arapça konuşuyor diye ona Arap, Kürtçe konuşuyor diye ona Kürt, Rumca konuşuyor diye ona Rum, Türkçe konuşuyor diye onaTürk, Almanca ya da Fransızca konuşuyor diye ona Alman ya da Fransız denmiyor. Böyle bir durumda her dil bir etnik kimlik adresi olmuyor. Sosyolojide bir kuralda olduğu gibi; “Her milliyet farkı dil farkını gerektirsede, her dil farkı milliyet farkını gerektirmiyor.” oluyor. Yani her dil farkı milliyet, etnik kimlik farkı olmuyor. Bir etnik grup ya da milliyet tarihsel toplumsal şartlara göre, farklı dilleri konuşabiliyor. Asurilerde de olan budur.
NASTURİLER’DE DİN
Nasturiler, Doğu Apostolik Katolik Kilisesi’ne bağlıdırlar. Bu kilise bir diofizit kilisedir. 16. yüzyılda üç kuşak süresinceRoma ile birleşmişlerdir. Irak, İran, ABD ve Kanada’dakileri temsil eden kilise patriklik San Francisco’dadır. Türkiye’dekilerin bazıları Suriye’deki kiliseye bağlıdır. Nasturiler, Keldanileri ve Batı Suriye’lileri “heretik” olarak nitelerler. Onlarda Nasturileri “heretik” olarak nitelerler.
Doğu Apostolik Katolik Kilisesi’ne DoğuSuriye Kilisesi’de denir. Bazı kaynaklara göre bu kiliseye bağlı günümüzde 200 bin civarında Asuri olduğu yazılıdır. Genel Nüfus sayımlarına (1970) göre; sadece Hakkaride nüfus sayımında nüfus memuruna Keldani olduğunu söyleyen 2 bin kişi olmuştur. Bu sayı 1980 sayımlarında; 9 bindir. Nasturiler; Mardin’de İdil, Silopi, Hakkari’de Uludere, Beytüşşebap,Siirt’te Pervari, Şırnak ile Midyat, Diyarbakır ve Van’da yaşıyorlar. Türkiye dışında ise İran, Irak veSuriye’de yaşıyorlar. Son yıllarda göçler kanalı ile, İsveç, Norveç, Almanya, ABD ve Kanada ile İstanbul’da bulunuyorlar.
Nasturiler’in kendilerine has bir takvimide var. Örneğin 2004 Asuri takvime göre; yıl 6754’tür. Nevruz Nasturiler’de de kutlanır. Yılbaşı 1Nisan’da törenlerle karşılanır. Nasturilerde kuzenler arasında evlilik olmaz. 5 kuşak geçmeden akrabalar arasında evlilik olmuyor. Dul kalan kadın kaynı ile, dul kalan erkek baldızı ile evlenemez.
Nasturiler içe kapalı bir toplumdur. Ortak yapışkanları din, dil ve diğer ortak değerlerdir. El sanatları, atölye, tezgah, altın, gümüş bakır işlemeciliği, mermer, demir, deri, ipek işlemeciliği çok gelişmiştir. Şarapçılık, pekmezcilik, sera ve bağcılık çok kaliteli yapılır.
Çeşitli tarihsel nedenlerle; yaklaşık 200 bin kişinin göç nedeni ile ülkelerini terkettiği tahmin ediliyor. 1980’li yıllarda Asurilerin toplam 25 bin kişilik bir nüfus olduğunu bunun yarıya yakınını Nasturiler’in oluşturduğunu ama bugün Türkiye’de 5-6 bin civarındaNasturi nüfusun olduğuNasturilerce tahmin edilmektedir.
KAYNAKLAR
• Kadir Albayrak, Keldaniler ve Nasturiler, 1997 Ankara.
• Dr. Asahel Grant, Nasturiler ya da Kayıp Boylar, 1994 İsveç.
• Yakup Bilge, Süryaniler, 1996İstanbul
• Hacer Yıldırım Foggo, Kumru Püskül-NasturiKatliamı, 2002 İstanbul
• P. A. Andrews, Türkiye’de Etnik Gruplar, 1992 İstanbul
• Hale Soysü, Kavimler Kapısı, 1992 İstanbul
• Orhan Türkdoğan, Etnik Sosyoloji 1997 İstanbul
• A. T. Önder; Türkiye’nin Etnik Yapısı 1999. Ankara
• Birikim Dergisi Özel Sayı, Mart-Nisan 1995 Sayı 71-72
• Stefan Andersson, Asurlular, 1992 İstanbul
• Anadolu Kültür Mozaiği, Halkevleri, 1992 Ankara
YEZİDİLER
Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde geçmişte yaşayan günümüzde az bir nüfusu kalmış yok olmakta olan azınlık toplumlardan birisidir.
Yezidilik dinsel bir ayrımdır. Semavi dinlere inanmıyorlar. Yezidilik kendine özgü bir din. Kendilerine; Yezidi, Ezidi, Azıdi, İzidi, İzdi, Dasin, Rasni adları verilir. Yezidileri aşağılamak için ise, Şeytana tapanlar, hatta, Kuyruklu Kürt, Sekiz Bıyıklı gibi tanımlar kullanılır.
Türkiye’de; Siirt, Beşiri, Kurtalan, Batman, Mardin, Urfa, Nusaybin, Viranşehir, Ceylanpınar, Suruç, Diyarbakır, Bismil, Gaziantep, Kilis, Kars ve Adıyaman yörelerinde yaşarlar. Bu yörelerden en çok bilinen Celka vettatla Aşiretleri Midyat ve yöresinde yaşayan Yezidi aşiretleridir.
Türkiye dışında ise; İran, Irak, Suriye, Rusya ve son yıllarda göçler sonucu Almanya’da bulunuyorlar.
Türkiye’deki Nüfus sayımlarında bölgede bulunan Süryani, Nasturi, Keldaniler gibi Kürtlerden sayılmıştır. Yezidi derneğinin verdiği bilgilere göre; yurt dışında en son tahmini nüfusun; 250 bin kişi olduğu bunun 10 bin civarındaki göçler nedeniyle Almanya’da daha çoğu ise Hannover’de bulunuyor. Türkiye’de ise yaklaşık bugün göçler nedeni ile İstanbul’a gelenlerde dahil 15-20 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Erkeklerin uzun saçlı ve sakallı kadınların yüzlerinde bol döğmelerin ve çok otontik giysileri olan Yezidileri TV ve gazetelerdeki resimlerde çoğuKürt sanmaktadır.Halbuki bunlar Kürt değildir. Tam tersine P.A. Andrews’in, Türkiye’de Etnik Gruplar kitabında yazdığına göre; “En büyük eziyeti müslüman Kürtlerden özellikle de 1832’de Koyuncuk’ta (Niniveh) görmüşlerdir. Bu nedenle Müslüman Kürtlerle aralarında birlik duygusu yoktur,” diyor. Tarihte yine Şafii Kürtler tarafından hayli Yezidi’nin katledildiği bazı romanlara konu bile olmuştur.
Yakın zamanda yapılan tesbitlere göre; 1980’lerde 52 Yezidi köyün olduğunu, daha önce ise; 25 köyün Mardin’de, 24 köyün Urfa’da, 14 köyün Siirt’te 14 köyün Diyarbakır’da, 2 köyün Adıyaman’da olmak üzere 79 köyün Köy İşleri Bakanlığı verilerinde olduğu belirtiliyor. Son 20 yıldaki alt-üst oluşlar sonucu 121 köyün bugün 48’e düştüğü saptanmış bulunuyor.
YEZİDİLİĞİN TARİHÇESİ
Yezidiliği ayrı bir din olarak gören dinbilimciler olduğu gibi O’nu İslam içinde Haricilikten kaynaklanan bir oluşum olarak görenlerde var. Yezidilik’te Zerdüşt veMani dinin etkileride var.Yezidiliği İslamiyet’ten ve Hıristiyanlık’tan ayrı ama karma bir din olarak yorumlayan anlayışta söz konusu.
Yezidiliğin kurucusu, ŞEYH ADİ Lübnanlı bir Arap Sufi. Yezidilik dinsel bir ayrım. Yezidiler Kürtçe konuştuğu için Kürt diyenler var. İbadet dilleri Arapça olduğu için Arap diyenler var. Kürt mü?, Arap mı?, Asur mu? yoksa Azdey mi? henüz karar verilmiş sayılmıyor.
Yezidiliğin karma etnik kimliğine karşın karma dinsel kimliği de onda bulunan; Mazdeist, Zerdüşt, Gnostik, Mani, Sabilik, Sufilik ile ilgili etkilerin olmasından kaynaklanmasına bağlıyorlar. Yezidilik dini bir cemaat, ulusal kimlikleri belirsiz, uluslaşma aşamasında oldukları söylenebilir. Çeşitli kültürlerin içiçe olduğu Anadolu’da orjinal bir cemaat… Irak’ta Mandiler, İran’da Parslar, Bahailer, Lübnan’da Dürziler, Maruniler gibi…
Yezidiliğin kurucusu ŞEYH ADİ ya da Adi Bin Musafi 1075-1162 yılları arasında yaşamış bir sufidir. Kabri, Musul Laliş’tedir. Türbesi Yezidiler’in Hac yeridir. Lübnan’da doğan Şeyh Adi, Gazaliden dersler alır. Daha sonra Bağdat’tan ayrılır. Hıristiyanlığın ilk yıllarında İran ile Romalılar arasında sıkışır kalır. O sırada İran’da Zerdüşlükten Hıristiyanlığa geçmenin cezası ölümdür.
Şeyh Adi’nin kerametleri olduğuna inanılır. Yazıları Arapçadır. Yazdığı kitaplar; İnanç, Ruh Nasıl İyileşir, Nasihatler. Bu eserler daha sonra Kürtçe’ye de çevrilmiştir. Oğlu Kürt Adi olarak anılır. Dinin sembolü “Tavus kuşudur.” Yezidilik bir sır dinidir. Her Yezidi’nin bir ahiret kardeşi ve bir ahiret bacısı vardır. Ayrıca bağlı oldukları bir Şeyh (Pir) vardır.
Araplar, Yezidileri İslam’a kazandırmak için çok kan dökerler, çok Yezidi bu amaçla öldürülür. Osmanlı döneminde hayli bu amaçla baskı yapılır adam öldürülür.
Melek Tavus tapınakları süsler. Adeta tapınaklarda put havası olur. Yezidilik, hiçbir dinin devamı kabul edilmez. Yezidilik bir çok dinden değişik özellikler almış karma bir dindir. Yezidiler’in peygamberi Şeyh Adi’dir. Yezidiler kendilerini Adem ile Havva’nın gerçek soyundan gelen Şahit Bin Cad’ın çocukları kabul ederler. Bir insanın Yezidi olması için Yezidi anne babadan doğması şarttır.
Kitab-ı Cilve Melek Tavus tarafından Şeyh Adi’ye aktarıldığı söylenen kitaptır. Giriş, 5 bölüm ve 150 sureden oluşur. Yezidiler’in kutsal kitabıdır.Mushaf-ı Reşt ise, Yezidi mitolojisi ve kuralların yer aldığı Şeyh Adi’nin torunu Şeyh Hasan tarafından yazılmış kitaptır.
Yezidi cemaati, Ruhaniler veMüritler diye ikiye ayrılır. Mir, Şeyh adinin velisidirl. Mir dünyevi işlerden sorumludur.
Yabancı ile evlilik olmaz. Aile kurumu önemlidir. Eşlerden birisi 6 ay eve gelmezse eşler boşanmış sayılır.
Türkiye’deki Yezidiler, Musul yakınlarında Lales’te yaşayan MiriSeyhan adlı bir şeyhe bağlıdırlar. Bu idare altında; 7 şeyhlik, çok sayıda Pir, 50 kadar Kavval, Fukara, Kocuklar ve Mollalar bulunuyor. Dünyevi lider Emir Mirza’dır. Din adamlığı babadan oğula geçer.
Yezidilikte toplu ibadet yoktur. İbadet tek, tek ve gizli yapılır. İbadet yaptığınızı herhangi biri görürse ibadeti yarıda bırakırlar. İbadet gizli yapılır. Günde 3 kez güneşe dönüp dua ederler.
Yezidiler’de; vaftiz var, sünnet var, kirvelik var, yol kardeşliği var. Yezidiler’de ilk kutsal bayram Nisan ayının ilk çarşamba günü kutlanan Yeni Yıl (serisal) bayramıdır. 6-13 Ekimde cemaat bayramı 18-21 Temmuzda Şeyh Adi Bayramı yapılır. İki tür oruç tutarlar. Sadecedin adamlarının tuttuğu 80 günlükHususi Oruç kanun ayında 20, temmuzda 20, 8 Hazirandan başlayarak 40 gün tutulur. İkinci Oruç; 3-5 Eylül arasında tutulan Umumi Oruç’tur. Ezidiler toplu ibadeti 15-20 Eylül’de Laleş’te Şeyh Adi’in Türbesi’nde yaparlar. Burada hacı olurlar. Çocukları burada Beyaz Çeşme’de vaftiz ederler.
En ilginç Yezidi geleneği “Daire” içinde kalmaktır. Şeyh Adi’nin talebeleri ile trans geleneğinden kalan daire geleneğinde bir Yezidi’nin etrafına bir daire çizerseniz o Yezidi ölene kadar o daire dışına çıkamaz. Ancak dışardan birinin çizilen bu daireyi bozması gerekir.
Yezidiler hakkında son yıllarda dergilerde yazılar, Yezidilik ile ilgili kitaplar, Yezidiler tarafından çıkarılan dergiler, kurulan dergi ve vakıflar ile internetten bilgilenmek gerçekleştirilebilir.
KAYNAKLAR
• Erol Sever, Yezidilik, 1993 İstanbul
• Yezidlerin Tarihi John S. Guest 2001 İstanbul
• P.A. Andrews. Türkiye’de Etnik Gruplar 1992 İstanbul
• O. Türkdoğan, Etnik Sosyoloji 1997 İstanbul
• Hale Soysü, Kavimler Kapısı 1992 İstanbul
• T. Menzel, İslam Ansiklopedisi 1934 Ankara
• Doger Lescot, Yezidileri 2001 İstanbul
• B. Murat Öztemir, Yezidiler ve Suryaniler, 1988 Ankara
• Anadolu Kültür Mozayiği, Halkevleri, 1992 Ankara