Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

7. Bölüm: 4 Kapıda Hz. Ali

YEDİNCİ BÖLÜM

YEDİNCİBÖLÜM

4 KAPIDA HZ. ALİ

>

>

>

4 KAPIDA HZ. ALİ(8)

“Herkim ki şeriatın on makamındanbirisini dahi yerine getirememişse Tarikatmakamına, Tarikatın on makamından birisi dahi eksik olsa Marifet makamına, Marifetin on makamından birisi dahi eksik olsa, Hakikat makamına eremez. Ol kişi dört kapıkırk makamı eksiksiz olarak yerinegetirirse ancak sırrı Hakikat’a ulaşır”. 

>

HACI BEKTAŞ VELİ(9)

Dört Kapı şunlardır:

1. Şeriat

2. Tarikat

3. Marifet

4. Hakikat

>

Bu her kapının on makamı vardır.

>

4 KAPI 40 MAKAMIN ÖZELLİKLERİ(10)

        ŞERİAT                                     TARİKAT                           MARİFET                     HAKİKAT    

1.    İman etmek                                Tövbe etmek,                       EDEB’li olmak             Alçakgönüllü olmak,

2.    İlim öğrenmek                           Mürşidöğüdüne uymak      Bencillik,                       Kimsenin ayıbını görmemek,

                                                                                                        kindenuzak olmak

3.    İbadet etmek                              Temiz giyinmek,                 Perhizkarlık                   Yapabileceğin iyiğiesirgememek,

4.    Haramdan uzaklaşmak              İyilik için savaşmak,            Sabır ve kanaat            

5.    Nikah/Ailesine faydalı olma     Hizmet etmeyi sevmek,      Haya (Utanma)           Tüm insanları bir görmek,

6.    Çevreye zarar vermemek         Haksızlıktan korkmak,           Cömertlik                      Birliğe yönelmek

7.    Peygamberin emrine uymak   Ümitsizliğe düşmemek        İlim,                              Gerçeğigizlememek

8.    Şefkatli olmak                             İbret almak,                         Hoşgörü,                       Manayı bilmek

9.    Temizliğe dikkat etmek              Nimet/cömert olmak)         Özünü bilmek ve          Tanrısal sırrı öğrenmek

10.  Yaramaz işlerden sakınmak      Özünü fakir görmek.            Ariflik.                          Tanrısalvarlığa ulaşmak ve

                                                                                                                                             Haklabir olmak.

>

4 KAPININ GÜZELLİKLERİ(11)

        ŞERİAT                                  TARİKAT                                       MARİFET                     HAKİKAT    

1.     Rüzgâr                       Ateş                                Su                        Toprak

2.     Derya                        Gemi                               Dalgıç                  Cevahir    

3.     Kul                            Bilim                               Erme                   Görme      

4.     Et / Kemik                 Damar                             Beyin                  Can/ Ruh 

5.     İşitme                        Görme                             Duyma                Bilme       

6.     Lamba                       Fitil                                 Yağ                     Işık           

7.     Kapı                          Eşik                                Anahtar               Kilit         

8.     Nadas                         Tohum                            Hasat                   Ürün         

9.     Niyet                         İkrar                              Yol                      Durak       

10.   Göz                            Kulak                              Ağız                    Cemal       

11.   Ağaç Kökü                 Dal                                  Çiçek                   Meyve      

12.   Köy                           Ülke                                Dünya                 Evren       

13.   Doğum                       Nişan                              Evlilik                 Hakka Ulaşma          

14.   İlk Okul                     OrtaOkul                        Lise                     Üniversite

15.   Peygamberler Çağı     Evliya / Erenler Çağı       ŞimdikiZaman    Gelecek Çağ          

>

Şeriat kapısınınmakamları:

1. İman etmek,

2. Ilim öğrenmek,

3. İbadet etmek,

4. Haramdan uzaklaşmak,

5. Nikahlanıp evlenerekAilesine faydalı olmak,

6. Çevreye zarar vermemek,

7. Peygamberin emirlerineuymak,

8. Şefkatli olmak,

9. Temizliğe dikkat etmekve

10. Yaramaz işlerden sakınmak.

>

Şeriat, insanın kendi öz benliğini kötülükten arıtmaya, yeterince gelişmemişolgunlaşmamış hali ile din kurallarını, şekil biçiminde uygulamasıdır. Bu kapıkişinin yaşama başladığı ilk okul olarak kabul edilebilir. Esasta toplum ve onuşekillendiren değerlere uyumu içerir.

>

Şeriat kapısında Allahın AslanıHz. Ali

Hz.Ali, Müslümanlığı ilk kabul ve ilk İmaneden kişidir. Hz. Muhammed bir Hadisinde “Bendensonra fitne (huzursuzluk) olacaktır. Bu oldu mu, Ebu Talip oğlu Ali tarafınıtutun. Çünkü O bana ilk iman edendir. Kıyamettede benimle ilk dostluk edecekodur. O Sıddık-ı Ekber’ dir. O bu ümmetin Faruk’udur. Omüminlerin ulusudur, reisidir.” Diyerek onun ilkiman eden olduğunu beyanetmiştir. Ayrıca kendisi “Allah ElçisiMuhammed, bir Pazartesi günü peygamber olduğunu açıkladı. Aynı günün ertesiSalı günü ben İslam Dini’ne girdim, onun Peygamberliğine inandım” diyerekbunu teyit etmiştir.

Hz. Ali’nin İslamiyeti ilk benimseyen insan olması, onun diğerkapılarda göreceğimiz gibi “Evvel Ali,Ahir Ali” tanımlamaları ile çelişmez, tam tersine yerinde bir tespit olur.Zira Alevilik diğer semavi dinleride benimser ve onları Hak kabul eder.Ancak kavimlerin sürekli inanç ve toplumsal ahlâk ihlalleri yaşaması sonucu, budinlerin gerek içerik ve gerekse motivasyon olarak özellikleri yitirdiğini ve Allahın yeni Elçiler ve Kutal kitaplar gönderdiğine inanır. Bu vesileile inançlarda ve Allahın gönderdiği Kitapve Peygamberlerde bir uyum vedevamlılık vardır.

Bu vesile ile Hz. Ali’nin ilk müslüman olması zahiri yani dünyevi bir olgudur. “Evvel Ali, Ahir Ali” durumları ile batini, yani bir insanın yaşamının olgunlaşmasının en üst seviyesinde görüpvarabileceği bir durumdur. Bu vesileile burada bir kavram karışıklığı olmamasına dşkkat etmekgerekir.

Herzaman Hz. Muhammed’in yanında bulunmuş ve onun sohbetinden yararlanmış, onunlabirleşmiş, bütünleşmiş ve onunla Hakolmuştur. Ondan büyük İlim öğrenmişve Hz. Muhammed onun için ‚” Ali benimilmimin haznedarıdır” hadisini söyleyerek onun ne kadar bilgili ve alim olduğunu vurgulamıştır.

Hz. Alisüreki ibadet eden ve oruç tutan birinsandır. Hatta 3 gün üst üste oruçtutuğu, 3 gün üst üste tam orucunu açmak istediği zaman kapısına yoksulveya kölelerin gelip sadaka istediklerini, Hz. Ali’nin de bu rızkını onlaravererek orucuna devam ettiği bilinir.

Hz. Aliharamdan hep kaçınmıştır. Hz.Muhammed onun için‚” Ya Ali benden sonrayola gidenler, Senin gösterdin yoldan giderlerse selamete ererler” diyerekfena işlerden uzak olduğunu beyan etmiştir.

Tümömrü boyunca iyilik, insanlık ve İslamiyet için çalışmıştır. Etrafına ve ailesine sürekli faydalı olmuş ve bunuher fırsatta vurgulamıştır. Onun Gerek oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e yaptığı öğütlerde vegerekse hutbelerinde, Mısır’a tayin ettiği ValiMalik Ejder’e göderdiği mektupta bu görüşleri defalarca vurgulanmıştır. Ohiç bir savaşta yenilmemiştir. Hz. Muhammed tarafından ona hediye edilen ve Zülfikâr adı verilen efsanevi çiftağızlı kılıç ve Düldül adı verilenatı ile savaş meydanlarında büyük kahramanlıklar göstermiştir.

Onun olağanüsüt cesareti,yiğitliği, kahramanlığı yüzyıllardır sevenlerinin gönlünde taht kurmuştur.

Bu vesile ile ona Aleviliğinilk kapısı olan Şeriat kapısındaAllahın Aslanı unvanı takılmıştır. Hz. Ali son derece güvenilir veyiğit bir insan olduğu için 622 yılında Hz. Muhammed ve diğer iman edenlerMekke’den Medine’ye göç (Hicret)ettiklerinde, Hz. Muhammed onu kendi yatağına yatırmış ve Mekke’lilerioyalamasını sağlamıştır. Hz. Ali yüzyıllarca mazlumun dostu, haksızınve zalimin korkulu rüyası olarak zihinlerde yer edinmiştir. Onun hakkında buvesile ile yüzlerce Cenk(Kahramanlık) kitabı yazılmış, bilhassa Hayberkalesinde gösteriği olağanüstü kahramanlıkları yüzyıllarca dilden dileaktarılmıştır.

Ona savaş meydanlarındaboyun eğmek zorunda kalan düşmanları pusuya yatarak fırsatlar kollamış ve gerek Hz. Muhammed’in Hakka yürümesi sonrasında ve gerekse Hz. Ali’nin şehadetinden sonraintikamlarını ondan, onun ailesinden veonu sevenlerden almaya kalkışmışlardır.

Bu vesile ile ellerine geçenfırsatları çok zalimce kullanmış,gerek Kerbela ve gerekse dahasonraları çocukları ve torunlarından intikamalmışlardır. Hz. Ali ise İslam içinde kandökülmemesi Hz. Muhammed’in “Müslümanlarbenden sonra birbirine kılıç çekmesinler” Hadisine bağlı kalarak ilkyıllarda uğradığı haksızlıklararağmen şiddet kullanmamış, taraftarlarını şiddet kullanmaktan men etmiştir.Bütün bunlara rağmen Ehli Beyt ve 12İmam’ların uğradığı zulüm ve haksızlık adeta tarihte eşine az raslananzulümler arasına girmiştir. Hz. Ali’den sonra onun torunlarından İmam Cafer Sadık ve son İmam Mehdi dışında tüm soyu kesilerek, vurularak, zehirlenerek, sürülerek yokedilmişlerdir. Sadece kendileri değil, diğer aile bireyleri ve sevenleride bu zulümden paylarında düşeni almışlardır.

Hakkında Camilerde, meydanlarda, kamu kurumlarında sövme ve küfür etme fasılları oluşturulmuş, bilhassa Emeviler devrinde Camiler de Hz.Ali ve Ehl-i Beyt’e sövmek ve hakaret etmek zorunluluk haline getirilmiş,buna uymayanlar ise şiddetli birşekilde cezalandırılmışlardır.

Hz. Ali için ayrıca Hz.Muhammed şunu söylemiştir. “Ali’denüstün yiğit (feta), zülfikardan üstün kılıç yoktur”. Bütünbunlardan dolayı Hz. Ali’ye AllahınAslanı adı verilmiştir. Hz. Ali’yi temsil eden fotoğrafların çoğunda buişlenmiş ve Hz. Ali bir Aslan ile birlikte sembolize edilmiştir. Ancak busembolize sadece Hz. Ali’nin kuvvet vekudretini temsil etmek için değil, aynı zaman da Hz. Muhammed’in Mirac’a giderken karşısına çıkan Aslan’nın ağzına yüzük atarak ve daha sonra Hz. Ali’nin bu yüzüğü kendisine iadeetmesi ile de ispatlanmıştır.

Hz. Aliçevresine sürekli yararlı olduğu,onun “Adalet, halkın dirliği ve düzeni,idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir.” veya “Yakınlarına yardımı bırakan, düşmanlarına yardım etmiş olur”

sözlerindende anlaşılmaktadır.

Hz.Ali, Hz. Peygamberin emirlerine, sözlerineve icraatlarına sürekli uymuştur. Peygamberonun için “Ali benim bilgimin kapısıdır.Tebliğe memur olarak gönderdiğim şeyleri benden sonra ümmetime bildiren,açıklayan kişidir. O’nu dinleyin. O’na baş kaldırmak nifaktır” diyerek bunuteyit etmiştir.

Hz. Alisadece şefkatli değil aynı zamanda “Merhamet ve ibâdetlerin en hayırlısı, gizlisadaka vermek ve inzivâ köşesinde ibâdet etmektir.” Diyerek yoksullarıkorumanın da merhametlerin en iyisiolduğunu vurgulamıştır.

Hz. Alison derece temiz bir zattır. Butemizliği sadece dış görünüşü, elbiselerinin temiz olması değil, beden ve ruhtemizliğde içerir. Onun “Bedenin orucu,irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevâba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerekyemekten kesilmektir. Nefsin orucu, beş duyuyu öbür suçlardan çekmek, kalbi debütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan; dilin orucu,karnın orucundan hayırlıdır. Veya “Diliniküfre alıştırma. Tatli dilli ol. Yoksa önüne gelene havlayan köpeklere dönersin. Halkı zorla kendinenefret ettirirsin.” Sözleri bunun kanıtıdır. O bu sözleri ile yaramaz işlerden de kaçınmayı da öğütlemektedir. Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü haksızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.

Haksızlıklara isyan etmeyenler, onlardangelecek her musibete katlanmalıdır.

>

Tarikat kapısının makamları

1. Tövbe etmek,

2. Mürşidin öğütlerine uymak,

3. Temiz giyinmek,

4. İyilik yolundasavaşmak,

5. Hizmet etmeyi sevmek,

6. Haksızlıktan korkmak,

7. Ümitsizliğe düşmemek,

8. İbret almak,

9. Nimet dağıtmak (cömert olmak) ve

10. Özünü fakir görmek. 

Tarikat kapısı, İnsanın dünyevi işlerde kendine özgü ve tamamen bağımsız iradesiyle nefsini kontrol altına alarak, her türlükötülüğü kendinden uzaklaştırmak için bir yola girmeye denir. Bu kapıdakötülükler kişiden uzaklaştırılırken aynı zamanda iyi huyların ve iyiliklerin okişide bir araya getirilmesi demektir.

Şöylebir benzetme de yapabiliriz. Kişinin bir meslekokuluna girerek (örneğin tornacılık,elektrik teknisyenliği… gibi) oradayetenek ve becerilerinin geliştirilmesi ve aynı zamanda olgunlaşması ve olgun bir kişilik elde etmesidir.

>

Tarikat Kapısında Şahı MerdanAli

Hz. Aliolağanüstü güzelliklerinin yanında sürekli nefsini tevbe /tövbe etmeyi savunur ve bunu herkese önerirdi. Bir sözünde “Tövbe etmek elindeyken, ümidini kesene şaşarım” diyerek tövbeetmenin ve insanların kötülüklerden uzak durmalarının önemine dikkat çeker. Sadece tövbe ederek insanlarınruhlarını temizlemelerini değil aynı zamanda hiç günaha girmemelerini süreklitelkin ederdi. Onun “Günah işlememek,tövbe etmekten daha iyidir.” Veya “Kötüalışkanlıkları terketmek en büyük ibadetlerdendir” sözleri bunun kanıtıdır.

O büyükzat aynı zamanda yüzlerce güzel sözünde halka hep güzel öğütlerde bulunmuş vebilgeliğini halkı ile paylaşmıştır. Üstelik öğüt ve nasihatlarda bulunurken desonsuz tevazu göstermekte ve öğütlerin başkalarının yanında verilmemesinitalkin etmektedir. “Bir insana başkalarıyanında verilen öğüt, öğüt değil, hakarettir.” Sözü onun ne kadar ulu birinsan olduğunun kanıtıdır. Öğütlerindeher türlü güzelliği sıralayan ve iyiliği telkin eden Hz. Ali, “En akıllı insan, öğütleri dinlemektenvazgeçmeyen insandır” sözü ile insanları öğüt dinlemeye davet eden birmürşittir. Kendisininde, Hz. Muhammed’den çok şey öğrendiğini ifade ederek “Ben Peygambere bir şey sorunca beni bilgilendiriyordu. Ben sessizkalınca da O konuşmaya başlıyordu” diyerek bir Mürşide bağlanmanın öneminden bahs etmektedir. “Söyleyene değil, söylenene bak” sözleri ile bilginin önemine vurguyaparken aynı zamanda “En faydalı bilgi,uygulanabilendir.” Diyerek insanları yararlı bilgi vermene teşvik etmektedir.

Hz.Ali, temiz giyinen, temizliğe itinagösteren bir ulu zattı. Ancak her zaman iç temizliğin çok daha gerekli ve önemli olduğunu ifade etmiş, yaşamını adetabuna endekslemiştir.

Hz. Alihaksızlıktan sürekli kaçınmış ve kimseye özellikle haksızlık etmemeye çalışmış,gerek öğütlerinde ve gerekse Valilerine gönderdiği genelgelerde İyilliği veiyilik yolunda savaşmayı önermiştir. “Haksızlık önündeeğilmeyiniz. Çünkü haksızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.” ve “Haksızlıklara isyan etmeyenler, onlardangelecek her musibete katlanmalıdır.” Diyerek iyilik yolunda başkaldırıyıteşvik etmiştir. Zaten onun savaş meydanlarında gösterdiği kahramanlıklar iyilik yolunda savaşmanıngerekleridirler.

ÖzellikleHayber’in fethi sırasında Hz. Ali’niniyilik yolunda nasıl büyükkahramanlıklar gösterdiği bilinmektedir. Hz. Muahmmed, Hayber savaşında şöyle der “Yarınsancağı öyle birine vereceğim ki, Allahü Teala onu sever. Ben de, onu çokseverim” ve Hz. Muhammed sancağı ertesi gün Hz. Aliye verir. Sancağı alan Hz. Ali askerleriile beraber kaleye yürür ve en başta da kendisi bulunur. Onun Hayber kalesi kahramanlıkları, birtutuşta kale kapısını koparması, orada yarattığı olağanüstü direnç yiğitlik ve iyilik yolunda savaş için güzel bir örnektir. Kaldı ki Hz. Ali sadeceorada değil, diğer yerlerde de en önde savaşmış ve zaman zaman yaralanmıştır. SadeceUhud savaşında 16 yerinden yaralanmış fakat gerek Hendek ve gerekse diğer savaşlarda görüldiği gibi en öndesavaşmaktan geri durmamıştır.

Hayberkapısında Merhab adlı bir Yahudi savaşçıyı yenip onlarca insanınzor oynattığı kale kapısını sökünce, orada bulunan bir asker Hz. Ali’yekimliğini sorunca ulu zat: Ben Ebu Taliboğlu Ali’yim, sizin Tevrat’ta ismim “İlya”dır”, der. Yahudi asker derhalorada secdeye kapanıp iman eder

Kuran-ı Kerim de Hayber’i fetih olayı şöyleanlatlıır:Onlar, husunlarının (Kalelerinin) kendilerini Allah’tan koruyacağını zannetmişlerdi. Halbuki Allah, onlara hesaba katmadıkları yerden gelince kalplerine korku saldı. Kendi evlerini kendi elleriyle yıkmaya başladılar, müminlerde aynı tahribatı yaptılar. İbret alın ey basiret sahipleri. (Haşr: 2-3)

ŞairKumru”…Hayber Kalesi’ni yıkmak senin için zor bir iş değil, senin saçının her bir teli isterse bin tane Hayber kalesi yıkar ya Ali.Eğer Cebrail kanadını yeryüzüne açmasa idi,Merciyik savaşında senin kılıcın ile dünya bölünüp parçalanacaktı. Senin kılıcından çıkan kıvılcım eğer şimşek olsaydı, İslam düşmanlarınıyakıp kavurur, evlerini harap ederdi…” diyerek Hz. Ali’nin yiğitliğiniövmüştür:

Hz. Ali tüm yaşamı boyuncabildiklerini halk ile paylaşan,halka hizmet etmeyi ibadet olarak gören ve hizmeti paylaştıran bir zattır. Onun için Hz. MuhammedHadislerinde “Ali benim bilgiminkapısıdır. Tebliğe memur olarak gönderdiğim şeyleri benden sonra ümmetime bildiren, açıklayan kişidir. O’nudinleyin. O’na baş kaldırmak nifaktır” diyerek insanların yüzlerini Hz. Ali’yedönmelerini ister.

Onun ençok önem verdiği şey bilimdir. İnsana hizmetin en doğru yolunun Alimlerindüzeyli bilgilerini halka sunma ve onlara kullandrmaya yöneliktir.

Hz. Alihaksızlıklara karşı son derecehassastır. Onun “Adalet için en büyüktalihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir.” sözleri kendisinin adaletkonusunda ne kadar kapsamlıdüşündüğünün bir ifadesidir. Tümyaşamı boyunca adaletten sapmamış ve yaşamı ile de buna örnek olmuş bir büyük Veliullahtır. Bu konuda o kadar netkonuşmuştur ki “Adalet ve eşitliğigözetme, siyasetlerin en iyisidir.” Diyecek kadar adaleti gözetir vehaksızlıklardan kaçınır.

Adaletlidavranmayı yayınladıkları genelgelerde de sürekli vurgulayan Hz. Ali,yöneticilere yönelik “Adalet, halkındirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir.” Sözleri ileadaletli davranmayı sürekli teşvik etmiştir.

Hz. Ali son derece sabırlıydı, bu sabrı herkesde görülemeyecek kadar fazlaydı. Bu konuda“Kendini güçlükler karşısında sabretmeyealıştır, çünkü haksızlık karşısında Hakiçin sabretmek en iyi ahlâktır.” Sözleri bunu çok iyi yansıtır. Keza “..Sabrediniz, çünkü sabır îmana nispetle cesetteki baş gibidir. Başı olmayan bedenden hayır, sabır olmadıkça da imandan hayırgelmezsözlerinden de anlaşılacağıgibi sabrı imanın bir boyutu olarakyansıtır.

Hz.Muhammed’in Hakka yürümesinden sonra babası Hz. Peygamber tarafından eşi Hz. Fatıma’ya verilen Fedek hurmalığının, Halife Ömer tarafından zorla alınması,Babasının Hakka yürümesi vesile ilezaten acılı olan eşi Hz. Fatıma’nındövülerek kaburga kemiklerinin kırılması ve benzeri son derece büyükhaksızlıklara dahi sabır göstererekkatlanır.

Aslındahaksızlıklara karşı son derece hassasolan Allahın Aslanı ünvanlı, gücü vekuvveti destanlara sığmayan Hz. Ali’nin şahsına ve ailesine yapılan bu zulümlerkarşısında sessiz kalmasının nedenlerinden bir tanesi de sabrını göstermeye yöneliktir.

BirHadisinde “Benden sonra Islam kanıdökülmesin” diyen Hz. Muhamammed’in sözleri doğrultusunda bu sorunuşahsileştirmeyerek büyük bir tevazu göstermiştir. Onun “Sabır iki türlüdür. İstemediğin,hoşlanmadığın şeye sabretmek; Sevdiğin, istediğin şeye sabretmek.” Sözlerindesabrı ikiye ayırarak bunu çok güzel açıklamaktadır. “Sabır en güzel huy, ilim de en şerefli süs eşyasıdır” sözlerindeHz. Ali, Sabrı en güzel huy olarak göstermekte ve insanların karşılaştıklarıolaylar karşısında sabır göstermelerini önermektedir. Gene “Kendini güçlükler karşısında sabretmeyealıştır, çünkü haksızlık karşısında Hak için sabretmek en iyi ahlâktır”sözlerinden de anlaşıldığı gibi Hz. Ali insanlar hem zorluklar karşısında sabırlı olmayı, aynı zamanda da sabrınadaletle karşılık bulmasının doğruluk olduğunu beyan etmektedir.

Hz. Ali Insanlara sabırlıolmalarını telkin ederken, aynızamanda onların ümitsizliğedüşmemelerini, her olgunun koşullarının kendisine uygun elverişli durumagelmelerini, bununda azim ve çaba gösterilerek elde edilebileceğini göstermektedir. Onun “Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır” sözleri bunuaçıkça göstermektedir. Yaşanılan şeylerden ders çıkarılmasını, bunun yaşam içinönemli olduğunu “Her şeye ibretlebakınız. Ve gördüklerinizden ibret alınız” sözleri ile vurgulamaktadır. Yaşamın ibretlerle dolu olduğunu,yeteri kadar ibret alınacak konunun bulunduğunu, ancak insanların genelliklebundan ders çıkarmadıklarını dahiyane bir şekilde izah ederek “İbret alınacak şeyler ne çok, ibretalanlarsa ne az” sözleri ile bunu açıklamaktadır. Onun ayrıca “Çok akıllı kimseler, başkalarınınhatalarından öğrenirler ve hatayapmazlar, akıllı insanlar hatayapar ve ders çıkararak bir dahayapmazlar. Ahmak insanlar da sürekli hata yapar gene ders çıkarmazlar” sözleri yaşamdan dersçıkarma konusunda ne kadar derin bir sınıflandırmaya sahip olduğunu ortayakoyar.

Hz. Ali imkânların sosyal birbiçimde paylaşılmasından yanadır. Bu yüzden elindeki tüm imkânların /nimetlerin adil dağılımını savunur, söyler ve uygular. “Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister” sözünde görüldüğü gibidünya malını fazla tasarruf etmenin erdem olmadığını vurgular ve Kemaletin maldan daha hayırlı olduğunutelkin eder. Bu şu anlama da gelebilir. Dünya malına fazla yatırım yapmaktan ise sosyal ilişkilere vebilime, adalete yatırım yapılması anlamındadır. Yoksul ile dayanışmayı savunurken de, onun onurunu son derecegözetir. “Yoksulayardımı dilenmeden yap. Sen onu el açmak zorunda bırakırsan, verdiğin sadakaile, onun sadakadan daha değerli olan haysiyetini satmaktan kurtarırsın” sözlerinde ki büyük erdem degösteriyor ki, yoksula yardım edilirkenbaşa kakılmamasını ve karşılıksız biçimde yoksul onuru gözetilerekyapılmalıdır.

Hz. Ali insanların dünyamalı için çok fazla tasarrufta bulunmasına hoş bakmaz. Kimsenin yerin altınafazla bir şey götüremiyeceğinden hareketle “Ey Âdemoğlu, ihtiyacından fazla kazandığınşeyi, başkası için biriktirmedesin” diyerek buna özellikle dikkat çeker. Cömertliğin, paylaşmacılığın çok büyükerdem olduğuna dikkat çekmek için “Kendinicömertliğe alıştır ve her ahlakın eniyisini seç; çünkü iyilik alışkanlıkhaline gelir.” Veya “Dünyada yoksulu doyurmak kadar büyük iyilik yoktur. Bunu yapanlar,âhirette mutlaka mükafatını bulur” sözleri ile insanları elindeki nimetleri, olanakları başkaları ileyaplaşmayı önerir. Tabii eldeki olanak veya nimetleri sadece dünya malı ile desınıflandırmez.

Onun gözünde bilgi de birservettir ve bunu defalarca belirtmiştir.Onun için bilginin de paylaşılmasından yanadır ve bunu “Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar çirkindir” sözleriile açıklamıştır. Ayrıca nimetlerinve olanakların paylaşılması konusunda da dikkatli olmakta ve son derece temkinli önerilerde bulunmaktadır. “Bilgiyi ehli olmayana veren, o bilgiyezulmetmiştir” sözleri buna çok önemli örnektir.

Hz. Ali son derece büyük bir alim, saygın ve dinlenilir kişiolmasına ve bir ara Halife olmasınarağmen son derece mütevazidir. Alçakgönüllüdür. Tevazusahibidir. Özünü fakir gören ŞahıMerdan’dır. Bu tevazuluğunda“Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar” diyerekalimlerin dahi çok fazla konuşmamalarını, az ve öz, ayrıca yerine görekonuşmalarını önerir. Alçakgönüllüğün bir erdem olduğuna dair söylediği “Alçak gönüllülük, ilimin meyvesidir” sözlerialimlerin dahi bu konuda tevazu göstermelerini talep etmeye yöneliktir. Onun “Alçak gönüllülük, en büyük şereftir” sözleriile kişinin özünü fakir görmesine yönelik ciddi bir göstergedir.

Hz.Ali’nin “Bilmediğin şey hakkındakonuşmayı ve üzerine düşmediği halde söz söylemeyi terk et” sözleriinsanları alçakgönüllüğe ve tavazuya davet eden beyanlarıdır.

Şahı Merdan Ali’nin özünü fakir görme konusunda son derece belirgindir. “Bin kapıdan, yüz bin kaleden içerigirebilirsin de küçücük bir gönülden içeri giremezsin” sözlerinden anlaşılacağıgibi gönül yapmanın, özünü fakirgörmenin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu vurgular. Ayrıca bunu sağlarken adaletten vaz geçilmemesini de özelliklevurgular. Onun “Bin defa mazlum olsan dabir defa zalim olma” sözleri bunu bir ön koşul olarak gösterir.

Hz. Ali için söylenen Şahı Merdan, mertlerin, doğruların Şahı anlamına gelir. O Tarikat kapısında Mürşüt olan Hz. Muhammed’densonra ki en önemli kapının eridir. Orada ki yeri ve makamı Pir’lik makamıdır. O Pir’lerinPiri, Şah’ların Şahı’dır.

Hz. Ali, Peygamberin bir çok Hadisinde ve Gadirhum da yerine vekil tayin ettiği Halife’dir. Tarikatta ona erkânı ve ilkelerini gözeten de denir.O Ulu zat Hz. Muhammed ile defalarcaCem’e girmiş Can ile Canan, bütünleşenolmuştur.

Marifet kapısının makamları

1. Edepli (EDEB) olmak,

2. Bencillik, kin vegarezden uzak olmak,

3. Perhizkarlık,

4. Sabır ve kanaat,

5. Haya (Utanma),

6. Cömertlik,

7. İlim,

8. Hoşgörü,

9. Özünü bilmek ve

10. Ariflik.

>

Marifet Kapısı, kişinin Tarikat kapısında öğrendikleri ve ulaştıkları ile duyguve ilimde en üst düzeye ulaşmak. Ve Tanrısalsırlara erişmektir. Bildiklerini özümseyerek bunu Tanrının sunduğu verilerle derleyip yorumlama ve sunabilmektir. Basit bir dille ve anlatmak gerekirseörneğin Tornacık Mesleğini başarıile öğrenen bir ustanın hünerleriniortaya koyarak sanatını sergilemesidir. Demiri ateşte döverek ondan tabak, kaşık yapmaktır.

>

Marifet Kapısında Evliyalar Şahı Hz. Ali

Hz. Ali, 18 bin Alemi var eden nura gösterdiği tam rızâdan olayıda ona “Mürteza” adı da verilmiştir.

Hz. Muhammed, 23 Şubat 632 tarihinde Veda Hutbesinde 100 bin civarına ulaşan Ashaba dönerek şöyle demiştir. Ey Ümmetim,Size 2 emanet bırakıyorum. 1- Allahın kelamı Kuran-ı Kerim, 2- Ehl-i Beyt’i. “Kuran ve Ehl-i Beytipine sım sıkı sarılın. Kevser Havuzunda her iki emanet bir birinden ayrılmadan bana ulaşacaktır. Ehl-i Beyt’im, Nuh’un gemisi gibidir. Gemiye binenler kurtuldular, binmeyenler helak oldular”. (Ehl-iBeyt, Hz. Muhammed’in ailesi demektir ve 1-Hz. Muhammed, 2- Hz. Ali, 3- Hz. Fatma, 4- Hz. Hasan ve 5- Hz. Hüseyin olmaküzere toplam 5 kişidirler. (13)

Hz. Muhammed bu vasiyetielbette sadece akrabası olduğu için yapmamıştır. Bu vasiyetAllahın emridir.

Maide Sûresi’nin 55. ayeti olan ve “VelâyetAyeti” diye adlandırılan, “Sizinveliniz, yalnız Allah, O’nunPeygamberi ve iman eden, ibadet eden ve rükû halinde zekât verenlerdir.”Ayette kast edilen Evliyalar Şahı Hz. Ali’dir.

Hz. Muhammed dönemi Evliyaları ve İslam dini uğruna canlarını feda etmekten çekinmeyeninanan ulu zatlar varken inen şu sure bir anlam ifade edebilir. “(Ey Peygamber!) Sen ancak bir uyarıcısın ve her topluluk için bir hidayet önderi vardır.” (Ra’d:7). Hz. Muhammed bu ayeti kast ederek “Hidayetönderi sensin ya Ali! Benden sonrahidayet arayanlar seninle hidayeti bulacaklar”buyurmuşlardır.

Keza “Acaba Rabbinden apaçık bir delile sahip bulunan, onuyine ondan bir şahit izleyen (...) kimsemi (yalanlanacak)?” (Hûd: 17) içinde, Ayette zikredilen “Rabbinden apaçıkbir delile sahip bulunan” kimse Ulu Peygamber, “onu izleyen şahit” ise Hz.Ali’dir.

İman edenler ve iyi işlerde bulunanlarsa, işte onlardır yaratılmışların enhayırlıları.” (Beyyine: 7) nailolduğunda Hz. Peygamber, Hz. Ali’yedönerek şöyle buyururlar “Ya Ali! Ayettesözü edilen kişiler, sen ve seni sevenlerdir (yolundan gidenlerdir).”

Kuranı Kerim de Hz. Aliüzerine inen çok sayıda ayetlervardır. Bu vesile ile Hz. İmam Murteza’ya ilgileri, onun içinsöylediği “Ali’nin eti benim etimdir. Ali’nin canı benim canımdır. Ali’nin kanı benim kanımdır. Her kim ki Ali’yi severse, beni sever, Beniseven de Allahı sever. Her kim ki Ali’yedüşman olur, bana da düşman olur, Banadüşman olan Allaha da düşman olur. Ali’nin dostluğunu kazanan benimdostluğumu, benim dostluğumu kazanan daAllahın dostluğunu kazanır” sözleri sadeceakrabalık bağları ile açıklanamaz.

O Ulu zat Yüce Allahın da sevgili bir kuludur. Hz. Ali’yianlatmak için okyanus kadar çokmürekkeplerin dahi yazmaya yetmeyeceği erdemleri, Hz. Muhammed’in onu metheden sayısız Hadisleri vardır.

Bu Hadislerin birinde Hz. Muhammed şöyle buyururlar. “Ali dinin direğidir”

Hz. Ali’nin uğruna canlarınıseve seve verenler, onun eşiğine yüz sürmek için bir birlerini adeta ezenler,kabri olduğuna inanılan Necef’tesırf bu aşk için gönüllü turapolanların hikmetlerinde aradığı Ali tüm EvliyalarınŞahı oluşudur. Tüm EvliyalarHz. Ali’nin aşkı ile tutuşur ona sevgi ve bağlılıklarını söz ve şiirlerindebüyük bir coşku ile aktarırlar. Tüm Erenlerin, Babaların, Dedelerin, Dedebabaların, Alp Erenlerinin Evliyalar Şahı diye bahsettikleri ve “onu anmak ibadettir” dedikleri,tüm dualarında adı geçen Hz. Ali, son derece huyu güzel bir zattır.

Adına “Adı güzel, kendi güzel” denilerek deyişler okunan, mersiyelerdizilen Hz. Ali, edebi ciddiyetleönemseyen bir Evliyadır. “Akil kişi,kemâl taleb eder” sözünde gördüğümüz gibi Hz. Ali Kemalete önem vermektedir.“Başkasında gördüğün fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondankaçın” diyerek insanlara bunu başka bir şekilde daha aktarmaktadır. “Cehalet ve gaflet alimin kalbinde olmaz.Fakat alimler, zengin cahillerin karşısında, ancak ilim sayesinde yükselirler”beyanları ile veAyıbın enbüyüğü, ona benzer bir ayıp sende devarken, başkasını ayıplamandır” diyerek insanları iyi huylu olmaya ve edepliolmaya davet etmektedir.

Hz. Ali insanları Bencillik, kin vegarezden uzak tutmak için son derece anlamlı sözler buyurmuşlardır.“Affetmekten utanmayın. Cezalandırmadaacele etmeyin. Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemenöfkelenip kendinizi kaybetmeyiniz” sözlerinden de anlaşılacağı gibi bualışkanlıklardan caydırmaya davet eder. “Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkını verebilmek,her halde Allah’u Teâlâ’yıhatırlayabilmek, kardeşine bol bolikramda bulunabilmektir” diyerek insanların hoş olmayan alışkanlıklarından caymaları hakkında yol gösterir.Burada nefsin kontrol altına alınması, başka bir deyim ile nefse perhiz uygulamayı önerir. Onun “Cenabı Hak, Kibir edenleri bayağı ve aşağılık kılar” deyimlerinefsine gem vurmaya yönelik beyanlarıdır.“Geçimini mertce kazanmaya çalış. Nefsini alçaklıktan koru ki, fakir olsan bileşerefli kalasın” sözleri nefsini kontrol altına almaya yönelikörneklerdir.

Hz. Ali yaşamında her zaman sabırgöstermiş ve kanaatkâr olmuştur. “Hayatın, karşısına çıkardığı müşkül hadiselere sabır ve tahammület. Onları, hiç kimseden bilme vehiç kimseye karşı kalbinde bir buğz veadâvet besleme; hiç kimseye hiddetve şiddet gösterme. Bu suretlehareket edersen, en büyük müşkülleri bile yenersin ve sen de “İnsân-ı kâmil” mertebesine erersin” diyerek insanlara erdemli olmanıngüzel örneklerini sunar.Bu söylemlerini gene doğruluk ve doğru bilgi ilegüçlendirir.Doğruluk en iyi yol, bilgi en iyi kılavuzdur” ve “Doğru söz söyleyenin delili kuvvetli olur” açıklamalarındangörüldüğü gibi sürekli doğruluğu ve iyiliği rehber edinilmesini salıkverir.

O Ulu zat sadece tek tekbireyleri değil, yöneticileri ve yönetici adaylarının da dikkatini çok yönlü erdemli olmalarını telkineder. Aleviliğin en temel yaşam değerleri ve güncel kavramları olan edep ve haya konusunda bakınız nelerbuyuruyorlar. “Halkın önderi olmakisteyen biri önce kendisini ıslah etmeli,daha sonra başkalarını ıslah etmeyebaşlamalı ve söz ile diğerlerine edep öğretmeden önce güzel davranışı ile onlara edepöğretmelidir” demektedir. Burada Hz. Ali insanlara öncelikli olarak yasalarla değil güzel davranışlarla örnek olunması gereketiğini anımsatmaktadır. “İnsandaki edep, onun altınından dahaiyidir” ve “İnsanların güzel edebe, altın ve gümüşten daha çok ihtiyaçları vardır” beyanlarındananlaşılacağı gibi edepli olmanın varlık olmaktan çok daha önemli ve gerekliolduğunu izah etmiştir. Gerçekten insanoğlu sadece kendi kantarına çektiği iyiamellerden vefa bulabilir. “Hacı (Hace) Bektaş Veli’nin buyurduğu EDEP (Eline, Diline ve Beline sahipolma) kavramları önce onun tarafından dile getirilmiş, aynı inancın devamı olanAnadolu Evliyaları da bu söylemiyüzyıllardır devam ettirmişlerdir.

Hz. Ali biraz da busöylemlerin öncüsü olarak EvliyalarŞahı’dır. Deyişlerde okunan GüzellerSultanıdır.

Hz. Ali efendimiz “Cömertlikalışkanlıkların en üstünüdür” derken sadece maddi bir bedeli olan malıdeğil, bilgiyi, iyi huyu, acılara ortak olmayı ve toplumu çok yönlüilgilendiren her şeyin paylaşımını esas almaktadır.Kendini cömertliğe alıştırve her ahlakın en iyisini seç;çünkü iyilik alışkanlık haline gelir” sözleri veSizler mallarınızla halkıkuşatamazsınız (onların gönüllerini hoş edemezsiniz); öyleyse açık yüzlülük ve güzel davranışınızla onları kuşatınız; çünkü ben Allah Resulününşöyle buyurduğunu duydum: “sizler,mallarınızla halkın gönüllerini hoş edemezsiniz; o halde ahlakınızla onlarıngönüllerini hoş edin” beyanları bu konuda ne kadar geniş ve çok yönlü düşündüğününen açık kanıtıdır.

Hz. Aliilim konusunda zamanının en büyük alimlerindendir. O sadece Kuran, Hadis ve din bilimi konusundadeğil, zamanın en ileri Matematikçisi,Fen bilimcisi, Tarihçisidir. Onda var olan bilginin derinliği karşısındaonu incelemeye çalışan araştırmacılar adeta bir birleri ile yarışırlar. O büyükzat mütevazi ve Kemaleti ile insanlarıgelip kendisinden ihtiyaç durdukları alanlarda bilgi edinmesi için defalarcaçağrılarda bulunmuştur.

Onunderin bilgisinden sadece dostları vesevenleri değil, ona bir türlü mesafeli olan kişiler de yararlanmış ve bunu dakendileri gene açıkça ifade etmişlerdir. Hz. Ali bir mübarek sözünde “Hz. Peygamber’den duyduğum hiçbir şeyiunutmadım” diyerek açıklamışlardır.

Ayrıca “Allah’a yemin olsunki, inen bütün ayetlerin nehakkında, nerede ve kimin hakkında nazil olduğunu biliyorum. Allah bana düşünen, sorgulayan bir kalp ve açıkbir dil vermiştir” ve “Allah’ın Resulü bana her birisinden bin kapı açılantam bin ilim kapısı öğretti” sözleri ile de beyan etmektedirler. O ulu zat birçok defalar “Sorun bana bilmediğinizkonuları” anlamında yaptığı çağrılar ile bilgisinden insanlarıyararlandırmaya çalışmışlardır.

Hutbelerinde ve yayınladıkları genelgelerde,Valilere yazdığı mektuplardananlaşıldığı gibi o bilgi donanımı bakımından gerçek bir dehadır. Onun en büyük özelliklerinden biri de bilgiyi insanlarınyararına kullanmaya gösterdiği olağan üstü çabasıdır. “İlim bütün iyiliklerin anahtarıdır.” Sözleri bunu çok açık ifadeetmektedir.

İlme yaptığı vurgulardaalimi sürekli gözeten, kollayan ve bilgiye yatırımı teşvik eden özelliklerigörülür. “İlim maldan hayırlıdır:İlim seni korur, malı sen korursun. Mal vermekle azalır, ilim öğretmekle artar. İlimhakimdir, mal ise mahkum. İlim sahibi cömertolur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun hakimidir. İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun gıdasıdır, malise cesedin gıdasıdır. Mal uzun zaman sürecinde tükenir, ilim uzun zamansürecinde tükenmez ve eksilmez. İlim kalbi aydınlatır, mal ise kalbikatılaştırır. İlim peygamberlerinmirasıdır, mal ise eşkıyalarınmirasıdır” sözleri ile insanları dünya malı yerine bilgiye yatırım yapmaları ve bunu insanların yararına kullanmalarıkonusunda sürekli çağrıda bulunur.

“İlimden başka her şey azaldıkça değeri yükselir.İlim ise çoğaldıkça değeri yükselir” tespitleri de gene onun deyimleridir.

Hz. Ali son derece hoşgürülür. Bunu güncel yaşamınasürekli uyarlıyan, insanları da buna davet eden bir kişiliktir. “Gerçek karşısında öfkelenmek ayıptır”“Güler yüz göstermek, cömertlik yerine geçer” beyanları ile insanlarıhoşgörülü olmaya, tevazu göstermeye, mütezavi olmaya davet eder. Hoşgörüşündensadece yol ve inanç konusunda taviz vermez ve diğer insanları buna riayetetmeye davet eder “Yol cümleden uludur”beyanları bunu açık şekilde izah eder. “HizmetçinizAllah’a itaat etmezse onu cezalandırınız, ama eğer size itaat etmezse onubağışlayabilirsiniz” açıklamalarında görüldüğü üzere sadece yol konusundatavizkâr değildir.

Hz. Ali özünü bilen ve bunariayet edendir. “Haddinibilen kimse, hakaret görmez” açıklamaları ile insanları özünübilmeleri, haddi olmayan konularda süküt göstermelerini, bilmedikleri konulardakonuşmamaları, gerekli olmayan yerlerde konuşmamalarını, telkin eder. “İnanan insanın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün.Gönlü her şeyden geniştir, nefsi herşeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhretedüşmandır, gamı gussası uzundur, d