2. BÖLÜM
> >
ALEVİ / BEKTAŞİYOLUNUN ÖNDERLERİ
> >
Alevi / Bektaşi yolunun baş önderi kuşkusuz Hz. Ali‘ dir. Onun soyundan gelen İmamlar, Hoca Ahmet Yesevi, Lokman Perende, HacıBektaş Veli, Abdal Musa, Balım Sultan, Şah İsmail, Pir Sultan Abdal,Karacaahmet Sultan, Şah Kulu Sultan vb. ulu kişilikler yolu sürdürmüş ve yolahizmet etmiş olan önderlerdir. Biz bu bölümde doğrudan Alevi / Bektaşi olmasada Alevi / Bektaşi yolunun oluşumuna dolaylı dolaysız katkıda bulunan Babaİlyas, Baba İshak ve Şeyh Bedrettingibi Anadolu Türkmen halkının efsanevi, tarihsel yolbaşçılarından dabahsedeceğiz.
> >
>1. >HAZRETİALİ
> >
Hazreti Ali, yolun kurucusu ve baş önderidir. Alevi/ Bektaşiler ona tarifsiz bir sevgiyle bağlıdırlar. Onu sevmek, dindir,imandır. Nitekim Hazreti Muhammed, “ Ali’yi seven beni sever, beni SevenAllah’ı sever.” Demek suretiyle Hazreti Ali sevgisinin İslam’daki yerini veönemini çok açık bir biçimde dile getirmiştir.
> >
Hazreti Ali, zulme karşı başkaldırmanın tarihselsimgelerinden biridir. O mazlumların en büyük lideridir. Kendisi de büyükhaksızlıklara uğramış, büyük acılar yaşamıştır. O, Tanrı’nın en sevgilikullarındandır. Onda üstün nitelikler vardır. Bu üstün nitelikler ona Tanrıtarafından verilmiştir. O, seçilmişlerdendir. O, Tanrının rızasını kazanmış / murtazaolanlardandır. O, evveldir. O,ahirdir. O, batındır. O, zahirdir. O, candır.O, canandır. O, dindir. O, imandır.
> >
Alevi /Bektaşiler ona duydukları tarifsiz sevgi ve bağlılığın bir yansıması olarak onuçeşitli adlarla anmaktadırlar.
> >
O,Şah – ı Merdan’dır. Yani yiğitlerin şahıdır.
O,Şah – ı Evliya’dır. Yanivelilerin şahıdır.
O,Şir – i Yezdan’dır. YaniTanrı’nın arslanıdır.
O,Nihan’dır. Yanisırdır.
O,Şah – ı Velayet’tir. Yani veliliğin şahıdır.
O,Ebu Turab’tır. Yanitoprağın babasıdır.
O,Bab’ül – İlm’ dir. Yanibilimin kapısıdır.
O,Emir’ül – Mü’minin’ dir. Yani İnananlarınönderidir.
O,Haydar’dır. Yani arslandır.
O,Vechullah’tır. YaniTanrı’nın yüzüdür, tecellisidir.
> >
> >
> >
HAZRETİ ALİ’NİN SOYU ve ONADUYULAN EŞSİZ SEVGİNİN KAYNAĞI
> >
> >
Yiğitlerin Şahı olan Hazreti Ali, 598 yılındaMekke’de doğmuştur. Ölüm tarihi ise 661’dir. Kureyş kabilesine mensuptur.Babası Ebu Talib, annesi Fatıma’dır. Hazreti Ali, peygamberimiz HazretiMuhammed’in amcaoğludur. Kızı Fatıma ile evlenerek damadı olmuştur. Buevlilikten Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin dünyaya gelmiştir. Hazreti Fatıma,Hazreti Ali, Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin, Hazreti Muhammed’inehlibeytidir.
> >
Hazreti Ali, İslam’ın kuruluş döneminde HazretiMuhammed’in yanında olmuş, yiğitliği ve yürekliliği ile onu korumuştur. HazretiAli, İslam’ı kabul eden ilk erkektir. Çocuk yaşta İslam dinine girerek hiçgünah işlemeden, putperest bir geçmişe sahip olmadan Allah’ın dinine hizmetetmiştir. Bu özellik onu öbür sahaben / peygamberin arkadaşlarından ayıranönemli bir unsurdur. Hazreti Ali, Hazreti Muhammed için ölümü göze almış,Mekke’den Medine’ye göç sırasında yatağına yatarak peygamberin düşmanlarınakarşı kalkan olmuştur.
> >
Hazreti Ali, halife Osman’ın ardından dört yıl dokuzay süreyle halifelik yapmıştır. Bilindiği gibi Hazreti Muhammed’in ölümünüardından İslam toplumu arasında halife seçimi noktasında anlaşmazlıklaryaşanmıştır. Bu anlaşmazlıkların İslam öncesi döneme kadar uzanan nedenleribulunmakla birlikte, temel ayrılık Hazreti Muhammed’in hastalığı sırasındavefatından kısa bir süre önce Müslümanlar için bir vasiyet yazma isteğininbaşta Ömer olmak üzere sahabeden kimilerince engellendiği, oysa peygamberin HazretiAli’yi yerine halife tayin etmek istediği yolundaki iddialara dayanmaktadır.Alevi ve Şiilere göre; zaten Hazreti Muhammed, Gadirhum’daki söyleviyle HazretiAli’yi vasi tayin etmiştir. Ancak; Ebubekir, Ömer, Osman vd. kişilercepeygamberin bu isteği göz ardı edilmiştir. Hazreti Ali, peygamberin cenazeişleriyle uğraşırken, Ömer’in etkisiyle Ebubekir halife seçilmiştir.
> >
Hazreti Ali, ancak Osman’ın öldürülmesinin ardındanhalife olabilmiş ve hilafeti dört yıl dokuz ay kadar sürmüştür. Emevilerinbütün yıkıcı muhalefetine karşın Hazreti Ali hilafeti sırasında İslami ilkelereuygun, adil bir yönetim sergilemiş ve İslam toplumunun büyük sevgisinikazanmıştır. İslam toplumunda ilk bilimsel çalışmalar onun dönemindebaşlamıştır. Bu amaçla Hazreti Ali’nin bir bilim bakanlığı kurduğubelirtilmektedir. ( 1)
> >
Türklerin Hazreti Ali’ye büyük bir sevgi duyduklarımalumdur. Bu sevginin oluşumundaki etkenlerden biri olarak da Onun halifeliğidöneminde İslam ordularının Türkistan’daki harekatını durdurmuş, hatta Horasan’ıtahliye etmiş olması gösterilmektedir. (2)
> >
Hazreti Ali’nin döneminde yeni hukuki düzenlemelerinyapıldığı, el kesme cezasının Hazreti Ali tarafından yasaklandığı dabelirtilmektedir. (3)
> >
Ali sözcüğünün anlamı “ yüce” dir. Adınınanlamındaki yücelik onun özel olduğunun da göstergelerinden biridir. Ondakiyücelik Tanrı’dandır. Nitekim Alevi / Bektaşiler, Onda İlahi / Tanrısalözellikler olduğuna inanırlar. Bu inanış, Alevi karşıtları tarafından HazretiAli’nin Tanrılaştırıldığı ve putlaştırıldığı suçlamasına zemin teşkil etmiştir.Oysa bu suçlama yersizdir. Çünkü Alevi / Bektaşi inanışının omurgasınıoluşturan “ vahdet – i vücud “ anlayışı ve Tanrı’nın insanda tecelli ettiğidüşüncesi, bu inanışın yani Hazreti Ali’nin Tanrısallığı inancının temelini oluşturmaktadır.İnsan Tanrı’dan bir parçadır. Nitekim Tanrı, “ Biz insana ruhumuzdanüfledik.” Buyurmaktadır. Hazreti Ali’deki Tanrısallık da böyleanlaşılmalıdır.
> >
Aleviler, Hazreti Ali ve Hazreti Muhammed’in yolkardeşi / Musahip / anda / yoldaş olduğuna inanırlar. Nitekim Buyruk’ta budurum açıklanmaktadır. Dolayısıyla bu inanışın kaynağı da Buyruk’tur. Bilindiğigibi Buyruk, Alevi / Bektaşi yolunun temel kaynaklarındandır.
> >
HazretiMuhammed’in Hazreti Ali için söylediği kimi sözler onların yol kardeşi olduğunuortaya koymaktadır. Peygamberimiz Hazreti Ali için şöyle buyurmaktadır:
> >
“Sen bendensin, ben sendenim.”
“Ali ve ben aynı ağaçtanız. “
“Ali’ye eza eden bana eza eder. “
“Bir kimse Ali’yi severse beni sevmiş olur ve Ali’ye buğz ederse bana buğz etmişolur.”
> >
Alevi / Bektaşi ozanları şiirlerinde Ali sevgisinien yüksek edebi güzelliklerle işlemişlerdir. Bektaşi ozan Muhittin bir şiirindeHazreti Ali’yi şöyle anlatmaktadır:
> >
“Dinle imdi bu sözümü,
Delilve burhandır Ali.
Geleşiğe sür yüzünü,
Kıble– i imandır Ali.
> >
Hakikattir,marifettir,
Tarikattir,şeriattir,
Nübüvvettir,velayettir,
Küllideyeksandır Ali. “
> >
Hazreti Ali’ deki Tanrısal nitelikleri, PirSultan Abdal, Yunus Emre’yi anımsatır bir biçimde şöyle dile getirmektedir:
> >
“Yer yoğiken, gök yoğiken var olan,
Arşyüzünde kandildeki nur olan,
Gahimerkez olup, gahi yer olan,
Ali’dirki, şah – ı Merdan Ali’dir. “
> >
Büyük veli ve büyük Türkmen ozanı Pir Sultan Abdalbir başka nefesinde ise şöyle demektedir:
> >
“Bu dünyanın evvelini sorarsan,
Allahbir, Muhammed Ali’dir, Ali.
Senbu yolun sahibini ararsan,
Allahbir, Muhammed Ali’dir, Ali. “
> >
Kızılbaş Safevi Türkmen Devleti ‘nin kurucusubüyük ozan Şah İsmail Hatai ise Hazreti Ali ve Hazreti Muhammed’e olansevgisini şöyle dile getirmektedir:
> >
“Daim fikrimde zikrin, ya Muhammed , Ya Ali.
Gönlümünevinde şükrün, ya Muhammed, ya Ali.
Tanıyamaz kendi özün seni yakınbilmeyen
Alemin ayinesisin, ya Muhammedya Ali.”
> >
HazretiAli’ye duyulan sevgi ve bağlılık, Alevi / Bektaşi yolunun özüdür, temelidir. HazretiAli ile birlikte onun çocukları olan Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin’e debüyük bir sevgi beslenmektedir. Ancak Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin konusunageçmeden önce Hazreti Ali ile ilgili bir tartışmaya değinmek istiyorum.
> >
> >
ALEVİLERİN ALİ’Sİ AHİSTORİK Mİ ?
> >
> >
Aleviliküzerine yazı yazan, fikir üreten kimi çevreler ve kimi bağnaz Sünni ve Şiiaraştırmacılar tarafından sıkça gündeme getirilen konulardan biri de Alevilerininancının odağında yer alan Hazreti Ali’nin İslam tarihindeki “ dördüncü halife”, Hazreti Muhammed’in kuzeni ve damadı olan Ali olmadığı; tarihteki gerçek Ali’de olmayan özelliklere sahip olduğu, dolayısıyla ahistorik / tarih dışı,üretilmiş ve menkıbesel bir kişilik olduğu yönündeki tartışmalardır.
> >
Butartışmaların iki amacı vardır: Birincisi; Alevilere; “ Hazreti Ali, Sünni veŞii müslümanlar gibi namaz kılan, Ramazan orucu tutan, Hac ibadeti yapan vb.bir İslam ulusudur, o halde siz de onun gibi olun, Sünni ve Şiiler gibi namazkılıp Ramazan Orucu tutun.” şeklinde propaganda yapıp onları asimile etmektir.Bu yaklaşımda olanlara göre, Kırklar Meclisi ve Kırklar Cemi bir uydurmadanibarettir. Dolayısıyla cem ve semah diye bir ibadet yoktur. Asıl farz olanMuharrem orucu değil, Ramazan Orucudur. Yani yüzyıllardır Alevi / Bektaşi ozanlarıtarafından anlatılan miraç ve Kırklar Cemi ve Kırklar Meclisi yalandır.Yüzyıllardır tutulan Muharrem oruçları boşunadır. O halde tüm Alevi / Bektaşiozanları, tüm dede ve babalar yalancıdır. Sadece Sünni ve Şii hadis kitaplarıve diğer Sünni ve Şii kaynaklar doğrudur.
> >
İkincisi; “Alevilik İslam dışı bir inançtır. Başlıbaşına bir dindir. Ya da Zerdüştlüğün, Yezidiliğin vb. devamıdır. AlevilerinAli’si aslında Sümer metinlerinde geçen ve ateş ruhu anlamına gelen “ Al “ veya“Alu” ya da ateşperestlerin ilahınınHarran bölgesindeki adlandırması olan “ Alla “ veya “ Al “ dır.(4) Alevilik birKürt dinidir. Kökeni mezopotamya’dır. O halde Aleviler, İslam dışı olduklarınıkabul etsinler. Kürtleşsinler. Hatta ateistleşsinler.” Diye propaganda yaparak,Alevileri kendi siyasal hedeflerine veinançsızlıklarına payanda yapmaya çalışmaktır.
> >
Birinciamaç için çalışanlar zaten yüzyıllar boyu Alevi Müslümanları ezen, katleden,onları kafir gören, zındık sayan, düşman belleyen geleneğin devamıdırlar.Bunlara göre Aleviler, Alevi gibi yaşadıkları sürece kafirdirler, zındıktırlar;Müslüman sayılabilmeleri için Sünni veya Şii olmaları gerekmektedir. Bubağnazlara kızıp “ Evet biz Müslüman değiliz demek. “ deyim yerindeyse onlarınekmeğine yağ sürmektir. Eğer İslam’ı sadece Sünnilik veya Şiilik olarak görecekolursak Aleviliği İslam dışı saymak kabil olacaktır. Ancak bu doğru değildir.Aleviliğin tarihsel arka plan anlamında gerçek İslam’a sahip çıkma ve onuyaşama egemen kılma hareketi olduğu düşünülecek olursa bu tutum Aleviliğe zararvermekten başka bir işe yaramayacaktır. Ebussuudların, İbni Kemallerin, İdris –i Bitlisilerin süreği olan bağnazlara rağmen ve onlara inat tüm Alevi / Bektaşiler müslüman ve müminolduklarını haykırmaya devam etmelidirler. Çünkü bu, hakikatin ta kendisidir. Hazreti Ali efendimizin Sünni ve Şiimüslümanlar gibi namaz kılıp kılmadığı ve Ramazan orucu tutup tutmadığınınAleviler için hiçbir önemi yoktur. Tıpkı onun Arap olmasının, Arapçakonuşmasının, entari giymesinin, kefiye takmasının, birden çok kadınlaevlenmesinin, sakallı olmasının vb. önemi olmadığı gibi. Çünkü Alevilik, Ali’yi körü körüne taklitetmek değildir. Alevilik, Sünni ve Şii müslümanların çoğunun yaptığı gibiAli’yi ve İslam’ı şekilciliğe boğmak, zahirde takılıp kalmak değildir. Onuörnek almak, ona sınırsız bir sevgiyle bağlanmak, ondan medet dilemek, Tanrınınonda tecelli ettiğine inanmak, zulme ve zalimlere karşı direnişinden güçalmaktır. Alevilerin Ali’si doğrudan doğruya historik / tarihseldir. HazretiMuhammed’in kuzeni ve damadı olan İmam Ali’dir. Ancak Alevi / Bektaşiler,tarihsel süreçte ona olan sınırsız ve eşsiz sevgilerinin bir sonucu olarakHazreti Ali’yi historik kimlik ve kişiliği ile asla çelişmeyecek şekildeyüceltmişler, uğradıkları her zulüm ve katliam sonrası direniş kaynağı veyeniden ayağa kalkmada tükenmez bir güç menbaı olarak görmüşler, Sünni veŞiilerin silmeye çalıştıkları uluhiyetine vurgu yapmışlardır. Zaten, “ Ali’yiseven, beni sever. Beni seven Allah’ı sever. “ diyen Hazreti Muhammed onu sevmeyiAllah’ı sevmekle bir tutarak ondaki uluhiyete işaret etmiyor mu ?
> >
“Ali, camiye gitti, namazkıldı, Ramazan Orucu tuttu. Eğer onu seviyorsanız siz de namaz kılın, Ramazanorucu tutun.”, diye baskı yapan zalimlere Pir Sultan’ın verdiği yanıtı yineleyelim:
> >
“Alınmış abdestim aldırırlarsa,
Kılınmış namazım kıldırırlarsa,
Siz de Şah diyeni öldürürlerse,
Ben de bu yayladan şahagiderim.”
> >
YineAlevi / Bektaşileri Kabe’ye yönelip secde etmeye ve onu ziyarete yani Haccaçağıranlara da Yunus’un dilinden yanıt vermek gerek:
> >
“ Çalış, kazan, ye, yedir.
Bir gönül ele getir.
Yüz Kabe’den yeğrektir.
Bir gönül ziyareti.”
> >
İkinciamaç için çalışanlar, tıpkı birinci amaçta olduğu gibi Hazreti Ali’yi sadece 7.asırda yaşan Ali olarak düşünmekte ve ona ilişkin yazılan Seyyid Radıy’a ait “ Nehc’ül – Belaga “ adlı kitapta Hazreti Ali’ye atfedilen söz /hadisleri temel alarak, ona şeriatçı, cihatçı vb. yakıştırmalar yapmaktadırlar.Buradan hareketle de günümüz Alevilerinin şeriata, cihatçılığa karşı oluşunutemel alarak Ali’siz yeni bir Alevilik inşa etmeye çalışmaktadırlar. OysaHazreti Ali pek çok kez dünyaya gelmiştir. Hünkar Hacı Bektaş Veli, Şah Hatai,Pir Sultan Abdal, Ali’den başkası değildir. Dolayısıyla, Ali denildiğindesadece 7. asırda yaşayan Ali anlaşılamaz. Kaldı ki şeriatçı, cihatçı oluşu daonların anladığı anlamda değildir.
> >
İkinciamaç için çalışanlara verilecek yanıt da şudur:
> >
Biz Allah’a kul, Muhammed’eümmet, Ali’ye talip olanlarız. Ya siz kimsiniz ? Zerdüşti mi ? Yezidi mi ?Yoksa ateist mi? Ya da din düşmanı mı ? Yahut Kürtçü, bölücü mü ? Türklük vemüslümanlık kimliğinden rahatsızlık duyan bir soy özürlü mü ?
> >
(Aleviliği İslam dışı göstermeçalışmalarındaki amaçlardan biri de eski Türk inançları ve kimi kültler veinançlar ile olan bağını temel alarak onu İslam dairesinin dışına taşımaktır.Bu bağlamda dikkat çekici analizlerden biri de Nejat Birdoğan’a aittir:
> >
“ … Tanrısal köklerinebakıldığında, yani Alevi tapınmalarında ve inanmalarındaki ritüellerinebakıldığında, hiçbir özelliklerinin İslam dairesinden gelmediğinigörüyoruz…cemlerdeki müzik, şiir ve semahın İslam kaynaklarında reddedildiğinibilmekteyiz. Ruh göçü, tanrının insanda tecelli etmesi, halka namazı, Kıbleyedeğil insana secde vb.davranmalar da bizi İslam dairesinin dışına taşımaktadır.Ehl- i Beyt yandaşlığı ise Şah İsmail Hatayi’den sonra, yani 16. yy.başlarından sonra bir takıyye, yani kimlik saklama… çabasından ilerigelmektedir.” (Aktaran: Burhan Oğuz, Türk Halk Düşüncesi ve Hareketlerininİdeolojik Kökenleri, 3. cilt, s. 24 )
> >
Bu konuya daha sonra tekrar vedaha ayrıntılı bir biçimde değineceğiz. Ancak şimdilik şu kadarıyla yetinelim.Arapların yaşadığı biçimiyle ( ortodoks İslam ) İslam dini tam anlamda özgünbir din midir ki , Türklerin İslam’ı yaşayış biçimlerinden olan Aleviliktümüyle özgün olsun ? İslam’da, Araptoplumunun İslam öncesi gelenekleri, inançları ve diğer kültürel birikimi yokmudur ? Elbette ki vardır. Arap / Emevi / Abbasi İslam’ı ya da diğer birifadeyle ortodoks İslam, Hazreti Muhammed’in tanrıdan aldığı vahiyden ibaretolmayıp Tanrısal vahiy ile kadim Arap kültürünün tabii bir sentezidir. Busentezin kadim Arap kültürü ile ilgili kısmını Aleviliğin Eski Türk İnançları ile ilişkisini ele alacağımız bölümde ayrıntılıbir biçimde inceleyeceğiz.)
> >
Ali’yeşeriatçı diyorsunuz. Ali’nin şeriatı her Alevinin de şeriatıdır. Alevilerinkarşı çıktığı şeriat, egemen Emevi / Abbasi İslam’ının ürettiği ve gerçekİslam’da bulunmayan bir sürü çağ dışı unsurların oluşturduğu şeriattır.Ali’nin, dolayısıyla gerçek İslam’ın şeriatı; eşitlikçilik, adalet, özgürlük,ahlak, erdem, zulme karşı çıkış, iyilikten yana olup kötülüğü önlemek,insanları sevmek, Tanrı’yı bir bilip ona itaat etmek ve ona kul olmaktır. BüyükAlevi ozanı Yunus Emre’nin dediği gibi;
> >
“ Bu,bildiğin şeriat değil,
Şeriat var şeriat içinde.
Gittiğin yol tarikat değil,
Tarikat var, tarikat içinde.”
> >
Ali’yecihatçı diyorsunuz. Hazreti Ali gerçek İslam şeriatını yaymak için; yaniahlakı, erdemi, iyiliği, sevgiyi, adaleti yaymak için mücadele etmiştir. İştegerçek cihat budur. Bu anlamda elbetteki cihatçıdır. Hazreti Ali yaşadığıdönemin koşulları ve mensup olduğu toplumun gelenekleri çerçevesindedavranmıştır. Ancak Alevi / Bektaşilere göre Hazreti Ali, sadece İslam’ın ilkyıllarında yaşayıp gitmiş bir kişi değildir. O, Bektaş Veli donunda, Şah Hataidonunda, Pir Sultan donunda tekrar gelmiştir. Her gelişinde de geldiği döneminkoşullarına göre davranıp müminlerin yol göstericisi olmuş, zulme karşıdirenişin simgesi olmaya devam etmiştir.
> >
Münkirleresözün kar etmeyeceği bellidir. İnançsızların, müminleri / Alevileri, Ali’denayırmaya güçleri yetmeyecektir. Onların Ali’ye duyulan sevgi ve bağlılığı idrakedecek güçleri de yoktur. Kişi idrak edemediği şeyleri inkar edermiş. Bunedenledir ki, onların Ali yolunu anlamlarını ve benimsemelerini beklemekboşunadır. Bu bilinç ve duyguyla sözlerimizi Kaygusuz Abdal’ın Ali sırrınıaçıkladığı bir nefesiyle bağlayalım:
> >
“Ali’ ye ismullah derler
Yüzüne secde ederler
Taş yerine koyarlar
Koyamazsın demedim mi ?
> >
Bu Kaygusuz ezeliden
Himmet almış ol veliden
Oku ilmini Ali’den
Doyamazsın demedim mi ? “
> >
> >
Şah – ı Merdan Ali’nin Sözlerinden Kesitler
> >
“ Seney İnsan, apaçık bir kitapsın. Öyle bir kitap ki, harfleriyle yüreğin okunur.”
> >
“İki şey vardır ki, sonu bulunmaz: Bilgi ve akıl. “
> >
“Bilgin ölü olsa da diridir. Cahil diri olsa da ölü. “
> >
“Sana karşı kusurlu davranan kişi bağışlamanı dilerse bağışla. Çünkü Allah’ıniyilikleri onun kötülüklerinden çokdaha büyük olacaktır. “
“Eğer yoksullaşırsan, yoksulluğunu gönül varsıllığı ile tedavi et.”
> >
“Sırrı erdemli insanlardan başkasına verme. Zira o sır yalnızca erdemliinsanlarda sır olarak kalabilir.”
> >
“Başkalarının sırrı sana emanet edilirse onlara sahip çık. Dostlarınınayıplarını görürsen, üstünü ört ve sakla. “
> >
“Yerilen aşağılık kişiler, saygınlık döşeklerine oturacak olursa biz ayağakalkarız.”
> >
“Zulme ve zalime boğun eğen kimse hem hakkından olur hem de şerefini yitirir. “
> >
“Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref bulunmaz. “
> >
“Dert ve sıkıntının şiddetine sabır göster. Zira onun da sonu gelecektir. Bil kisabır, asalet derecesidir. “
> >
“ özgür insan tarafından yapıldığında iyilik,bir Nisan yağmuru damlasının sedef kabuğunda inciye dönüşmesi gibidir.Tutsaklığı babadan devralanlar içinse yılanın ağzındaki zehir gibidir. “
> >
“Emrin altında bulunanlar için yüreğinde muhabbet, merhamet duyguları ve lutufeğilimleri besle. Sakın çaresizlerin başında, kendilerini yutmayı ganimet bilenyırtıcı bir canavar kesilme. Çünkü onlar iki sınıftır: Ya dinden kardeşin, yada yaradılıştan eştir sana…”
> >
“ Nekötüdür haram yemek; zulmün en kötüsüyse zayıfa zulmetmek…”
> >
“Sana sert davranana karşı yumuşak ol. Belki o da yumuşar. Düşmanına üstünlüklemuamele et ve onu bağışla. “
> >
“Konuğuna gücün yettiğince ikramda bulun. Öyle ki, ona saygıdan seni mirasçısaysınlar. “
> >
“İki tür insan vardır: Bilen ve dinleyen. Diğerleri işe yaramaz çökeltilerdir. “
> >
“Bilim insanın güzelliğidir. Onu kazanmak için gayret göster. Onu kazan ki,kahrıyla yaşayan bir insan olma. “
>2. >HAZRETİ HASAN VE HÜSEYİN
> >
> >
İslamtarihinin en önemli olaylarından olan hilafet ve imamet meselesinin haklı vefakat mazlum tarafını teşkil eden ehlibeytin önde gelen kişileri olarak HazretiHasan ve Hazreti Hüseyin, Alevi / Bektaşi yolunun önderlerindendir. HazretiHasan ve Hazreti Hüseyin, Hazreti Ali’nin oğulları ve Hazreti Muhammed’intorunlarıdır. İkisinin de halifeliği Emevi sülalesi tarafından engellenmiş veikisi de şehit edilmiştir.
> >
HazretiHasan, hilafet için mücadele etmiş fakat başarılı olamamıştır. Muaviye, çeşitlihilelerle Hazreti Hasan’ı engellemiş ve yaşamını yitirmesi için uğraşmıştır.
> >
HazretiHasan, karısı tarafından zehirlenerek öldürülmüştür. Muaviye, Hazreti Hasan’ınkarısı Cude’yi oğlu Yezid’le evlilik vaadiyle kandırmış, kiralık adamıMervan’ın suç ortaklığı ile Hazreti Hasan’ı zehirletmiştir. ( 5 )
> >
Hazreti Hüseyin’e gelince…
> >
İmamHüseyin, Hicretin üçüncü, başka bir rivayete göre ise dördüncü yılı Şabanayının 3. günü Medine’de doğmuştur. Yine rivayete göre altı aylık doğmasınakarşın yaşamıştır. İslam inancına göre Hazreti Hüseyin dışında altı aylık olupda yaşayan tek kişi Hazreti İsa’dır. ( 6 )
> >
Muaviye’ninölümünün ardından onun isteği üzerine yerine Yezid geçmek istedi. Fakat HazretiHüseyin buna karşı çıktı. Onun şöyle dediği rivayet edilmektedir:
> >
“ Şudünyanın gidişatına bak ey Velid, haksızlık da ağaçlar gibi büyüyüp dal budaksalar oldu. Muaviye zaten halifeliği binbir hile ile ele geçirmişti. Bu dayetmezmiş gibi şimdi de oğlu halifeyim diye ortaya çıkıp hak iddia ediyor. “ (7 )
> >
HazretiHüseyin beraberindeki 70 – 80 kişi ile Kufe’ye doğru yola çıkar. Kufe halkıhalife olarak ona biat etmiştir. Ne var ki Yezid ondan önce davranıp şehrekendine yandaş bir vali atamış ve bu vali bir ordu hazırlayarak HazretiHüseyin’in şehre girişini engellemiştir. Kufe valisi İbni Ziyad, HazretiHüseyin ve arkadaşlarının teslim olmasını ve Yezid’e biat etmesini istemiştir.Hazreti Hüseyin bunu reddetmiş ve beraberindekilerle Kerbela denilen yerdegünlerce susuz bırakılmış, ardından başı kesilerek şehit edilmiştir.
> >
Hazreti Hüseyin ve yanındakilerbu davranışlarıyla canları pahasına zulme ve haksızlığa boyun eğmediklerinigöstermişler ve tarihin en şerefli, en asil ve en kahramanca duruşlarındanbirini sergilemişlerdir. İmam Hüseyin ve yanındakiler, zulme ve haksızlığakarşı çağlar boyu direnen mazlumların ölümsüz simgeleri olmuşlardır. Onlarındirenişi değişik ad ve şekillerde halen sürmektedir. İmam Hüseyin,adaletsizliğe, haksızlığa ve zulme karşı yükselen bir direniş bayrağıdır. O, bütünmazlumların güç ve inanç kaynağıdır.
> >
İmamHüseyin şehit edildiğinde tarih, Hicretin 61. yılı, Muharrem ayının onuncugünü, ikindi vaktini gösteriyordu. Şehit olduğunda 56 yaşındaydı. Bu olaydansonra Yezid iki yıl saltanat sürdü. Ölümünün ardından yerine oğlu ikinciMuaviye geçti. Ancak o, hilafetinin kırkıncı günü şöyle bir konuşma yaparakhilafetten çekildi:
> >
“ Ey nas ! Biliniz ki ben, buzulmün devamına tahammül edemem. Hilafet makamı Ali’ye ve evladına ait birmakamdır. Ben bu hakkı gasbetmekten Allah’a sığınırım. Kendimi bu makamdan gerialıyorum.” ( 8 )
> >
İkinciMuaviye’nin annesi ile birleşen Mervan o gece ikinci Muaviye’yi zehirletereköldürtür. Yerine de kendisini Halife ilan eder.
> >
Alevi / Bektaşi yolunun diğer İmamlarınınadları ise şöyledir:
> >
İmamZeynelabidin,
İmam Muhammed Bakır,
İmam Cafer Sadık,
İmam Musa Kazım,
İmam Ali Rıza,
İmam Muhammed Taki,
İmam Ali Naki,
İmam Hasan Askeri,
İmam Muhammed Mehdi.
> >
> >
> >
3. HOCA AHMET YESEVİ
> >
> >
Pir– i Türkistan olarak da bilinen Hoca Ahmet Yesevi ilk Türk mutasavvıflardandır.Doğu Türkistan’ ın Seyran ( sayram ) Kasabasında doğmuştur. Annesi Ayşe Hatun, babası Şeyhİbrahim’dir.1093 – 1166 yılları arasında yaşadığı sanılan Ahmet Yesevi, Türktarihinin en önemli kişiliklerinden biridir. 12. yüzyılda Orta Asya bölgesindebüyük dinsel etkileri olmuş, Türklerin Müslümanlaşmasındaki önemli etmenlerdenbiri olarak tarihe geçmiştir. Ahmet Yesevi İlk Türk tarikatı olan Yeseviliğinkurucusudur. Yesevilik, Anadolu Aleviliğinin nüvesini oluşturur. NitekimAnadolu Aleviliğinin temel kavram ve terimlerini ilk kez Hoca Ahmet Yesevi’ninDivan – ı Hikmet ‘inde görmekteyiz. Ahmet YESEVİ Hazretleri soyca Türk’tür.Türk diline çok büyük hizmetler etmiş, din dilinin Türkçeleşmesi için çabasarfetmiştir. Ayet ve hadislerin Türkçelerini okuyarak Türkleri İslam’açağırmıştır. Yesevi Hazretleri şöyle seslenmiştir:
> >
“ Sevmiyorlar bilginler sizinTürk dilini
Erenlerden işitsen açar gönülilini
Ayet, hadis anlamı Türkçe olsaduyarlar
Anlamına erenler başlarını eğipuyarlar…”
> >
Hikmetadı verilen şiirlerinde kullandığı duru Türkçe ile Türk dilinin ve kültürününbaşyapıtlarından birini oluşturmuştur. Anadolu’yu Türkleştiren 99 bin Horasanereninin piri olan Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri, Hünkar Hacı Bektaş Veli’ nindüşünce ve inanç dünyasının da mimarlarındandır. Hacı Bektaş Veli, Hoca AhmetYesevi’nin kurduğu Yeseviliği Anadolu’ya taşımış, ona yeni bir biçim ve özvererek Anadolu Aleviliğinin / Türk Aleviliğinin oluşmasını sağlamıştır. HacıBektaş Veli, Ahmet Yesevi Hazretlerinin doğrudan öğrencisi değildir. Ancak onunöğrencisi olan Lokman perende’nin öğrencisidir.
> >
AhmetYesevi ile Hünkar Hacı Bektaş Veli, dolayısıyla Yesevilik ile Alevilik veBektaşilik arasındaki manevi bağ ve ilişki, “ Velayetname – i Hacı Bektaş Veli“ de anlatılmaktadır.
> >
AnadoluTürkmenlerinin yetiştirdiği büyük direniş ve mücadele ozanı Pir Sultan AbdalAhmet Yesevi ile Hünkar Hacı Bektaş Veli arasındaki ilişkiye bir şiirinde şöyleyer vermektedir:
> >
“ Hoca Ahmet Yesevi anınpiridir.
Velayet, dağları taşlarıyürüdür.
Hazret – i Hakk’ın bu gizlisırrıdır.
Hacı Bektaş Veli, Sultan Balımvar. “ ( 9 )
> >
> >
4. HACIBEKTAŞ VELİ
> >
> >
Anadolu’daAleviliğin en büyük piri olan Hacı Bektaş Veli Hazretleri, Nişabur’dadoğmuştur. Asıl adı Mehmet’tir. Bektaş, mahlasıdır. Net bir tarih olmamaklabirlikte hem Velayetname’ye, hem Ariflerin Menkıbeleri’ne hem de Aşık PaşaTarihi’ ne göre 1270 – 71’de ( Bu konuda başka bir görüş daha vardır. Buna göreHünkar, 1337’de dünyadan göçmüştür.) eski adı Sulucakarahöyük olan Hacı Bektaş’ta Hakk’a yürümüştür. ( 10 )
> >
> >