DOSTLARDAN ALINTILAR
Yeni Sayfa 111. Bölüm: DOSTLARDAN ALINTILAR :
Aşık Kimdir (255)
Acep gerçek Aşık kimdir dediler
Gönül çırasını yakan aşıktır
Hakkın kelamını dile al dediler
Özünde Hak nuru ince Aşıktır.
Hakkın birliğine inanıp gelen
Sevdiği canana kul olup giden
Gözleri kanlı yaş döküp de giden
İkrara bağlanmış ulu aşıktır.
Kazaya sabır ol belaya rıza
Abdal misalidir canında yara
Gönül ol Kabe’dir aynadır ona
Hakkın didarını gören aşıktır.
Vücudun şehrinde Hakkı seyreden
Hakkın rızasına uyup da giden
Dostun musibeti gönülde çeken
Haktan gelip Hakka giden aşıktır.
Yaşar maksadın ol sır-i mevladır
Aşığım yolunda hep terki candır.
Dili canı böyle dost yarasıdır
Hakkın didarını gören aşıktır. (Yaşar Yurtsever)
İMDAT ve YARDIM (256)
Öyle bir yüküm var ki gücümden ağır
Görmüyor gözlerim, kulağım sağır
Sen Ulu tanrıya yalvar da daima
Hz. Muhammed ile Hz. Ali’yi çağır.
Düşküne yardım etmek Pir İmam Ali’nin şanı
Kusurlara bakmaz ol kerem kani
Sen kurtardın Hz. Selmanı
Senden imdat olsun ya Pir’i fani
Ali’nin dergâhı yücedir yüce
Kapısı açıktır hem gündüz hem gece
Kaldır şu perdeyi hele makamın nice
Kaldır şu nikabı Cemalin nice
Cemaline kurban olsun Mustafa
Nedir bu cevr, nedir bu cefa
Al alem sürüyor zevk ile sefa
Şefaat kıl ya Muhammed, yetiş ya Murteza (Mustafa Kılıç)
TEVHİD (257)
Ezel kırklar Cem’inde
Hakk la İllahi İlallah,
Erenler meydanında
Hakk la İllahi İlallah
Eyvallah Şahım Eyvallah,
Ali Mürşüt güzel Şah,
Şahım Eyvallah Eyvallah.
El vurdular desti kefe
Dediler Can’a sefa
Yetiş Muhammed Mustafa
Hakk la İllahi İlallah
Eyvallah Şahım Eyvallah,
Ali Mürşüt güzel Şah,
Şahım Eyvallah Eyvallah.
İmam Hasan meydanında
Şah Hüseyin’in irfanında
İmam Zeynel Zindanında
Hakk la İllahi İlallah
Eyvallah Şahım Eyvallah,
Ali Mürşüt güzel Şah,
Şahım Eyvallah Eyvallah.
Muhammed Bakır’dan şakıram
İmam Cafer’den okurum
Her dem Hakk’a şükürüm
Hakk la İllahi İlallah
Eyvallah Şahım Eyvallah,
Ali Mürşüt güzel Şah,
Şahım Eyvallah Eyvallah.
Musa-i Kazım’dır Şahımız
İmam Rıza Penhanımız
Ol batında Padişahımız
Hakk la İllahi İlallah
Eyvallah Şahım Eyvallah,
Ali Mürşüt güzel Şah,
Şahım Eyvallah Eyvallah.
Muhammed Taki’nin denginde
Hasan Askeri’nin renginde
Muhammed Mehdi’nin cenginde
Hakk la İllahi İlallah
Eyvallah Şahım Eyvallah,
Ali Mürşüt güzel Şah,
Şahım Eyvallah Eyvallah.
Kalmadı İmamların döndü
Hakk muhabbetlerini gördü,
Budur Kul Veli’nin virdi
Hakk la İllahi İlallah
Eyvallah Şahım Eyvallah,
Ali Mürşüt güzel Şah,
Şahım Eyvallah Eyvallah.
CİHAN VAR OLMADAN (258)
Cihan varolmadan ketmi ademde
Hakk ile birlikte yekdaş idim ben
Yarattı bu mülkü çünkü o demde
Yaptım tasvirini Nakkaş idim ben
Anasırdan bir libasa büründüm
Nar’ü bad’ü Hakk’ü âpdan göründüm
Hayrülbeşer ile dünyaya geldim
Adem ile bile bir yaş idim ben
Ademin sulbünden Şit olup geldim
Nuh’u Nebi olup tufana girdim
Bie zaman bu mülke İbrahim oldum
Yaptım Beytullahı taş taşıdım ben
Ismail göründüm bir zaman ey can
Ishak Yakup Yusuf oldum bir zaman
Eyyub geldim çok çağırdım el’aman
Kurt yedi vücudum kanyaş idim ben
Zekeriya ile beni biçtiler
Yahya ile kanım yere saçtılar
Davut geldim çok peşime düştüler
Mührü Süleymanı çok taşıdım ben
Mübarek asayı Musa’ya verdim
Ruhülkudüs olup Meryem’e erdim
Cümle Evliyaya ben rehber oldum
Cibril-i Emin’e sağdaş idim ben
Sülb-ü pederimden Ahmed-i Muhtar
Rehnümalarından erdi Zülfikar
Cihan varolmadan Ehl-i Beyte yar
Kul iken zat ile sırdaş idim ben
Tefekkür eyledim ben kendi kendim
Mucize görmeden imana geldim
Şahimerdan ile Düldül’e bindim
Zülfikar bağladım, tığ taşıdım ben
Sekahüm hamrinden içildi şerbet
Kuruldu ayni Cem ettik muhabbet
Meydana açıldı sırrı hakikat
Aldığım esrarı çok taşıdım ben
Hidayet irişti bize Allah’tan
Biat ettik cümle Resülullahtan
Haber verdi bize seyrifillahtan
Şahımerdan ile sırdaş idim ben
Bu cihan mülkünü devredip geldim
Kırklar meydanında erkana girdim
Şahı Velayetten kemerbest oldum
Selman-ı Pak ile yoldaş idim ben
Şükür matlabımı getirdim ele
Gül oldum feryadı verdim bülbüle
Cem olduk bir yere Ehlibeyt ile
Kırklar meydanında ferraş idim ben
Ikrar verdik cümle düzüldük yola
Sırrı faşetmedik asla bir kula
Kerbala’da Imam Hüseyin’le bile
Pak ettim dameni gül taşıdım ben
Şu fena mülküne çok geldim, gittim
Yağmur olup yağdım, ot olup bittim
Urum diyarını ben irşat ettim
Horasan’dan gelen Bektaş idim ben
Gâhi nebi gâhi Veli göründüm
Gâhi uslu gâhi deli göründüm
Gâhi Ahmet gâhi Ali göründüm
Kimse bilmez sırrım kallaş idim ben
Şimdi Hamdülillah Şiri dediler
Geldim gittim zatım hiç bilmediler
Sırrımı kimseler fehm etmediler
Hep mahluk kuluna kardaş idim ben.
İstanbul Bektaşi / Tekke şairlerinden Şiri lakablı Bektaş Çelebi (Ölümü 1762)