Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

Hacı Bektaş Veli Dergahı

Bir lokmanın paylaşıldığı yer

Alevi dergahları , dünyaya ve öte dünyaya ilişkin felsefi ve sosyal tartışmaların yapıldığı , dergaha gelen canların , muhiplerin eğitildiği , yetiştirildiği birer okuldur. Dergahlar , ` insan-I kamil ` denen canların yetişmesinde birer yuvadır. Bunlardan alınan ışığın , benzer yollarla diğer canlara yansımasında adeta birer aynadırlar.

Dergahlar , toplum içinde örnek davranışları ile insanlığa yol gösterici olan , çevresinde sevilip sayılan , buyruğundan çıkılmayan , önder kabul edilen kişilerin Hakka yürümesinden sonra çoğu kez , ya yaşadıkları mekanlardan oluşur ya da kendini sevenler tarafından yapılan külliyelerdir. Dergahlar , topluma eşitlikçi , özgürlükçü bir düşünce ve yaşam tarzı oluşturan bölüşümcü halkevleridir. Orada toplumcu bir hayat sürer. Olan , olmayana hem bilgi hem ekmek dağarcığını ardına dek açar. Dergahlar , dervişlerin , dedelerin , babaların oturdukları töresel ve dinsel törenlerin yapıldığı kurumlardır. Küçük dergahlara ; tekke ya da zaviye , büyük dergahlara ve ünlü olanlara dergah ya da asitane adı verilir.
Bir zamanlar Anadolu , Rumeli ve Horasan ` da yol boyunca altı saatte bir her durakta Alevi - Bektaşi dergahı bulunur , böylece yolcular konaklayacakları inanılır ve güvenilir mekanlar bulurlarmış.

Pir evinde gelen dolu

Dergahlar ; gönülleri birlik ve kardeşlik duygusu içinde birbirine kenetlenmiş , insanların toplumsal bir anlayışla astlık - üstlük ayrımı gözetmeksizin bir arada bulundukları , tapındıkları yerlerdir. Alevi - Bektaşi yoluna kabul edilmiş törenleriyle görgü cemleri bu dergahlarda yapılır. Pirevi , Alevi - Bektaşi yolunun dinsel merkezi sayılır. Pirevinde , yolun en büyüğü olan ` Dede ` ya da ` Dedebaba ` oturur.
Hacı Bektaş Veli , bir iyilikler odağı , bütün acıların ilacıdır. Ona uzanan eller boş dönmez. O, öksüzleri , kimsesizleri , düşkünleri , çocukları korur , kan dökülmesini sevmez.
Her dergahta ` dede ` , ` dedebaba` ve ailesinin oturduğu bir bölümle dervişlerin , öbür hizmet erlerinin odaları , eğitim erlerinin odaları , eğitim yaptıkları , halvete daldıkları mekanlar , aşevi , konuk odaları , cem için meydan odası , birçok dergahta sebze , meyve bahçeleri , tarlalar vs. bulunur. ABD ` de Michigan Detroit Bektaşi dergahı , bu geleneği sürdüren canlı bir örnektir.

Hacı Bektaş kasabasında bulunan ve adına ` pirevi ` denilen dergah dışında beş büyük dergahtan da söz ediliyor. Bunlar ; Rumeli - Dimetoka`da Kızıl Deli Dergahı , Antalya - Elmalı Tekke köyünde , Abdal Musa Dergahı , İran Kerbela ` da Kerbela Dergahı , İstanbul Merdivenköy` de , Şahkulu Sultan Dergahı ` dır.
Bunlar dışında Anadolu ` nun çeşitli yörelerine yayılmış , bugüne dek her tür toplum ve doğa koşullarına direnerek yaşamlarını sürdürmeye çalışan onlarca tekke ve dergahtan bugün bile söz etmek olasıdır.

Eskişehir ` deki Seyidi Battal Gazi ve Sücaettin Veli dergahları , Isparta Senirkent - Uluğbey ` deki Veli Baba Dergahı , İzmir Kemalpaşa ` daki Hamza Baba Dergahı , İstanbul ` da kendi adı verilen mezarlıkta bulunan Karaca Ahmet Sultan Türbesi bunlardan birkaçıdır.

Birlik , kardeşlik yuvaları

Dergahlar , dergahı yaptıranın ya da orada gömülü bulunan kişinin adıyla anılır. İçinde genellikle ya dergahın kurucusunun ya da ` postnişin ` lerinin türbesi vardır.
Dergahlar ; gönülleri birlik ve kardeşlik duygusu içinde birbirine kenetlenmiş , insanların toplumsal bir anlayışla astlık - üstlük ayrımı gözetmeksizin bir arada bulundukları , tapındıkları , adeta ` türop ` oldukları yerlerdir.
Alevi - Bektaşi yoluna kabul ediliş törenleriyle görgü cemleri bu dergahlarda yapılır. Pirevi , Alevi - Bektaşi yolunun dinsel merkezi sayılır. Pirevinde yolun en büyüğü olan ` Dede ` veya ` Dedebaba ` oturur. Hacıbektaş ` taki pirevi , çarpıcı , yumuşak mimarisiyle bir siteyi andıran kendine yeterli kullanım amacıyla Anadolu ` da kurulmuş en görkemli dergahlardan biridir.

Pirevi , üç avlu ve bunların çevresinde sıralanmış birçok yapıdan oluşuyor ; aşevi , mihmanevi , kilerevi , meydanevi (cemevi ) bunlardan birkaçıdır.
Pirevine çatal kapıdan girilir. Nadar avlusu ile birinci avludan geçilip ` mihman evi ` nin bulunduğu yere varılır. ` Üçler Kapısı ` ndan girilen ve ` dergah avlusu ` denilen ikinci avluda ; aşevi , meydan evi gibi kısımlar bulunur. ` Altılar Kapısı ` nda girilip ` Hazret Avlusu ` na açılan üçüncü avluda ` Hz. Pir ` in türbesi ` , ` Kızılca Halvet odası ` ve ` Kırklar Meydanı ` bulunuyor.

İkrar törenleri , ` meydan evi ` nde yapılıyor. Tavanı , 7 kat göğü simgeleyen bir mimaride yapılan meydan evi , aynı zamanda ` cemevi ` dir. Giriş kapısına ` eşik ` denir.
Odanın ortasına ` Dar ` ya da ` Darı Mansur ` denilir.Girişin karşısında bulunan ocağa ` Hz. Fatma Makamı ` ya da ` Küre Makamı ` adı verilir. Simge olarak bir çerağ konur , ocağın iki yanına ise Hasan ve Hüseyin ` I simgeleyen 2 çerağ ( şamdan ) bulunur. Meydan evinin girişinde , sağ karşı köşede , yerden yüksekçe bir yere ` mürşit ` postu konur. Mürşit postunun sağına ` Allah Muhammed - Ali ` yi simgeleyen üç fitilli bir kandil ve diğer basamaklardan birinde de ` 12 İmam ` I simgeleyen 12 mumun konduğu bir makam vardır. Makamın önünde 12 dilimli ` teslim taşı ` durur. Makamın solunda ` rehber postu ` bulunur.
Bunu , meydan evinde , 12 imama verilen 12 postun yer aldığı makamlar tamamlar. Bu postlara pirevinde baba ve dedeler , dergahlarda baba , derviş ve muhipler otururlar. Erler ve bacılar da meydana gelince cem ayini başlar.
Meydan evindeki törende dede ya da baba ` dar ` da şu gülbağı okur.

`` Bismişah ` Allah! Allah! Özüm darda , yüzüm yerde ,
Erenlerin dar - I Mansur ` unda , er Hak divanında ,
Erenler meydanında , elimden , dilimden , vesair
azamdan her ne günah sadır oldu ise erenlerin ,
affım niyaz ederem. Bu fakirden ağrınmış
incinmiş can kardeşi varsa dile gelsin , bile gelsin.
Bende hakkı olan kardeş talep etsin.
Tarikatta boyun kesmek hatadır.
Erenler menzili teslimi rızadır.
Elimden , dilimden her ne gelirse
Elim kesmek , dilim kesmek revadır.``

Pirevindeki gelenek , bazı farklılıklara karşın tüm dergahlarda aynı doğrultuda yürür.
Hacı Bektaş Pirevi` nden ışık alan muhipler , dervişler , ermişler , dedeler , babalar Anadolu ` yuaydınlatmak için yola koyulurlar.

Halkın gönlündeki Hacı Bektaş Veli

Hacı Bektaş Veli `nin sevenleri , gönül evleri her yıl binlerce kilometre yol kat ederek , sadece Anadolu ` dan değil dünyanın dört bir yanından sel gibi ona akarlar. Gönüller pirine sevgilerini , saygılarını binbir yolla belirtmeye çalışırlar.

Kurbanlı , adaklı cemlere katılır , turnalar misali semah döner ve Pir ` in dergahında kendilerine düşen dolu bardağından nasiplenerek , bir yıl sonra buluşmak üzere niyaz edip ayrılırlar.

Onun adı , halk arasında binbir sevgi sözcüğüyle anlatılır. Sultan , Baba Sultan , Pir , Hünkar nitelemeleri , bunlardan sadece birkaçıdır. Halka göre Hacı Bektaş Veli , ulular ulusu bir kimsedir. Gövdesi gömüldüğü yerde , soluğu bütün göklerde , sıcaklığı gönüllerde , tini bütün yeryüzündedir.
Yıllardır Alevi - Bektaşi düşüncesi üstüne araştırmalar yapan İsmet Zeki Eyüboğlu , halkın gönlündeki Hacı Bektaş ` I bakın nasıl anlatıyor:
`` Anadolu ` nun gezdiğim 57 ilinde Hacı Bektaş Veli ` ye karşı büyük , içten bir sevgi gösterildiğine , O ` nun büyük bir ermiş ( veli ) olarak nitelendirildiğine tanık oldum. O ` na karşı olanların çoğu , şeriat yanlısı , bilgisiz kişilerdir. Halkın gönlünde yatan Hacı Bektaş Veli , adı eski bir geleneğin odaklaşmış simgesi gibidir.``

Anadolu insanı , Hacı Bektaş Veli ` yi kendi gönlünce biçimlendirip yaşatmayı , yazılı kaynaklara önem vermemeyi yeğliyor. Ona gereken önemi vermeden Anadolu ` da ortaya çıkan kimi yazın ürünlerini , özellikle halkbilimi alanına girenleri anlamanın zor olacağını belirten Eyüboğlu , ` Hacı Bektaş Veli ` çağlar boyunca gelişen bir halk düşüncesinin , bir halk yaratıcılığının öncüsüdür ` diyor.

Hacı Bektaş Veli ile ilgili yazıya geçmemiş bütün söylencelerin , öykülerin yaratıcısı halktır. O ` nu severek benimseyerek yaşatan halktır. Anadolu ` da halktan Hacı Bektaş Veli ` ye , Hacı Bektaş Veli ` den halka giden gizemli bir yol vardır.Anadolu insanının gönlünde Hacı Bektaş Veli , bir iyilikle odağı , bütün acıların ilacıdır. Ona uzanan eller boş dönmez. Dilekler , günün birinde bağlanan dilek ağaçlarında sır olur ve yerine gelir. Tanrı , dilekleri , bu sevgili ermişinin aracılıyla onaylar. O , öksüzleri , kimsesizleri , düşkünleri , çocukları korur , sever , onlara dokunulmasını , kan dökülmesini sevmez.

Bektaşilik konusundaki çalışmalarıyla tanınan sosyal antropolog Belkıs Temren de şu saptamalarda bulunuyor.
``Evliyaların doğum ve ölüm tarihlerinden çok , toplum üzerinde bıraktığı izler , önemli kabul edilmektedir. Bektaşilere sorulduğunda , bu tarihlerin kanıtlanmasının onlarca önemi bulunmadığını , kendilerinin de böyle bir çaba içinde olmadıklarını , zamanın sadece ` an - I tarif ` için gerektiğini , asıl olanın ` an - I daim ` olduğunu vurgularlar.
Bu nedenle Bektaşi menkibelerindeki anlatımlarda , bazen zaman dilimleri karışmış olarak görülmektedir. Burada önemli olan zaman değil , mekan vardır. Nasıl Shakespeare ` in eserlerinde mekan değil zaman varsa , Bektaşi menkibelerinde de aynı anlamda zaman yoktur , mekan vardır. `

Yaz ayları,Aleviler açısındansadece mevsim nedeniyle değil,törenlerin yoğunluğu açısından da sıcak geçiyor.
İstanbul,Ankara,İzmir ve hemen her kentteki Alevi derneklerinin düzenlediği semahlı geceler ve piknikler dışında Anadolu Aleviliğince kutsal sayılan veliler,ulular adına kurulmuş dergahlardaki "anma günleri" ne yetişmek için bile koşar adım yaşamak gerekiyor.
Örnek vermek gerekirse,İstanbul`da yaklaşık 20 Pir Sultan Abdal ve 10 Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği şubesi var,İstanbul`a göç eden Alevilerin kurdukları derneklerin sayısının 300 kadar olduğu sayılıyor.Buna cemevi yaptırma derneklerini,vakıfları,çıkan dergi ve gazetelerle yerel radyoları da eklersek,büyük bir sayı ortaya çıkıyor.İstanbul`daki Şahkulu ve Karaca Ahmet Sultan dergahında her hafta sonu adeta bir "Alevi haftası" düzenleniyor desek abartmış olmayız.Bu iki dergaha hafta sonları yaklaşık 10 bin kişi geliyor,kurbanını kesip,cemine katılıyor,sehbetlerde bulunup semah dönen canları izliyor.
Anadolu`da yapılan Alevi törenlerinin en önemlisi,Hacı Bektaş veli anısına 16-18 Ağustos`ta Hacıbektaş ilçesinde düzenlenen törenlerdir.

Bektaşileri saymazsak Aleviler asıl olarak kırsal kökenlidir.Alevilerin büyük kentlere gelişi,1950`li yıllardan itibaren hızla gelişen kırdan kente göç olgusunun sonucudur.
Büyük kentlerdeki gecekondu ve apartmanlarda cemini,semahını yaşatmakta zorlanan Aleviler,kendi kimliklerini özgürce ifade edebilmek için ellerine geçirdikleri her aracı sonuna kadar kullanmaya çalıştılar.

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git