Ziyaretçi Bilgisi

Takvim

DÜŞÜNCE

MERHABALAR DOSTLAR HERKESE SAYGILARIMLA.


DOSTLAR  ŞU ARALAR ÇOK DÜMDEME GELMEYE BAŞLADIK DOSTLAR NERDEN İCABA ETTİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYORUZ   TABİKİ MARTTAKİ SEÇİMLERE YATIRIM YAPILMAYA ÇALIŞILIYOR  AMA OLSUN YİNEDE HATIRLANMAK İYİDİR .


BİZ CANLAR GAZİ MUSTAFA KEMALİN İZİNDEN GİTMELİYİZ VE BİZE BIRAKTIĞI LAİK CUMHURİYETİ HİÇ BİR OUNA GELMEDEN  KANIMIZIN SON DAMLASINA KADAR SAVUNMALIYIZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.


SON YAPILAN ANKARADAKİ ALEVİ YÜRÜYÜŞ ÇOK HOŞUMA GİTTİ KEŞKE ORDA OLSAYDIM HEP BÖYLE OLAMLIYIZ.ORDA İÇERİMİZE GİRMEYE ÇALIŞAN SÖZDE DEMOKRATLAR TERÖRÜ AÇIK DESTEYENLER  O TOPLULUĞA SOKULMADI İŞTE BİZ BU TİP HAİNLERİ ARAMIZA ALMAMALIZ .


HER YÖNÜYLE 4*4 LÜK YÜRÜYÜŞ OLDU EMEĞİ GEÇENLERİN ELLERİNDEN  ÖPERİM.


YAŞASIN LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ


CANLAR BİRLİKTE OLDUKMU OLMAYACAK BİRŞEYYOK.


SERİN BİR TRABZONDAN  SEVGİLERİMLE.


NOT ALİ BAYIR COM A ZİYARETLERİNİ VE GÖRÜŞLERİNİZİ BEKLİYORUM.



AHMET BAYIR [22.11.2008 23:07:00]

TİYATROYA DAVET

28 Kasım 2008`de saat: 20.00 de Avcılar Barış Manço Kültür Merkezinde KERBELA isimli tiyatro oyunumuza davetlisiniz.

Cengiz Topdemir [15.11.2008 23:02:00]

OSMANLI`NIN GİZLİ TARİHİ VE KATLİAMLAR

 


 


Mine G. Kırıkkanat 11 Kasım tarihinde “Dönekler Dönmeyenleri Ezerken” diye bir yazı yazdı. Öncelikle kendisini tebrik ediyorum. Mine Hanımın alanının dışında yazdığı bu yazı ve yazısına yapılan yorumlar bizim geleceğe dair umutlarımıza umut oldu. Mine Hanım keşke öğrendiklerinin kaynağını da verseydi. Böylece onun çıkaracağı kitabı beklerken insanlar başka kitaplardan da faydalanabilirdi. Mine Hanım böyle bir bilgi vermedi saygı duyarım.


 


Mine Hanımın vermediği kaynak/kaynaklara ilişkin olarak özellikle son zamanlarda köşemde sık sık ismine yer verdiğim araştırmacı yazar ALİ HAYDAR AVCI’nın özenle araştırıp yazdığı “OSMANLI GİZLİ TARİHİNDE PİR SULTAN ABDAL VE BÜTÜN DEYİŞLERİ” isimli kitabının okunmasını tavsiye etmiştim.


 


ALİ HAYDAR AVCI bütün iddialarını belgelere –Bu belgeler genel olarak Osmanlının Mühime Defterleri, Başbakanlığın yayınladığı Osmanlı arşivleri, Tarih Kurumu, halkevleri gibi kimi kurumların yayınladığı kitaplar,  el yazmaları, kimi deyişler vs.den oluşmaktadır- dayanmaktadır.


 


Nokta Yayınlarından çıkan “OSMANLI GİZLİ TARİHİNDE PİR SULTAN ABDAL VE BÜTÜN DEYİŞLERİ” i isimli kitabın genişletilmiş 3. baskısı resim bölümü hariç 944 sayfadan oluşmakta ve kitapta Pir Sultan Abdal’a ait 527 tane deyiş yayınlanmakla birlikte 2503 dipnot bulunmaktadır.


 


“OSMANLI GİZLİ TARİHİNDE PİR SULTAN ABDAL VE BÜTÜN DEYİŞLERİ” isimli kitabın gerek verdiği bilgiler, gerek Pir Sultan Abdal ile ilgili bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı kitap olması ve gerekse tarihe karşı taraftan bakma yönüyle yazılan ilk kitap olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.


 


Bu yönüyle benim de mutlaka okunmasını tavsiye ettiğim “OSMANLI GİZLİ TARİHİNDE PİR SULTAN ABDAL VE BÜTÜN DEYİŞLERİ” isimli kitaptan küçük bir bölümü buraya aktarıyorum:


 


“Osmanlı yöneticilerinin, Alevi-Kızılbaş toplumuna karşı bir yandan kıyım-baskı-sindirme siyaseti izlerken, diğer yandan Safevilere yönelik eğilim ve göçü ısrarlı bir biçimde engellemeye çalıştıkları görül-mektedir. Bu durum bir çelişki gibi görülebilir. Oysa olayın geri planına bakıldığında bu tutumun nedeni kolayca anlamak olanaklı. Çünkü giderek artan göç dalgasının, ekilip biçilemeyen ve kır/mera haline gelen arazilerin, ekonomik yaşamda önemli sarsıntılara yol açtığı ve Osmanlı devletinin vergi gelirinde ciddi kayıplara neden olduğu döneme ilişkin belge ve kayıtlardan anlaşılmaktadır.<1>


 


     Bir de bu vergi gelirlerinin ağırlıkla dini kurumlara ve devlet hizmetinde bulunanlara ayrıldığı düşünülürse olayın boyutları ve yönetim açısından ortaya çıkan sıkıntılar daha iyi anlaşılır. Bu nedenden dolayı, bu göçlerin ne pahasına olursa olsun önlenmesi, merkezi yönetim tarafından özellikle istenmiştir. Dolayısıyla bu noktada ekonomik çıkarların belirleyici rol oynadığı görülüyor. Fakat bu arada göçün engellenmesi hedeflenirken, bir yanda da bu toplumu denetim altına alma ve kimliğinden uzaklaştırma ve dönüştürme -yani asimilasyon, eğer bu gerçekleşmezse katlederek yok etme- siyaseti de temel bir uygulama olarak sürekli gündemdeki yerini korumuştur.


 


Osmanlı kaynaklarının, “Kızıl tâcı başında sûfi adı / Müsülmân şeklidi kâfir nihâdı.../ Kızılbâş Şah İsmail idi şâh / Mudill ü râfizi bi-din ü güm-râh...”,<2> “Başa tâc aldı vü çıktı ol ferid<3> / Alem ehlin serbeser<4> itti mürid / Şimdi Rum içre müridi çok dürür / Ana meyletmez vilâyet yok dürür...”<5> biçiminde andığı Şah İsmail ve Rum/Anadolu illerindeki beklenmeyen bu kapsamlı ve giderek genişleyen derin etkinlik ve toplumu sarmalayan coşku Osmanlı yöneticilerini gerçekten büyük ölçüde şaşırtmıştır.<6>


 


Bu etkinlik karşısında şaşkınlığını gizleyemediği görülen Celâl-zâde Mustafa ise durumu, “Merhum Sultan Selim Hân padişah olmasa milk-i Rum<7> elden gitmiş idi.” şeklinde aktarmaktadır.<8> Dolayısıyla bu bağlamda Alevi-Kızılbaş toplumuna karşı kin ve düşmanlığı en üst boyuta taşıyan Yavuz Sultan Selim’in de padişah olur olmaz ilk yaptığı işlerden birinin vakanüvislerin deyimiyle “milk-i Rum’u kurtarmak ve korumak için” kırk binden fazla Aleviyi defter ettirerek öldürtmek olduğunu,<9> öldürülmeyenlerin ise en azından sürgüne gönderildiğini göz önünde tutmakta yarar var.<10> Taraflı bir duruş sergileyen Osmanlı kaynaklarında bile Alevi-Kızılbaş toplumuna yönelik bu hareket, “fartı (aşırı) gayretle fazlasıyla icra” edilmiş olabileceği, “ricat hattını korumak için dahi olsa mazur görülemeyeceği” belirtilerek “kanlı icraat” ve “korkunç bir katliam” olarak değerlendirilmektedir.<11>


 


     Dönemin önemli tanığı ve Osmanlı-Kürt işbirliğinin büyük mimarlarından vakanivüs İdrîs-i Bidlîsî tarafından ise bu katliam çarpıcı ayrıntılarla şöyle anlatılmaktadır: “O sırada<12> mücahitler sultanı<13> saltanat diyarı Edirne’de kışlakta bulunuyordu. Görüşme-lerden ve konuşmalardan sonra bu Kızılbaş taifesinin kökünü kazıma hareketlerinin öne alınması için padişahın şu hükmü yöneticiler adına gönderildi: Hiç beklemeden, her yörede Kızılbaş taifesinden kim varsa ve nerede bulunuyorsa, üç atasına dek bu Safeviye şeyhlerinin üç tabakasına inanan müritlerden iseler her hâlükârda “imanı inkârla değiştiren şüphesiz doğru yoldan sapmış olur. ayeti gereğince köklerinin kazınmasını ve tebdil ile cezalan-dırılmayı hak etmişlerdir; kaçınılmaz olarak Rum beldelerinde oturan ve yolculuk halinde bulunan bu taifenin yediden yetmişe hepsini yazsınlar ve yüce divanın naiplerine arz etsinler.


 


     Acele olarak, uyulması gereken hükümlerin dayanakları<14> ta-mamlanınca, hükümler her bir yörenin yöneticisine gönderildi. “Onları bulduğunuz yerde öldürün.” genel hükmünce amel edip onlardan büyük bir kitle öldürüldü.<15> Bu katliamdan ve İslam sultanının o alçak topluluğa karşı gerçekleştirilen bu siyaset intikamının duyurulması konusundaki düşüncesinden sonra, sapık şah<16> tarafından durumun gidişini araştırmak için casusu olarak gönderilen bu taifeden biri tutuklanarak hapsedildi.”<17>


 


     Bu katliam, yine bir başka önemli tanık Defterdar Ebu’l-Fadl Mehmed Efendi’nin Selimşâhnâme’sinde ise “hükm- katl-i âmı cemâat-ı Kızılbaş der memâlik-i Rûm-ı ma’delet-tuhûm<18> başlığıyla şöyle geçmektedir. “Her şeyi bilen Sultan, o kavmin etbâinı kısım kısım ve isim isim yazmak üzere, memleketin her tarafına bilgiç kâtipler gönderdi; yedi yaşından yetmiş yaşına kadar olanların defteri divâna getirilmek üzere emredildi; getirilen defterlere nazaran, ihtiyar genç kırk bin kişi yazılmıştı; ondan sonra memleketin hâkimlerine memurlar defterler getirdiler; bunların gittikleri yerlerde kılıç kullanılarak, bu memleketlerdeki maktüllerin adedi kırk bini geçti.”<19>


 


     Kimi Osmanlı kaynakları öldürülenlerin sayısının kırk bin olduğunu belirtmesine karşın, olayın yakın tanıklarından Defterdar Ebu’l-Fadl Mehmed Efendi, bu kayıtlarda görüldüğü gibi yerel yöneticilere de defterlerin gönderildiğini ve onlar tarafından öldürülenlerle birlikte katlima uğrayanların sayısının kırk binden fazla olduğunu çok açık ve kesin bir dille aktarmaktadır. Bundan da anlaşılıyor ki, yalnızca yerel yöneticilerin kıyımları dışında, yani merkezi yönetimin doğrudan bilgisi ve denetimi dâhilinde öldürülenlerin sayısı kırk bindir. Bir de bunlara yerel yöneticilerin gerçekleştirdiği katliamlar eklenirse, gerçek sayının çok yüksek rakamlara ulaştığı bellidir. Konuyla ilgili yapılan araştırmalarda bu boyut özellikle atlanarak nesnellikten uzak, taraflı bir tutumla katliamın boyutu küçültülmeye ve katledilenlerin sayısının azaltılmaya çalışıldığı görülüyor.”


 


 


 


 


 


 








<1> Bkz. F. Sümer, Safevi Devletinin..., Sayfa 25. Bu durum İkinci Bayezid’in Şah İsmail’e gönderdiği mektuplarda da açık bir şekilde yansımaktadır.



<2> Hadidi, Tevârih-i Al-i Osman (1299-1523), Sayfa 385.



<3> Ferid: Kıyas kabul etmez, üstün kişi.



<4> Serbeser: Baştan başa, büsbütün.



<5>Gazavât-ı Sultan Selim”den aktaran: Selâhattin Tansel, Sultan II. Bâyezit’in Siyasi Hayatı, Milli Eğitim Bak. Yayını, İstanbul 1966, Sayfa 237.



<6> Bununla birlikte belirtmek gerekir ki, Şah İsmail Hatayi yalnızca siyasal kimliğiyle değil, şair kimliğiyle de dalga dalga yayılan bir etkinlik alanı yaratmıştır. Söylediği deyişler dilden dile, telden tele gezerek toplumun umudunu diri tutmuş, aşağıdaki örnekte görüldüğü gibi cem ayinlerinde söylenerek müritleri coşa getirmiştir. “Ali İsmail’em geldim / Alemi seyran eylerem / Zülfikâr durmaz kınında / Günde bin kez kan eylerem // Görürüm düzen düzeni / Kırarım yoldan azanı / Yeni baştan bu düzeni / Bir kavim erkân eylerem // Bindiğim ol Düldül atı / Kimse bilmez bu sıfatı / Vilâyeti kerameti / Tarikatta kân eylerem // Yürür vilâyet leşkeri / Zuhur oldu meydan eri / Gözlü olan gelsin beri / O cana burhân eylerem // Şah Hatayi’m emrim kânı / Yokdurur leşkere sanı / Kayırmaz sufiler canı / Sırrı cana can eylerem.”



<7> Mülk-i Rum=Rum yurdu, toprağı.



<8> Bkz. Celâl-zâde Mustafa, Selim-nâme, (Hazırlayanlar: Ahmet Uğur - Mustafa Çuhadar), Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara 1990, Sayfa 157.



<9> Lamartine tarafından bu durum şöyle anlatılmaktadır: “Sultan Selim Anadolu ve Rumeli’de bulunan bütün Ali taraftarlarını yok etmeye başladı... Özellikle Türkmenler ve Karamanlılar arasında Ali taraftarları çoğalmıştı. Sultan Selim casusları aracılığı ile Anadolu ve Rumeli’nin bütün köy, kasaba ve aşiretlerinde yaşayan Alevilerin listelerini hazırlattı. Bu listelerede yedi yaşından ihtiyarlara kadar kırk bin kişinin adı yazılmıştı... Verilen bir işaret üzerine bu kırk bin kurban acımasızca boğazlandı.” Bkz. Alphonse de Lamartine, Osmanlı Tarihi, Sayfa 370.



<10> Bkz. Solak-zâde Tarihi, Cilt 2, Sayfa 16.; Hoca Sadettin Efendi, Tacü’t – Tevarih, Cilt IV, Sayfa 176.; Müneccim-başı Ahmet Dede, Sahaif-ül-ahbar fi Vekayi-ül-a’sâr, Cilt 2, Sayfa 457.



<11> Zuhuri Danışman, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Cilt 5, Yeni Matbaa, İstanbul 1965, Sayfa 168.



<12> Çaldıran savaşı hazırlığı sırasında.



<13> Yavuz Sultan Selim.



<14> Bu dayanaklar Şeyhülislam fetvalarıdır.



<15> Bitlisi’nin bu tanıklığı, yönetim yanlısı biri olarak yönetim tarafının bakış açısıyla ilgili getirdiği yorum ve yaptığı aktarımlar büyük önem taşımaktadır. Ayrıca Bitlisi’nin kesin bir sayı vermekten kaçınması ve “bulduğunuz yerde öldürün” hükmü uyarınca “büyük bir kitle öldürüldü” demekle yetinmesi bu Kızılbaş katliamının gerçek boyutlarını anlamak açısından da önemlidir.



<16> Burada kastedilen Şah İsmail Hatayi’dir.



<17> İdrîs-i Bidlîsî, Selim Şahnâme, Sayfa 130. Bu bakış açısı ve değerlendirmeler Bidlisi’nin taraflı duruşunu/bakışını yansıtıyor olsa da, aslında arka plan iyi deşelendiğinde bu değerlendirmelerin, olayın hem nitel, hem nicel boyutunu anlamak ve çözmek için oldukça anlamlı olduğu görülecektir.



<18> “Kızılbaş toplumunun katliam hükmü, Rum (Anadolu) memleketlerinde adalet tohumu.”



<19> Aktaran: Şehabeddin Tekindağ, Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi, a.g.d., Sayı 22, Sayfa 56.



LEYLA AKGÜL [14.11.2008 16:46:00]

hü erenler

hü erenler.


allahın selamı üzerinize olsun.muhammed ali oniki imamlar hızır darda olanların darına yetişsin. mevla alevi cemaatini her iki cihandada muhammed ali yolundan ayırmasın.


Selçuk dede biz oray&gonca hınıs çamurlu köyünden ellerinizden öpüyor selamlarımızı iletiyoruz.



oray [07.11.2008 16:41:00]

ALEVİ İMAMLAR

Merhaba Canlar;


Ben sizlere Alevi olup ama sünni imamlardan bahsetmek istiyorum.Çevremde ve duyduklarımla azımsanamayacak kadar Alevi sünni imam yetiştiriliyor canlar.Bu bahsettim yöre özellikle Karadeniz bölgesidir.Bilmiyorum özellikle mi seçliyorlar yoksa bilinçlimi...Şunu çok iyi biliyorum durum ciddi bir o kadarda vahim...


Nedendir bilmem bu imamlara sorarsanız biz sadece meslek icabı  bu iş yapıyoruz diyorlar...Ben şu tehlikeyi sezinliyorum ASİMİLASYON  bundan başkasıda olamaz.Size soruyorum..bu imamların çocukları sizce ne kadar Aleviliği ve kendi kültürünü öğrenebilirler?Bence kocaman HAYIR.... hiçbir zaman...gerekçelerini anlatmaya gerek yok sizler zaten biliyorsunuz.


Özellikle Alevi aydınlarına ve sizlerin neznizde tüm Alevi ve Bektaşi aydınlarına sesleniyorum bu yaraya bir bakın lütfen ....kangren olmadan ....


hz.ALİ yardımcıları olsun..


TEŞEKKÜRLER


 



Gültekin DALKIÇ [05.11.2008 18:56:00]

düzeltme

 


Sayın Başkanım


E-mail adresimi düzeltilmiş halde yolluyorum


hasan00177@hotmail.com


                Saygılarımla


             Hasan SERİN  


     Güzelköy Muhtarı Güzelköy Ayvacık-ÇANAKKALE


        0286733 0076



hasan serin [05.11.2008 13:07:00]

Osmanlı Gizli Tarihinde Pir Sultan Abdal ve Bütün Deyişleri

 

Osmanlı Gizli Tarihinde Pir Sultan Abdal ve Bütün Deyişleri


Kategori

Ali Haydar AVCI
Osmanlı Gizli Tarihinde
Pir Sultan Abdal ve Bütün Deyişleri.
Gözden Geçilirmiş 3. Baskı


 


30.10.2008 tarihinde Gözden geçilirmiş 3. baskısı yapılan Osmanlı gizli tarihinde Pir Sultan Abdal çalışmasıyla ( Resmi belgelerle, Pir Sulatanın 500 ü aşan deyiş ve şiirlerinin analizleriyle ) Tarihe ışık tutan Ali Haydar AVCI 14 ve 16 yüz yılda yaşanan olayları belgeleriyle analiz ederek özellikle Pir Sultan Abdal adına yapılan bazı yanlış çalışmaları çürütmüştür.


Ayrıca : HUBYAR Sultanın Erdebil Dergahı Halifesi olduğu belirtilmekte ve Pir Sultanın Köyü olan Banaz ın bir bölümünün Hubyar ocağına bağlı olduğu ( Hubyar Talibi olduğu ) Ali Haydar AVCI da bulun belgeyle ilk olarak ortaya çıkmıştır.





 

 

Hubyar yöresinde Hınzır paşa  ve Osmanlıda Hızır paşa  olarak anılan Pir Sultanın asılması sağlayan  Hızır paşayı resmi belge ile kanıtlayarak Pir Sultan  Abdal asıldımdı asılmalımı çelişkisine son  vermiştir.

 

  Kitabında :

  Ayrılmam katardan ben şimden geri

 

Şu yalan dünyada ne bulduk vefa

Fırsat elde iken süregör sefa

Bezirganlar başı pirim MUSTAFA

Ayrılmam katardan ben şimden geri

 

Davran ey sevdiğim yokuşa davran

Kalktı Şah’a doğru gidiyor kervan

Erenlerden böyle kaldı bu devran

Ayrılmam katardan ben şimden geri

 

Pir Sultan Abdal’ım  aşığı çoklar

Kardaş bulamamış özünü yoklar

Korktuğumuz yerden Yaradan saklar

Ayrılmam katardan ben şimden geri

 

Yukarda analizi yapılan deyişte  1527  Kalender Çelebinin başlattığı ünlü ‘’Şah Kalender Yürüyüşü ‘’nün olduğu   Bu katarın başlarından  bazıların Şah  Haydar , Pir Çafer ,  Pir İsmail ve  Pir Mustafa  olduğu  . Ali Haydar AVCI’nın çalışmalarında  Pir Mustafa’nın HUHYAR’IN dedesi Mustafa  olduğu kanısına  varılmıştır.

 

Ayrıca : HUBYAR Sultanın  Erdebil Dergahı Halifesi olduğu belirtilmekte  ve   Pir Sultanın Köyü olan Banaz ın bir bölümünün Hubyar ocağına  bağlı olduğu ( Hubyar Talibi olduğu )  Ali Haydar AVCI ‘da bulun belgeyle ilk olarak  ortaya çıkmıştır.

 

Aşağıda ki dörtlük de  olduğu gibi  Pir Sultanın Erdebil  dergahı ile deyişler  yazdığı  bilinmektedir.

 

Behey yezit ne yelersin kastıma

Erdebil’de Şah Safiden buyrugum

İlettin Urum’a çoban eyledin

Sırtımdaki alet midir çağlığım

 

Pir Sultan Abdal’ım alır satarım

Askeri Mehdi’ye meyil  katarım

Mansur olup şu cihanı atarım

Her ağaçta olmaz benim yaylığım

 

Zünnunoğlu Halil Ayaklanması (1527 )

 

Zünnunoğlu Halil Ayaklanması da değinen Ali Haydar AVCI  Zünnunoğlu Halil’in  danışmanı  Hubyar tekkesinin piri Hubyar Baba’ydı  Hubyar Babanın  yaşının 35 olduğu Kavovada Hubyar taliplerinde  bulunduğu  ve nerdeyse o dönemdeki bütün çatışmalarda  ısrarla kaz ovanın ele geçirilmek istenen  yerlerden  biri olduğunu vurgulamaktadır.

 

 

 

Kitapda :

 

- 1 Giriş / 15

 

 - 2 16. Yüzyılın İlk Yarısında Rum Eyaletlerinde Ortaya Çıkan Ayaklanmalar ve Bunların Pir Sultan’a ve Bölgeye Etkisi /30

- 3  Osmanlı Vergi Sisteminin Toplumsal Yaşama Etkisi ve Vergi Türü Olarak Gerdek Vergisi / 45

- 4  Osmanlı Dönmende  Konar-Göçerler ve Ayaklanmaların Yapısal Özelliği üzerine kısa bir değerlendirme

- 5 Pir Sultan Abdal’ın Kalender Çelebi Ayaklanmasıyla  İlişkileri ve Alevi Toplumunda  ‘’Şah ‘’ Tasarımı /81

- 6   Dergah ve Zaviyelerin Yapılanması ve Pir Sultan’ın Bu Kurumlarla İlişkileri  / 92

       6-1. Dergah ve Zaviyelerin Oluşumu /92

       6- 2. Pir Sultan’ın Dergah ve Zaviyelerle  ilişkileri /97

- 7 Kalender Çelebinin Eylem Güzergahı, Mahmut paşa’nın Konuyla İlgili Arzı ve Pir Sultan’ın Deyişlerinde Yansımaları

- 8 Yıldız Dağı ve Banaz Köyünde Konaklayan ‘’Şah’’ Eyleme Katılan ‘’Gaziler’’/ 134

- 9 Alay Alay Gelen ‘’Gaziler’’ ve Bir simge Olarak ‘’ Kızıl börk yada ‘’Kızıl başlık’’/165

- 10 Pir Sultan Abdal’ın Yaşadığı Döneme İlişkin Diğer Kanıtlar ve Şah İsmail Hayati ve Şah Tahmasp’la İlğili Deyişler /173

- 11 16. Yüzyılda Rum (Sivas) Eyaletinin Sınırları ve Sivas Beylerbeyi –Yeni Bir Hızır Paşanın Tarihsel Kimliği ve İlgili Belgeler /216

- 12 5 Pir Sultan Abdal – Balım Sultan/ Hacı Bektaş Dergahı İlişkisi ve Zaman Belirlenmesi Acısından Önemi /228

- 13  Pir Sultan – Hızır Paşa İlişkisi / 241

-14 Alevilere Yönelik Suçlamalar – Öngörülen Ceza ve Uygulamalar  ve Pir Sultan’da Yansılamaları / 254

- 15 Pir Sultan’ın Asılmasıyla İlgili Önemli Bir Deyiş ve Asılma  Sonrası  Yakılan Ağıt /275

- 16 Belgelerde Osmanlı Yönetiminin Alevi- Kızılbaş Toplumuna Karşı Yaklaşımı ve Bu Durumun Pir Sultan’ı Etkileme  Boyutu /285

-17 Deyişlerde GEÇEN Kimi İpuçlarının  Tarihsel Kaynaklarla bir arada değerlendirilmesi /313

- 18  ‘’ Kazova’ya Dikilen Sancak’’ ve Pir Sultan Abdal’ın Şah Kalender Eylemleri İlgili Diğer Deyişleri  /326

- 19  Pir Sultan Abdal’a İlişkin Kimlik Tartışmaları ve Deyişlerde   Yansıyan Coğrafya /352

- 20 Aşıkların Deyişlerinde Pir Sulan Abdal’a İlişkin Yansımalar /368

- 21 Pir Sultan Abdal’nın Gizlenme Dönemi  ve Balkanlara ‘a Geçiş /381

- 22 Pir Sultan Cemaati ve Pir Sultan’ın  ‘’Şam’’ ile İlgili Deyişleri /388

- 23 Kırsal Alan Yaşamının Pir Sultan’ın Deyişlerine Yansıması /394

- 24 Pir Sultan’la İlgili Kimi Düzeltmeler /401

       Aşık Ali İzzet’in Pir Sultan Demeleri  /401

       Pir Sultan – Kul Himmet İlişkisi , ‘’Bende’’nin Bir Deyişi be  Bir Yanılgı /419

       Pir Sultan Abdal’ın Eylemlerine ‘’ Kanıt ‘’ Er Mustafa’nın  Deyişi /427

- 25 Dönemin  Olaylarından Yansımalar : Hargün Köyü  ve Ağıt /Deyiş /433

- 26  Pir Sultan Ocağı /438

         1. Ocak Nedir ? /438

         2. 2. Pir Sultan Ocağı /445

- 27 Pir Sultan Deyilerindeki Düzeltmelerle İlgili Kısa Bir Değerlendirme / 463

- 28 Sonuç /467

- 29 Deyişler /497

- 30 Şüpheli Deyişler /867

- 31 Sözlük /871

- 32 Kaynakça / 833

- 33 Dizinler /905

       1. Deyişler  Dizini /905

       2. Şüpheli Deyişler  Dizini /914

       3. İnceleme İçindeki Deyişler  Dizini /914

       4. Pir Sultan’a Ait Olmayan Deyişler  Dizini /917

       5  Kişi ,Topluluk ve Yer Adları Dizini / 918

- 34 Belgelerden Örnekler / 929

- 35 Resimler

- 36 Harita / 992

 
İlgili çalışmalara yer verilmiştir.

 

Çalışmaları ile halkımız aydınlatan  ve vakfımıza çalışmalarıyla   destek sağlayan  Ali Haydar AVCI  teşekkür ediyoruz.

 

NOKTA  KİTAP :

Tel     : 0212 243  43 03


 

 

 Ali Haydar AVCI:

Tel     : 0049 0 172 580 90 18


 

 

 

 

Hubyar Vakfı

 



Haydar CAN [03.11.2008 10:18:00]

hirsizlik

gelin canlar bir olalım


 



sínem cakir [31.10.2008 13:54:00]

Sevgili Yılmaz Can; siteye yazmış olduğu mesajla telefonlarımı istemiş, bende bu vesile ile öncelikle Karacaahmet Dergahı yönetici ve gönül verenlerine sevgilerimi sunuyorum. Hakk Muhammed Ali, Karacaahmet Dergahı gibi geçmişten geleceğimize ışık olan varlıklarımızı daim eylesin.


Sevgili Yılmaz, Ankaradaki Hüseyin Gazi Dergahı ziyaretimizde kalabalığın fazla olması nedeniyle uzun kalamadık. İnşallah yeniden bir araya gelecez. Tekrar bir araya gelme dileğiyle....


0532 797 62 29



Sinan BOZTEPE [30.10.2008 23:38:00]

YARDIM TALEBİ

Sevgili Canlar


Ben Sizlere Çanakkale İli Ayvacık İlçesine bağlı Güzelköy`den yazıyorum.Köyümüz  Kaz Dağları eteklerinde Alevi-İslam İnancına sahip 120 hanelik bir Türkmen Köyüdür.Köyümüz cem evinin 300 metrekare halıya ihtiyacı vardır.Madden sıkınıda olduğumuzdan dolayı bunu burada dile getirmek zorunda kalıyorum.Bizim bu konuda derdimize derman olacak kardeşlerimizden yardım bekliyorum.Yardım edeceklerin telefon ve adres yoluyla bize ulaşmalarını rica ediyorm.


 


                  Sevgi ve Saygılarımla


         Güzelköy Halkı Adına


 HASAN SERİN(KÖY MUHTARI)


GÜZELKÖY-AYVACIK-ÇANAKKALE


05432030380-02867330076


hasanserin0177@hotmail.com



HASANSSERİN (GÜZELKÖY MUHTARI) [29.10.2008 23:35:00]

hasan dede ocagı

arkadaş saygılarımı sunarım ben sadece soyumu arıyorum  babam hayata deyil dersim pülümürlü babam  hasan dede ocagından oldugunu söylerdi ben dedelerimi atalarımı arıyorum kendim araştırmacı filan deyilem hastanede yogun bakım hemişeresiyim saygılar  deniz öztunc....

deniz öztunc [21.10.2008 20:37:00]

Masum Bir İstek

Dergaha emeği geçen herkese saygılarımı sunuyorum. Ben fırsat buldukça Ankaradan İstanbula gelir, pazar günleri cemlerinize katılırım. Dergahı o mistik havası her zaman beni etkiliyor. o nedenle istanbula geldikçe başka yerlere uğramadan direk dergaha geliyorum.


Sizlerden bir isteğim olacaktı, umarım dergah yöneticileri bu isteğime cevap verirler. bir alevi dedesine ulaşmak istiyorum. ismi sinan boztepe dede.


kendisini en son ankara hüseyin gazi dergahında cem yaparken görmüştüm. gerçekten çok beğendim, eski köy dedelerinin cemi oldu. sanki hala o cem gözlerimin önünde devam ediyor. ama telefonunu almayı unutmuşum. siz büyük bir dergah olduğunuz için tanıyacağınızı umut ettim. eğer dedeyi tanıyorsanız telefon numuarasını verirseniz sevinirim. kendisini ankaraya davet etmek istiyoruz.


şimdiden yardımlarınızdan ötürü teşekkür eder, saygılarımı sunarım.



Yılmaz Can [20.10.2008 17:02:00]

Secere Yardımı

İyi günler,

 

Köklerini arayan biri olarak.  Dedem jandarma Albayı Numan Hamdi Ertem Arapkir Ocaklar köyünden olduğunu biliyorum. Güzel efendi soyundan geldiği büyüklerce bildiriliyor. Böyle bir kimlikli zat varmıdır.

 

Diğer Dedem Alan aşiretinden Ali Şirin Gemlik`e yerleşmiş. Oradaki lakabı Kürt Ali Çavuştur. Tuncelide bir kısım akrabaları Pülümürde yaşamış.

 

Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.

 

Gürhan Şirin

 

 




Gürhan Şirin [17.10.2008 10:48:00]

İki Şecere

Merhaba Deniz bey! Şecereler hakkında yorum yapmışsınız ve doğru olmadığını vurgulamışsınız. Sebebi ise; Osman ve Ömer isimlerinin geçmesi. Öncelikle bir sualim olacak. Kaç defa Nakibül Eşraf kayıtlı şecere okudunuz ve Nakibül Eşraf deftelerine baktınız? Ben en az üç yıldan beri bu konuda araştırma yapıyorum. Hace Ahmed Yesevi`nin yayınlanan şeceresi bizzat Nesebname adlı eserde geçiyor ki bu eserin sahibi Hace Ahmed Yesevi`nin babası Şeyh İbrahim`dir. Ayrıca Kazakistan`da ve Türkiye`de Hace Ahmed Yesevi`nin kızı Gevher Hatun neslinden olan insanlar dedelerinin şeceresini yayınlamışlardır. Birde siz kendinizin Hasan Dede Ocağı`ndan olduğunuzu vurgulamışsınız. Dikkatinizi çekmek isterim; Hasan Dede Ocağı ile Şeyh Hasan Ocağı aynı ocak değildir. Hasan Dede Ocağı mensuplarının anlattıklarına göre Hasan Dede`nin asıl ismi Hasan el-Fakih`tir (Fakih: Fıkhı konuda alim kimse) ve İmam Muhammed Taki neslindendir. Şeyh Hasan ise Selçuklu zamanında Anadolu`ya gelmiş ve yaşamış bir müctehiddir. Rica ediyorum Deniz bey, ikisini birbirine karıştırmayın ve şecereler hakkında net bir bilginiz olmadan yorum yapmayın... İyi günler...

Aleviyyun [16.10.2008 12:29:00]

MERHABA

NE ZAMAN BIR OLACAGIZ NE ZAMAN TEK BIR SES OLACAGIZ...DAGILMIS ALEVI TOPLUMU NE ZAMAN BU ULKENIN EN BUYUK GUCU AYDINLIGI OLACAK..


SEVGILERLE..



MURAT KARACAN [16.10.2008 01:04:00]

hasan dede ocagı

hasan dede ocagı hakında geniş bilgi istiyorum  2 secere diye bir bilgi okudum ama beni tatmin etmedi  ömer .osman. diye soy agaciı koymuş dogrusu ben pek gercekci bulmadım o  ocakdan bir yetkli bilgili birisi acıklama getirirse  daha dogru olur  .ilgililere  saygılar ..deniz

deniz öztunc [13.10.2008 13:03:00]

saz kursu

saz kursu hakında bilgi isıyorum ne kadar ücretli ve ne zaman başlıyacak ve hangı günler...



hasan [11.10.2008 19:59:00]

Aleviler ve Nüfus

Alevilik yükselmelidir. Alevi nüfus çoğalmalıdır. Bizce Türkiye`nin aydınlık geleceği ve kadim Türk kültürünün ilelebet yaşayabilmesi için buna şiddetle gereksinim vardır. Bu cümleden olarak, laik ve ulusal cumhuriyetimizi daha sağlam bir sosyal zemine oturtabilmek için güçlü ve nüfusça daha kalabalık bir Alevi / Bektaşi toplumu inşa
edilmelidir.


Saygılar



oğuzhan [11.10.2008 17:42:00]

BURS

Oğlum Eskişehir Üniversitesi Almanca Öğretmenliğinde okuyor. Bursunuzdan yararlanmak istiyoruz. Cevaplarınızı bekliyorum. Saygılarımla....


 



HÜSEYİN KAYA [23.09.2008 10:42:00]

SELAM

SELAM CANLAR BEN GAZİ ÜNV. İİBF MALİYE 1 ÖĞRENCİSİ HASBİ YILMAZ


MADDİ İMKANSIZLIKLARDA DOLAYI EĞİTİM VE ÖĞRETİMİMDE ZORLUK ÇEKMEKTEYİM.YARDIMLARINIZI BEKLİYORUM.


SELAM DOSTA


SELAM YÜCE ŞAH-I MERDAN ALİ`YE



HASBİ YILMAZ [23.09.2008 00:22:00]

slm canlar

gerçekten çok iyi insanlarsınız bizim toplumumuz ve yobaz insanlar nasıl görmek istiyorlarsa sizleri öyle görüyorlar ama çok yanlış ve belkide yetiştirilme tarzları ne diyelim ama emin olunki ben hayatımda bu kadar eli açık ve güler yüzlü insanlar görmedim yani gerçekten ne yazacağımı bilemiyorum inanın bu arada bende bir sünniyim ve size ayriyetten bi gönül bağım vardır sizlerede çok saygılı bi insanımdır ve o diğer yobazlar gibi değilim daha doğrusu onlar gibi düşünen ne ailem nede arkadaşlarım ve gerçkten bi izleyici olarak semah izlemiştim ve çok duygulanmıştım gerçekten çok başarılıydı ve açıkcası kendimi ağlamamak için zor tuttum nediyim ve bir çokta alevi arkadaşlarım var ve ben onlarla olmaktan ve arkadaşlık kurmaktan çok mutluyum ve ben hep şunu düşünmüşümdür sizler olmasınız bu ülkede ne laiklik nede mustafa kemal atatürkün kurmuş olduğu devlet kalırdı iyiki varsınız bu topraklar üzerinde bir ömür boyuda kalıcaksınız inşallah sizleri tanıdığımdan çok utluyum bu arada yazım yayınlanırsa çok sevinirim neyse ya muhammed ya ali sağlıcakla kalın güzel insanlar:)):):):)

bilgin yılmaz [20.09.2008 02:10:00]

hasan dede ocagım.........

babam dersim pülünür anam antalya  bizde hasan dede ocagındanız ocakla ilgili geniş bilgi almak  istiyorum .bir deyiliz biniz birlik olmak istiyoruz ....deniz


 



deniz öztunc [19.09.2008 14:41:00]

Ali Haydar Avcı`nın "Bize De Banaz`da Pir Sultan Derler" kitabı üzerine Ali Balkız`ın bir yazısı

 


Bize de Banaz da Pir Sultan Derler - Ali Haydar Avcı


 


Ali Haydar Avcı``nın kitabı sadece meraklıları için değil; Alevi-Bektaşi tarihine, sorununa ilgi duyan her aydının okuması gereken bir kitap. Ali BALKIZ


 


16. yüzyıl ülkemiz tarihinde daha dün gibidir. Resmi tarihten dün nelerin olup bittiğini biliyoruz. Ama düne bir de Anadolu Halkı`nın gözüyle bakmak istediğimizde, elimizde kimi söylenceler ve halk ozanlarının dizelerinden başka bir kaynak bulamıyoruz. Bu dize ve söylenceleri resmi tarihteki olaylarla eşleştirip analiz yaptığımızda ancak gerçeğin kapısını aralayabiliyoruz. Ali Haydar Avcı`nın "Yeni Belge ve Bilgiler Işığında Pir Sultan Abdal" adlı çalışması bu anlamda eşsiz bir örnek.Avcı, 16. yüzyılın Orta Anadolu`sunu incelerken Şah Kulu, Nur Ali, Bozoklu Şah Celal, Şah Veli, Baba Zünnun, Zünnunoğlu Halil, Kalender Çelebi ayaklanmalarını başlangıç noktası olarak alıyor. Bunlardan özellikle Şah Kulu ve Kalender Çelebi ayaklanmalarının resmi tarihteki yeri ve tanımı ile Pir Sultan şiirlerindeki yansımasını aktarıyor. Ayrıca Şah İsmail Hatayi, Şah Tahmasp, Balım Sultan ve Hızır Paşa`nın Pir Sultan üzerindeki etkileri yine şiirler ve dönemin tarihsel kayıtları aracılığı ile sunuluyor.


 


"500 YILDA NE DEĞİŞMİŞTİR"


 


Bizim; "Dede Pir Sultan", "Ozan Pir Sultan", "Halk Önderi Pir Sultan" diye tanımladığımız ulu ozanı ve öteki halk önderlerini yaratan koşulları düşünce, kültür, ekonomik ve siyasal yönleriyle irdeliyor yazar. Bu kişileri ve çevrelerinde oluşan olayları günün gerçekleri içerisine oturtuyor ve soruyor: "Bunca acı ve kırım neden yaşandı? Yaşanan bunca olumsuzluklardan insanlık ne kazandı? Bu coğrafyayı yüzlerce yıldır egemen kesimlerle aynı çizgiyi paylaşmayan topluluklardan arındırma çizgisinin arkasındaki düşünsel yapı nedir ve bu siyasal gelenek ve düşünce sisteminin günümüze yansımaları nelerdir?..."Avcı`nın bu sorusu önemlidir!Gerçekten bu 500 yılda ne değişmiştir?...O gün Osmanlısının gözünde Anadolu halkı; "reaya" (sürü), "kaba", "görgüsüz", "cahil", "biidrak" (kavrayışı kıt), "azgın", "bozguncu", "ayağı çarıklı", "kızıl börklü Türkmen", "kızılbaş"tır. O nedenle de; "zikr olunan tâife kâfirler ve mülhidlerdür." "Bunları kırıb cemâatlerini dağıtmak cemi Müslümanlara vâcip ve farzdır" diye buyurmuşlardır. Buyruklarını nasıl yerine getireceklerini de tarif etmişlerdir: "Şikâyetçileriniz vardır" deyin, "yol basıp adam katledip, hırsızlık ve yağma yapmışsınız" deyin, "bunu onlara itiraf ettirin, halk böyle bilsin ve defterlerini dürün." Bu buyruk Temmuz 1568 yılında Sıvas Beylerbeyi`ne gönderiliyor. İlginçtir; 2 Temmuz 1993 tarihinden tam 482 yıl önce 2 Temmuz 1511 günü Sıvas`ta Gedik Hanı denilen yerde Şah Kulu katlediliyor. Yine Sıvas`ta 2 Temmuz 1993 yılında olanlar da farklı değil. "Davul çaldılar", "Aziz Nesin`i getirdiler," "Hz. Muhammed`in haremine dil uzattılar" vb. gerekçelerle 35 kişiyi diri diri yakmışlardı. Yakmadan önce de yukarıdaki buyruğa atıfta bulunarak; rastlantıdır belki, aynı tarihi anımsayarak; "Bunlar Yavuz`un kıyamını unutmuşlar mı ki, devletin devamlılığını unutmuşlar mı ki hâlâ buralara gelebiliyorlar" diye sormuşlardı Sıvas yerel gazetelerinde.12 Eylül sonrası; düzmece ifadeleri önceden hazırlayıp sanıklara imzalattıklarını; kendilerince güya ifşa ettirdiklerini, imzalamayanları işkence tezgâhlarında ya öldürdükleri ya da sakat bıraktıkları ise o günleri yaşayan herkesin malumudur.Buradan bakınca bu 500 yılda sahi ne değişmiştir?... Bugün; "ana-baba tanımaz", "kuyruklu", "kestiği yenmez", "selamı alınmaz", "kız alınıp verilmez", "cümbüşcü", "bölücü" vb. sıfatlarla anılıyorlarken ve devletin tanımı ile "iç tehdit unsuru" olarak niteleniyorlarken ne değişmiştir?....Bir yanı bu.Bir yanı da evet çok şey değişmiştir.


 


"KUL" DEĞİL, "YURTTAŞ"


 


Artık başımızda bir padişah yok. Bir meclis var. Kimse artık "kul" değil, "yurttaş"... Ama işte öylesine... "Öylesine"yi "sahici" kılmak ise bizlerin görevi.Ali Haydar Avcı, Pir Sultan Abdal ve yaşadığı çağa ışık tutarak bir bakıma bize bugünkü görevlerimizi anımsatıyor. Dünü bilemezseniz, bugünü çözümleyemezsiniz diyor.Bu kitap şimdiye dek Pir Sultan Abdal hakkında yazılmış tüm kitap ve makaleleri kapsamakla kalmıyor, 200`e yakın kaynağın dışında Osmanlı arşivlerine de girerek oradan yeni belgeler de sunuyor."Bu kitapla amacımız, bilinen söylence ve bilgileri yinelemek değildir. Konuyla ilgili yeni araştırmalar, yeni görüş ve düşünceler sunmak, olanaklar elverdiğince belge ve kanıtlara dayalı biçimde konuya ilişkin çelişki ve karanlıklara ışık düşürmektir" diyor Avcı ve ne güzel ki bunu başarıyor.İki şeyin daha sorulmasına vesile oluyor belki?...O günün Hacı Bektaş Tekkesi Postnişini Kalender Çelebi`yi bugünün suya sabuna dokunmaz ardılları ne kadar tanıyorlar?.... Ne kadar temsil ediyorlar?...Osmanlı, Hızır Paşalarıyla yok olup gitti de, Pir Sultanlar neden hâlâ yaşıyorlar? Sahi Hızır Paşalar yok olup gittiler mi?... Yoksa başka kılığa mı büründüler?...Daha çok soru.İrdelemek de bu değil midir?Sadece meraklıları için değil; Alevi-Bektaşi tarihine, sorununa ilgi duyan her aydının okuması gereken bir kitap. Eline emeğine sağlık Ali Haydar Avcı`nın. Bize de Banaz`da Pir Sultan Derler/ Ali Haydar Avcı/ Cumhuriyet Kitapları/ 334 s.


 


Ali Balkız


 


 



leyla akgül [18.09.2008 15:21:00]

İki Şecere

Merhabalar! Rahmetli İsmail ONARLI Şeyh Hasan`ın Hace Ahmed Yesevi ile amcazade olduklarını ve Şeyh Hasan`ın anne tarafından seyyid soylu olduğunu vurgulamıştı. Tunceli`deki Bodik şeceresinde bunların geçmediğini vurgulamak isterim. Hace Ahmed Yesevi`nin Kazakistan`daki ve Nesebname`de kayıtlı olan şeceresi şöyledir:


İmam Ali Murteza
İmam Muhammed Hanefi
Şeyh Abdülfettah
Şeyh Abdülkahhar
Şeyh Abdürrahman
Şeyh İshak
Şeyh Harun
Şeyh Mümin
Şeyh Musa
Şeyh İsmail
Şeyh Hasan
Şeyh Hüseyin
Şeyh Osman
Şeyh Ömer
Şeyh İftihar
Şeyh Muhammed
Şeyh Mahmud
Şeyh Hace
Şeyh Mahmud
Şeyh İlyas
Şeyh İbrahim
Hace Ahmed Yesevi


Tunceli`deki Şeyh Hasan Ocağı mensubu Budak ailesindeki Nakib`ül Eşraf onaylı şecere ise şöyledir:


1-Kusay
2-Haşim
3-Abdülmuttalib
4-Ebu Talib
5-İmam Ali Murteza
6-İmam Hüseyin
7-İmam Zeynel Abidin
8-İmam Zeyd
9-Seyyid Muhammed
10-Seyyid Hasan
11-Seyyid Hüseyin
12-Seyyid Haşim
13-Seyyid Kasım
14-Seyyid Muhammed
15-Seyyid Hamis
16-Seyyid Ali
17-Seyyid Hüseyin
18-Seyyid Memedullah Nadim
19-Seyyid İbrahim
20-Seyyid Mahmud

21-Seyyid Abdullah
22-Seyyid Kurabarisi
23-Seyyid Kemaleddin
24-Seyyid Mikail
25-Seyyid Sahban
26-Seyyid Zekeriyya
27-Seyyid Hüseyin
28-Seyyid Behlül
29-Seyyid Ali
30-Seyyid Muhammed
31-Seyyid Hasan
32-Seyyid Ahmed
33-Şeyh Hasan ve Sultan Seyyid Ocağı


Bu şecereleri yazmamın sebebi ise; Şeyh Hasan Ocağı`ndan olan insanların faydalanması ve Alevi halkımızın daha çok bilinçlenmesidir. Sevgilerimle...



Aleviyyun [17.09.2008 16:00:00]

mrb degerli canlar

mrb degerli canlar öncelikle bu sitemizin kurulmasında büyük emegi olan degerli canlara büyüklerimize sonsuz tşk ederim  başarılarınızın devamını canı gölünden dilerim ben izmitkocaelinden yaşıyorum sevgili dedemiz muharem dedemizlede tanışmam bayraktar köyünde hıdırellez anma etkinliklerine gelmişti ve kendileriylede bu vesiyelle tanışmam olmuştur kendisine burdan sevgi ve sağlılarımı sunar ellerinden  öperim ve bana bir telefon vermişti tanınmış ozanlarımızdan kendiside muharem dedemiz gibi  dededir bundan ötürüde tşk ederim saygı ve sevgileirmle büyüklerimizin ellerinden öperim allah allah eyvallah

mustafa ışık [12.09.2008 22:08:00]
1-2-3-4-5-6-7-... - 88

Yeni Mesaj Gönder

Karacaahmet TV

Galeriye Git

Galeri

Galeriye Git